10. SınıfTarih Dersi

10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – 2. Ünite (2020-2021)

10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları başlıklı bu yazımızda 10. sınıf tarih ders kitabındaki 2. ünitenin içinde yer alan tüm soruların cevaplarını hazırladık. 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 2. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 2. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlanalım” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 2. ÜNİTE İÇİNDE: “Tartışalım”, “Cevaplayalım”, “Yorumlayalım”, “Araştıralım” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 2. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 2. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

10. Sınıf Tarih Ders Kitabı 2. Ünite Cevapları

10. sınıf tarih ders kitabının ikinci ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyasetı̇ (1302-1453), altı kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu altı kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Kavramlar Bölümü Soruları

10. sınıf tarih ders kitabının ikinci ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyasetı̇ (1302-1453) ünitesinin Kavramlar bölümünde yer alan 8 kavramı yanıtladık.

Bitinya Nedir?

Bursa, İznik başkentli Milattan Önce 377 ile 64 arasında krallığını sürdürmüş, Trakya kökenli Bitinler tarafından Roma İmparatorluğu tarafından kurulmuş bir devlettir. Büyük İskender devleti ele geçirmeye çalışmış fakat Botiras’ın oğlu Büyük İskender’i yenmiştir.

İskan Nedir?

İnşaat bittikten sonra devletin binadan haberdar olması için devlete beyanda bulunulur ve eğer devlet binayı onaylıyorsa karşılığında bir belge yani ruhsat verir. Bu belgeye de iskân denir. Kısacası iskanı olan ev devlet tarafından oturmaya izni olundan devlettir. Osmanlı Devletin’de de iskan siyaseti uygulanmıştır.

İstimalet Nedir?

İstimalet sözcüğü Osmanlı Devleti zamanında, Osmanlının fethettiği yerlerdeki gayrimüslimlere veya kölelere hoş görülü davranması, raiyyetperverlik yapmasına verilen kelimedir. Dış ülkelere karşı onları koruma, dinlerini devletlerinde serbest bırakma, onları kendi himayeleri altına alma gibi yaptığı davranışlara verilen addır.

Gaza Nedir?

Arapça olan bu sözcük İslamı korumak, İslam adına savaşmak, İslam için kendi canını ortaya koymak gibi manaları içeren kutsal olarak düşünülen bir kelimedir. Müslüman olmayanlara karşı yapılan davranışlara verilen addır Gaza. Bu savaşta kazanılan her şeye ganimet savaşa katılanlara ise gazi denir.

Fetret Devri Nedir?

Fetret Devri, Osmanlı Devleti padişahı Yıldırım Bayezid’in beş oğlunun dört tanesi arasında taht için verdikleri on bir yıl süren savaşın sürdüğü devire verilen addır. Bu savaş padişah Yıldırım’ın Timur’da yenilip esir düşmesinden kaynaklı devletti kimin yöneteceğini karar vermek neticesiyle ortaya çıkmıştır.

Ahiyan-ı Rum Nedir?

Osmanlı Döneminde bir teşkilata verilen isimdir. Bu teşkilat içerisinde Yunus Emre ve Ahi Evran’ın da bulunduğu Türk siyasi durumunun kötüleştiği ve iç savaşlar çıkmaya başladığı dönemde fütüvvet teşkilatının Türk standartlarına uygun hale getirilip ortaya çıkmıştır. Bu teşkilat dönemin toplumunun manevi yapısını güçlendirmek için ortaya çıkmıştır.

Bacıyan-ı Rum Nedir?

Bacı, kız kardeş anlamına gelmektedir. Bacıyan birleştiğinde kadınlar olmuştur. Rum da Anadolu demektir. Yani Anadolu Kadınlar Birliği demektir. Bu birlik ilime sanata, bilime, ahlaka önem veren bir birlik olup sosyal ve kültürel hayata önemli bir katkısı vardır.

Tekfur Nedir?

Anadolu’daki ve Rumeli’deki Bizans İmparatorluğu’nda valilerle Hıristiyan beylerine verilen ad.

Hazırlanalım Bölümü Soruları

10. sınıf tarih ders kitabının ikinci ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyasetı̇ (1302-1453) ünitesinin Hazırlanalım bölümünde yer alan 4 soruyu yanıtladık.

Osmanlı Beyliği’nin Kurulduğu Coğrafya, Beyliğe Ne Gibi Avantajlar Sağlamıştır?

Osmanlı Devleti yer aldığı coğrafya açısından oldukça prestijli bir konumdaydı. 13. yüzyılda Osman Bey tarafından bir beylik olarak kurulan Osmanlı Devleti’nin dünyaya hükmedecek kadar büyük bir İmparatorluk haline bürünmesindeki en büyük etken bu coğrafyadır. Coğrafyası içerisinde İpek Yolu gibi dönemin popüler ve işlek ticaret yollarına olan ulaşılabilirliği sebebiyle Osmanlı Devleti’nin gelişimi ivme kazanmıştır. Ticaret yollarının yakınlığı sebebiyle Osmanlı devleti Bizans’a ticarete giden tüccarlar için uğrak bir nokta haline gelmiştir. Bu uğrak noktanın alışveriş yapılan bir nokta olması ise Osmanlı devletini ekonomik ve ticari açısından gelişmesini sağlayan bir etken olmuştur. Osmanlı devletinin kurulduğu dönem içerisinde Bizans İmparatorluğu kendi içerisinde çok fazla sorun yaşamaktaydı.

Bizans İmparatorluğu kendi içerisinde bu kadar çok karışıklık yaşarken imparatorluğa oldukça yakın bir coğrafyada yer alan Osmanlı devleti bu durumdan fayda sağlamıştır. Bizans ile girdikleri Koyunhisar Savaşını Osmanlı devletinin kazanmasının ardından Osmanlı devletinin Bizans İmparatorluğu üzerindeki baskısı ve gücü iyice artış göstermiştir. Osmanlı devletinde tahta Orhan Bey’in geçtiği dönemde Bursa’nın fethedilmesiyle beraber Osmanlı devleti coğrafi açıdan daha güçlü bir konum elde etmiştir. Çünkü Bursa, İpek Yolu hattı üzerinde kalan bir şehirdir. Bursa’nın fethinin ardından başkentini de Bursa’ya taşıyan Osmanlı devleti ticari perspektiften oldukça güçlü bir konuma yükselmiştir. Bursa’nın ve ardından Edirne’nin fethinin ardından Osmanlı devletinin Balkanlara ilerlemesine ortam oluşmuştur. Balkan ülkelerinin ise güçlü devletlerden meydana gelmiyor oluşu Osmanlı devletinin genişlemesi için oldukça kolay olmuştur. Balkanları zorlanmadan fethetmişlerdir. Bunun yanı sıra Osmanlı devleti bulunduğu Anadolu coğrafyası içerisindeki küçük beylikleri tek tek kendilerine katarak daha da güçlü bir devlet olmuştur. Zamanla da Osmanlı İmparatorluğu haline gelmiştir.

Gazaya Dayalı Fetih Politikasının, Osmanlı Beyliği’nin Rumeli’deki İlerleyişine Etkileri Nelerdir?

Gaza, Osmanlı Döneminde oldukça kullanılan bir kelimeydi. Gaza, İslam dini için verilen kutsal savaşa verilen addır. Gaza savaşında kazanılan her maddi şeye ganimet. Savaşa giden kimseye de gazi denir. Bizanslılarla yaptığı gaza savaşı sayesinde beylikler dönemindeki beylikler tarafından onurlandırılmıştır. Ve diğer beyliklerden daha üstün bir konuma yerleşmiştir. Bu sayede beylikler arası güç ve otorite savaşlarından uzak kalmış bu savaşlardan etkilenmemiş ve dahil bile olmamıştır. Ve ayıca takdirlerini kazanmıştır. Bizans’ın içindeki iç savaş ve anlaşmazlıklar sayesinde Bizans’a yaptığı savaş kolaylaşmış ve kazandığı ganimetler ve zaferler sayesinde itibarı ve gücü yükselmiştir. Alpler ve gazilerin Osmanlı Devleti ile birlik oluşturmaları sağlanmıştır. Halkta sözü geçen yaşlılar, büyükler ve dervişler tarafından Bizans’a yaptıkları gaza takdir görmüş bu sayede Türk halkının devlete olan bağı artmıştır. Bu fetihler Osmanlı Devleti’nin gücünün yönünü Rumeli’ye yönlendirmesine sebebiyet vermiştir. Bu da toprak büyümesi olarak olumlu bir katkı sağlayacaktır.

Osmanlı Devleti, Uygulamış Olduğu İskan Politikasıyla Neleri Hedeflemiştir?

İskan politikası Osmanlı Devleti’nin savaşlarda elde ettiği toprakları kontrol etmek üzere kullandığı yöntemlerden biridir. Bu politika doğrultusunda Osmanlı Devleti işgal ettiği topraklarda yaşayagelmiş halkı halihazırda Osmanlı siyasi birliğine bağlı topraklara gönderip bu yeni yerlere de oralarda yaşayan halkı gönderirdi. Bu politika sayesinde Osmanlı Devleti savaşlarda işgal ettiği yeni yerleri kontrol etmeyi kolaylaştırıyordu. İskan politikası, yeni işgal edilen topraklardaki halkın kendi arasında örgütlenip Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmasını engellemek ve bu yeni toprakların da Osmanlı kültürüne iyice adapte olmasını sağlamak amacıyla uzun yıllar boyunca kullanılmıştır. İskan politikasının başlıca amaçları arasında fethedilen toprakların Türkleşmesi ve İslam dininin etkisi altına girmesini sağlamak, bu topraklarda uzun vadeli bir egemenlik kurmak, halkın devlete karşı örgütlenmesini önlemek, Osmanlı Devleti’ne olan kültürel ve sosyal bağlılığı artırmak sayılabilir.

İskan politikasıyla, fethedilen toprakların Osmanlı Devleti’ne katılmasını sağlamanı yanı sıra Anadolu’da halihazırda uzun yıllardır yaşayan ve nesillerdir aralarında anlaşmazlık olan kalabalık ailelerden birini yeni topraklara göç ettirerek bu çatışmaları sonlandırmak da amaçlanır. Özetlemek gerekirse Osmanlı Devleti iskan politikasıyla kendi hakimiyet bölgesine yeni katılan toprakların denetimini kolaylaştırmayı, kültürel ve siyasal birlik sağlamayı, halk arasındaki anlaşmazlıkları sonlandırmayı ve göçebe halkı yerleştirmeyi amaçlamıştır.

Osmanlı Devleti, Anadolu’da Türk Siyasi Birliğini Sağlamak İçin Hangi Adımları Atmıştır?

Osmanlı Devleti’nde Türk siyasi birliğini sağlama çalışmaları oldukça erken başlamıştır. Bu hususta ilk çalışmalar Orhan Bey dönemine tekabül etmektedir. Bu dönemde hem toprakları genişletmek hem de çevredeki siyasi birliği sağlamak amacıyla Karesioğulları Beyliği’ni Osmanlı Devleti topraklarına dahil etmiştir. Devletin temellerinin atıldığı bu dönemlerde henüz gücünü yeni yeni kazanmaya başlayan Osmanlı Devleti bu tarihlerde çevresinde bulunan ve komşu Türk beylikleriyle iyi geçinmeye özen göstermiş, sınır komşularıyla arasını iyi tutmaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti’nin erken dönemlerindeki bu politikası sayesinde Türk beylikleri arasında anlaşmazlık yaşanmamış, Anadolu’da barış sağlanmıştır.

Orhan Bey’in oğlu 1. Murat döneminde ise Germiyanoğulları Beyliği’nin kızıyla 1. Murat’ın oğlu Yıldırım Beyazıt’ı evlendirerek iki beylik arasındaki ilişkiler güçlendirilmiştir. Devlet yönetimi 1. Murat’tan sonra Yıldırım Beyazıt’a geçtiğinde ise barışçıl politika bir kenara bırakılmış ve Anadolu’daki siyasi birlik savaşlar ve toprakların Osmanlı egemenliğine katılmasıyla sağlanmaya başlanmıştır. Bu dönemdeki politikalarla birçok Türk beyliği Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Böylece Osmanlı Devleti’nin bir beylik olarak kurulduğu dönemlerde Anadolu’da birçok Türk beyliğini olması ve siyasi birliğin sağlanamamasına rağmen Osmanlı Devleti’nin büyüdüğü dönemlerdeki politikaları sonucu Anadolu’nun büyük bir kısmında hakimiyet kurmasıyla Anadolu’da Türk siyasi birliği sağlanmıştır.

Konu İçindeki Sorular

10. sınıf tarih dersinin ikinci ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyasetı̇ (1302-1453) ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Coğrafi Konumun, Anadolu’nun Çok Kültürlü Bir Yapıya Sahip Olmasındaki Etkileri Nelerdir?

Anadolu yüzyıllardan beri birçok topluma, birçok devlete ev sahipliği yapmış bir topraktır. Tarihin hangi dönemine bakacak olursanız olun Anadolu için savaş veren devletlere denk gelmeniz kaçınılmazdır. Uzun yüzyıllardan beri uğruna bu kadar savaş verilen Anadolu toprakları tarih boyunca sayısız devlet tarafından kontrol edilmiş, birçok kez el değiştirmiştir. Bu yıllardan getirdiği tarihi mirasın bir parçası olarak çok kültürlü, kozmopolit bir topluma ev sahipliği yapan bir toprağa dönüşmüştür. Anadolu’da Türk, Kürt, Ermeni, Çerkez, Gürcü topluluklar bir arada yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Anadolu’nun tarih boyunca bu kadar rağbet gören bir yer olmasının birçok önemli nedeni vardır. Bu nedenler genelde Anadolu’nun bulunduğu coğrafi konumla ilişkilendirilir.

Anadolu konumu gereği Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir köprü görevi görmektedir. Dolayısıyla bu iki kıta arasındaki haberleşme, ticaret gibi ilişkileri denetlemek için oldukça iyi bir seçim olmuştur. Örneğin Asya’dan Avrupa’ya uzanan ve uzun yıllar boyunca faaliyet gösteren İpek ve Baharat Yolu Anadolu toprakları üzerinden geçmekteydi. Bu nedenle bu yolu kontrol altına almak Avrupa’da yer alan devletlerin Asya devletleriyle olan ticari ilişkilerinden haberdar olmayı ve gerektiğinde bu ilişkilere karışmayı sağlıyordu. Bunların yanı sıra Anadolu, çok verimli topraklara ev sahipliği yapması, dört mevsimin belirgin bir şekilde yaşanması, üç tarafının denizlerle çevrili olması gibi nedenlerden ötürü de devletler için çok değerli olmuştur. Tüm bunlardan dolayı tarih boyunca birçok halka ve kültüre ev sahipliği yapmış ve dolayısıyla kozmopolitan bir coğrafya olmuştur.

Tarih Şeridindeki Siyasi Gelişmelerin, Anadolu’nun Sosyal Hayatına Etkileri Nelerdir?

(Bu Soru Sayfa 50’deki Tarih Şeridine Göre Yanıtlanmıştır.)

Moğol istilasıyla birlikte özellikle Anadolu’nun doğusunda yaşayan topluluklar Moğol baskısına dayanamayarak evlerini, topraklarını birer birer terk etmek zorunda kalmışlardır. Anadolu’nun batısına doğru gerçekleşen bu göç dalgası göç eden halkın birçok zorlukla karşılaşmasına neden olmuştur. Bununla birlikte gerçekleşen göçler sonrası halk arasında yeni sosyal ilişkiler kurulmaya başlanmıştır. Takip eden süreçte Moğollar, Harzemşahlar ve Selçuklular arasındaki çatışmalar hızını kesmemiştir. Harzemşahlar’ın Türkiye Selçukluları tarafından mağlup edilmesiyle Moğollar ve Selçuklular arasındaki tampon bölge kalkmıştır ve Selçuklu-Moğol çekişmeleri çok daha şiddetli bir hal almaya başlamıştır.

Bu süreçte savaşın da etkisiyle özellikle Anadolu’nun doğusunda yaşamakta olan halk birçok zorluk ve baskıyla karşı karşıya kalmış, uzun yıllar zorluk içinde yaşamlarını devam ettirmişlerdir. Bu sürede Batıya göç eden Türkmenler Anadolu’nun iç kısımlarının batı kıyısına kadar olan bölümünün Türkleşmesini ve bu bölgelerde Türk hakimiyetinin artmasını sağlamışlardır. Göçlerin sona erip Türkmen toplulukların da Anadolu topraklarına yerleşmesiyle Anadolu Türk kimliğini iyice oturtmuş ve artık Türk toprakları olarak bahsedilmeye başlanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşuyla İlgili Yeterli Kaynak Olmamasının Nedenleri Neler Olabilir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili birçok görüş vardır. Bu görüşlerin birbirinden ayrışmasının ve hiçbirinin doğruluğunun tamamen kanıtlanamamasının en büyük nedeni Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili kaynakların yetersizliğidir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili kaynakların yetersiz olması ise birçok etkene bağlıdır. Bunlardan ilki ve en önemlisi Osmanlı’da tarih yazıcılığının kuruluşundan çok sonra başlamasıdır. Osmanlı Devleti’nin 1299 yılında kurulmasına rağmen tarih yazıcılığı yaklaşık 1410’lu yıllarda başlamıştır. Arada kalan yüz yılı aşkın dönem süresinde kulaktan kulağa aktarılan bilgiler güvenilirliğini kaybetmiştir.

Bunun yanı sıra bir beylik olarak başlaması ve uzun süre boyunca böyle devam etmesi, devlet düzenine geçilmesini zorlaştırmıştır. Kurulduğu bu dönemlerde bir devlet düzeninde işlemediği için yapılan ticaretler, komşu ülkelerle ilişkiler gibi durumlar ve olaylar kayıt altına alınmamıştır. Bunun doğal bir sonucu olarak da Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili yazılı bir kaynağa erişim söz konusu değildir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili yeterli kaynak olmamasının bir başka sebebi de var olan kaynakların da şu an erişimin mümkün olmadığı yani zamanla yitirilmiş kaynaklardan yararlanarak hazırlanmış olmalarıdır. Bu sebeple şu an elimizde olan kaynakların da doğruluğunun test edilmesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerden dolayı Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili kesin bir kanıya varılamamaktadır. Bu da birçok tezin ortaya atılmasına sebebiyet vermektedir.

Metinde Osmanlı Tarihi Araştırmacıları İçin Hangi Sorun Vurgulanmıştır?

(Bu Soru Sayfa 51’deki Metne Göre Yanıtlanmıştır.)

Bu metinde Osmanlı Devleti’nde tarih yazıcılığının kuruluşundan çok sonraki yıllara tekabül etmesine ve bu nedenle Osmanlı Devleti’nin tarih yazıcılığının başladığı yıllar olan 1400’lü yıllardan önceki siyasi, askeri, ekonomik, sosyal ya da coğrafi gelişmelerle ilgili güvenilir kaynakların çok az olması sorunu ele alınmıştır. Tarihçilerin yakındıkları durum Osmanlı Devleti’nin yüz yılı aşkın bir süre yaşadığı hiçbir gelişmenin tam emin olunarak, kanıtlara dayandırılarak değerlendirilememesidir. Tarih yazıcılığının geç başlaması Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve bunu takip eden yıllarla ilgili bilginin çok kısıtlı olmasına yol açmıştır. Bu durum ise Osmanlı tarihi ile ilgilenen tarihçilerin işlerini bir hayli zorlaştırmaktadır. Metinde sözü geçen kütüphane ve arşiv kaynaklarının yetersiz olması birçok tarihçi ve araştırmacı için bir dezavantaj oluşturmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin, Kuruluş Dönemi’nde Fetih Yönünü Batı Olarak Belirlemesinin Sebepleri Neler Olabilir?

Osmanlı Devleti’nin kurulduğu coğrafya Batı Anadolu olarak adlandırılan günümüzdeki Bursa, Yalova çevresidir. Kurulduğu dönemde bu coğrafyadaki birçok beylikten biridir. Sonrasında ise hepsi müslüman olan bu beylikler tek padişah ve devlet altında güçlerini birleştirerek bir dönem sınırları Avrupa’dan Asya ve Afrika’ya uzanan güçlü bir imparatorluğun temellerini atmışlardır. Osmanlı Devleti’nin kurulduğu dönemde dünyada önde gelen güçlü devletlerin hemen hepsi Osmanlı’dan coğrafi olarak uzakta, doğudadır. Osmanlı Devleti’nin ilk fırsatta fetih yönünü Batı’da Avrupa coğrafyasına çevirmesinin başlıca nedenlerinden biri budur.

Batı’da Roma İmparatorluğu’nun da kuvvet kaybetmesi ile Osmanlı Devleti ile askeri açıdan başa çıkabilecek bir devlet yoktur. Aynı zamanda insan yerleşimleri de dağınık olduğundan Osmanlı Devleti’nin savaş dahi yapmadan rahatça ilerleyebileceği geniş toprak parçaları da mevcuttur. Osmanlı Devleti İstanbul’un da fethi ile Batıda mutlak bir güç ve hakimiyet kurmuştur. Osmanlı Devleti topraklarını genişletip askeri ve politik anlamda daha da güçlenmesinin ve doğudaki devletlere üstünlük sağlayabileceği zaman Asya ve Afrika’da fetihler yapmıştır. Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde fetih yönünü ilk olarak batıya çevirmesinin birisi de devlette hakim olan gaza anlayışıdır. Müslüman bir devlet olarak kurulan Osmanlı Devleti için öncelikli hedef aynı dini paylaştığı doğu devletleri yerine Batı devletleri olmuştur.

İslamiyet’i daha geniş bir coğrafyaya yaymak, Allah uğruna fetihler yapıp gavurlarla savaşmak Osmanlı Devleti için sadece politik veya maddi bir mesele değildir. Osmanlı Devleti, Batı yönündeki ilerlemeye aynı zamanda manevi bir anlam da yüklemiştir. Bu aynı zamanda ordunun motive olmasına da yardımcı olmuştur. Osmanlı Devleti ve ordular bu dönemde halkı ve orduyu batıya ve hristiyanlığa karşı kışkırtmış bu sayede daha sağlam ve sağlıklı bir şekilde topraklarını genişletebilmiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde fetih yönünü ilk olarak batıya çevirmesinin birden fazla sebebi vardır. Bu tercih başarılı olmuş ve Osmanlı Devleti kısa sürede güçlenip geniş topraklara yayılmıştır.

Batı Anadolu’daki Beyler Arasında Osman Gazi’nin Ön Plana Çıkmasını Sağlayan Etkenler Nelerdir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde Osman Bey dışında da müslüman askeri liderlerin rolü vardır. Birçoğu Osman Bey ile beraber savaşlara girmiş olan bu komutanlar Osman Gazi’nin içlerindeki en başarılı gaza lideri olduğuna karar vermiştir. Gaza islamı daha geniş topraklara yaymak için Allah’ın adıyla müslüman olmayan ülkelerin topraklarını fethetme amacıdır. Osman Gazi de ortak bir karar neticesinde bu amaç için en becerikli askeri lider konumundadır. Osman Gazi’nin gaza liderliği hem Bizans hem de islam kaynakları tarafından teyit edilmiştir. Bu durum Osman Gazi’yi bu coğrafyadaki genel bir lider konumuna getirmiştir. Diğer beyler de dahil olmak üzere bu coğrafyada yaşayan müslümanlar onu liderleri olarak kabul etmişlerdir bu nedenle de saygınlığı artmıştır. Müslüman beyliklerin de bir bağlamda tek çatı altında toplanmasını sağladığında Osman Gazi askeri ve politik gücünü iyice arttırmıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Osman Gazi Kimdir? Osman Gazi Türbesi Nerede? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Osmanlı Beyliği’nin Kuruluş Tarihlerindeki Farklılıkların Sebebi Neler Olabilir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihini ortaya koyma görevi 10 Şubat 1914 tarihli bir kararla o dönem tarih araştırmaları ile ilgilenen Tarih-i Osmani Encümeni kurumuna verilmiştir. Kurumda bu araştırma konusu ile ilgilenecek araştırmacının adı ise Efdaleddin Bey’dir. Efdaleddin Bey öncelikli olarak hali hazırda var olan kaynakları kapsamlı şekilde ilerleyerek birçok bilgi edinir. Bu bilgiler paralelinde Efdaleddin Bey Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını ilan ettiği yılı miladi 1299 hicri 699 olarak yansıtır fakat Efdaleddin Bey’in bu araştırmalar sonucu ulaştığı bilgiye göre uç gazilerinin oy birliğiyle padişaha karar vermesinin ardından padişahın elinin öpüldüğü ve kımız içilen resmi bir taç giyme töreni mevcuttur.

Efdaleddin Bey bu törenin tam tarihi konusunda net bilgiye ulaşamadığından bu bölüm tam olarak aydınlatılamaz. Efdaleddin Bey bu konuda basın yoluyla halktan yardım almayı da denemiştir. Ellerindeki işe yarayacağını düşündükleri tarihi belgeleri getirmelerini istemiştir. Bu sayede daha geniş bir veri tabanını yoklamış olmayı hedefleyen Efdaleddin Bey sınırlı sayıda geri dönüş neticesinde bu konuda net bir bilgiye ulaşamamıştır. Bu nedenle araştırmanın bu bölümü tam olarak aydınlatılamamıştır.

Doğu ve Batı Dünyası İçin İznik’in Önemli Olmasının Sebepleri Neler Olabilir?

İznik tarih boyunca defalarca farklı devletlerin kontrolü altına geçmiştir. Dolayısıyla birçok din ve kültüre de ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. I. Haçlı Seferi sırasında Hristiyanların eline geçen İznik 1105 yılında tekrar kurulan Selçuklu Devleti ile müslümanların kontrolüne geçmiştir. 1147 yılında şehir Bizans kontrolü altına girmiştir. 1204 ve 1261 yılları arasında ise İstanbul’u kontrol altına alan bir Latin krallığı neticesinde bir süre sürgün Bizans’ın başkenti olmuştur. Zaman ile dini ve stratejik bir değer kazanan İznik Bizans İmparatorluğu’nun kaybetmeyi göze alamayacağı bir şehir konumuna gelmiştir. Bizans imparatoru I. Konstantinos’un hristiyanlığı kabul etmesinin ardından öncelikle I. Konsil’in olmak üzere dini açıdan birçok önemli toplantı da burda yapılmıştır. Bu da İznik’in Bizans için önemini iyiden iyiye arttırmıştır. Hem maddi hem manevi açıdan Bizans İmparatorluğu’nun kaybetmek istemeyeceği toprakların başında gelmektedir.

Bu bağlamda İznik’te bir de askeri valilik kurulmuştur. İznik Opsikyon Tema’sının merkezi olmuştur. Bu sayede önemli kontrol merkezlerinden biri haline gelmiştir. İznik bununla beraber Selçuklular ve dolayısıyla Türk’ler için de büyük önem taşır. 1075 yılında Dar-ül-İslam’ın da bir parçası haline gelen il Selçuklu için de vazgeçilmez olmayı başarmıştır. Bu bağlamda tarih boyunca büyük bir rekabete sahne olan İznik topraklarının 1331’de Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesinin arkasında da yine manevi, dini sebepler vardır. Cihat anlayışının hakim Olduğu Osmanlı Devleti ve Ordusu için İznik topraklarının fethedilmesi sadece maddi ve politik çıkarlar elde etmenin ötesindedir. Din ve benzer sebeplerden ötürü İznik şehri tarih boyunca devletler için çok önemli olmuştur.

Osmanlıların, Rumeli’de Fethettikleri Bölgelere Türk Ailelerini Yerleştirmelerinin Amaçları Neler Olabilir?

Osmanlı Devleti kuruluşunun ardından coğrafi avantajının da etkisiyle kısa sürede geniş topraklara yayılmayı başarmıştır. Yapılan bu keşifler her ne kadar Osmanlı Devleti’ni politik ve askeri anlamda güçlendirse de kimi durumlarda devlet için problem yaratabilir. Osmanlı Devleti başka insanların yaşadığı toprak parçalarını savaşarak, ordu gücüyle ele geçirmiştir. Başka din, dil ve kültüre sahip bu insanlar doğal olarak Osmanlı Devleti topraklarını işgal etmiş olsa da kültürlerinden kopmuş, daha önceki hayatlarını unutmuş değillerdir. Birçok farklı kültüre sahip bu insanlar devletin birlik ve bütünlüğü için kimi zaman tehdit olabilir. Özellikle Osmanlı Devleti gibi sınırları çok geniş bir coğrafyaya yayılmış bir imparatorluk için toprakları içinde bir bütünlük oluşturmak çok önemlidir.

Bu bütünlüğü oluşturmayı sağlamanın yolu ise benzer şeylere inanan, benzer kültürleri olan, benzer bir dili konuşan insanların mevcudiyetidir. Bu nedenle dönem koşulları çerçevesinde osmanlı Devleti’nin fethettiği yerlerdeki kültürleri ülke için bir zenginlik kaynağı sayması mümkün değildir. Olası bir isyan veya ayaklanmayı engellemek için de en uygun yol asimilasyon bir diğer değişle o coğrafyadaki kültürü ‘yontarak’ kendi kültürüne benzetmektir. Bu bağlamda kurum isimlerinin değişmesi, bölgeye Türk ailelerin yerleştirilmesi kullanılan metotlardandır. Osmanlı Devleti Rumeli topraklarını ele geçirdiğinde de bu bölgede yaşayan topluma ülkenin birliği için birer tehdit gözüyle bakmıştır. Osmanlı Devleti’ne göre bu bölgede yaşayan farklı bir dine inanan, farklı bir dilde konuşan, farklı bayramları olan, farklı dansları olan bu insanlar devlet için birer tehditten fazlası değildir. Bu sebeple Osmanlı da güç kaybı yaşamamak, birliği korumak için kültürünü bu coğrafyaya empoze etmeye çalışmıştır. Bölgeye Türk ailelerinin yerleştirilmesi de kullanılan tekniklerden birirdir.

Çimpe Kalesi’nin Ele Geçirilmesinin Osmanlılar’ın Rumeli’deki Fetih Politikasına Etkileri Nelerdir?

Osmanlı Devleti kurulduğu dönemde Rumeli’den başlamak üzere coğrafi olarak batısında kalan coğrafyada kendisini askeri olarak tehdit edebilecek veya karşı koyabilecek başka bir devletle karşılaşmamıştır. Bu nedenle Fatih yönünü batıya çevirmiştir. 1352 yılında henüz Orhan Bey döneminde Rumeli’den ilk defa bir kale fethetmeyi başarmıştır. Bu kale hem Çanakkale Boğazı’na hem de Saros körfezine kıyısı olan Çimpe kalesidir. Çimpe Kalesi’nin fethi Osmanlı Devleti’nin batı yönünde topraklarını genişletmesine ön ayak olarak kabul edilebilir. Orhan Bey döneminde fethedilen kale bu dönemde Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki askeri üsü olmuştur.

Coğrafi olarak merkezi bir yerde bulunması da Osmanlı’nın bölgedeki hakimiyeti sağlamasını kolaylaştırmıştır. Gelibolu Yarımadası’nda bulunan kale Osmanlı Devleti için büyük stratejik önem taşımaktadır. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki otoritesini de korumasına uzun süre yardımcı olmuştur. Öyle ki Sultan Orhan’ın oğlu Süleyman Paşa’nın yoğun uğraşı ile Gelibolu Yarımadası’ndaki kalenin ele geçirilmesinin iki yıl ardından Gelibolu’yu kontrolü altına almıştır. Bu sayede stratejik gücünü iyice arttıran Osmanlı Devleti’nin Trakya’nın güneyini birkaç yıl içine fethetmesi ve Avrupa için ciddi bir tehdit oluşturması işten bile olmamıştır.

Osmanlı Devleti, Balkanlarda Kalıcı Olmak İçin Hangi Politikaları Uygulamıştır?

Rumeli’ye geçişlerinden sonra Balkanlara doğru bir fetih politikası izleyen Osmanlı Devleti bu fetihler sonucunda topraklarını oldukça genişletmeyi başarmıştır. Ancak bu topraklarda kalıcı olabilmek ve daha iyi yönetebilmek için bu bölgelerde iskan ve istimalet adında iki politika izlemiştir. Bu politikalardan iskan politikası doğrultusunda yeni fethedilmiş Balkan topraklarına Anadolu’dan göçebe Türk aileleri yerleştirilmiştir. Bu sayede Osmanlı Devleti hem Türklerin yerleşik hayata geçişi sağlayarak vergileri daha düzenli hale getirmiş hem de yeni fethedilmiş toprakların Türk ve İslamlaşmasını sağlayarak egemenliğini arttırmıştır.

Ayrıca bu bölgelerde Türklerin varlığı sayesinde gayrimüslim halkın ayaklanma ihtimalleri azalmış, fetih hareketleri süreklilik kazanmıştır. Bu politikalardan ikincisi olan istimalet politikası ise Osmanlı Devleti’nin hoşgörü politikasıdır. İslam hukukunda zimmet antlaşması olarak geçen kavram, İslam hukukuyla yönetilen Osmanlı Devleti’nde de istimalet politikası adıyla uygulanmıştır. Bu politika doğrultusunda Osmanlı Devleti fethettiği topraklarda yaşayan toplulukların ve azınlıkların dini ve kültürel yaşantısına karışmamış ve bu inançlara hoşgörülü bir şekilde yaklaşmıştır. Devlet, dini ve kültürü ne olursa olsun fethettiği topraklar içindeki halkın can ve mal güvenliğini sağlamış, farklı din ve kültürlerdeki insanları da kendi halkı olarak görmüştür. Osmanlı Devleti, dönemine göre gösterdiği bu hoşgörü ve eşitlik politikalarıyla gayrimüslim halkın da sevgisini kazanarak Balkanlarda da, fethettiği diğer topraklarda da egemenliğini arttırmış ve fethettiği geniş topraklar boyunca kalıcılığını sağlamayı başarmıştır.

Yıldırım Bayezid Dönemi’ne Kadar Osmanlı Devleti’nin Beyliklere Karşı Farklı Politikalar İzlemesinin Sebepleri Neler Olabilir?

13. yüzyılda Moğol akınları ile ekonomik ve politik olarak iyice güçsüzleşen Anadolu Selçuklu Devleti son olarak 1243 Kösedağ Savaşı ile birlikte beylikler üzerindeki otoritesini iyice kaybetti. Bu savaşın sonucunda Moğolların İlhanlı kolu Anadoluda yönetimi ele geçirince beyliklerin çoğu bağımsızlığını ilan ettiler. Böylelikle Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılışına sebep oldular. Birden oluşan güç boşluğuyla beraber birçok beylik hem içinde hem de diğer beyliklere karşı Anadolu’nun kontrolü için mücadeleye girişti. Osmanlının da küçük bir uç beyliği olduğu bu zamanlarda Osmanlı Bitinya bölgesinde kontrolünü sağladıktan sonra diğer beyliklere saldırgan bir tutum sergilemek yerine ilişkilerini iyi tuttu. Mücadelesini parçalanmış Bizans İmparatorluğuna karşı verdi. Osmanlı Devleti, Yıldırım Beyazıt sultan oluncaya kadar Balkanlarda gayrimüslimlere karşı verdiği gazalarla hem güçlendi. Hem de diğer beyliklerle iyi bir tutum içerisinde kaldı.

Ancak Bizans tehdidini büyük ölçüde engelledikten ve yeterli güce ulaştıktan sonra Osmanlı Devleti, Anadolu Beyliklerini gerek evlilik gibi diplomatik yollarla gerek toprak satın alarak gerek de savaşlarla bünyesine katmaya başladı. Ayrıca bu sırada Karamanoğlu beyliği de kendini Anadolu’daki Türklerin siyasi birliğini sağlayacak bir devlet olarak görüyordu. Memlüklerin yardımıyla diğer beylikleri etkisi altına alıyordu. Bu sırada yeterli güce ulaşmış olan Osmanlı Devleti Balkanlar’da ilerlemesini durdurup beyliklere karşı olan politikalarını değiştirmiştir. Anadolu’da Türk siyasi birliğinin sağlanıp toprak mücadelesinin durması için Anadolu topraklarını egemenliği altına almaya başlamıştır.

Yıldırım Bayezid’in Anadolu Beylikleri ile İlgili Politikaları Nelerdir?

Diğer beylikler üzerinde hakimiyet kurmaya başladığı ilk dönemlerde Osmanlı Devleti hala küçük ve merkezi otoritesini sağlamlaştıramamış bir beylikti. Bu dönemde diğer beyliklerle ilişkilere dikkat edildi ve I. Murad’ın politikaları kapsamında, bir kısım beylikler Osmanlı Devleti’nin altında “vassal” olarak yarı özerk şekilde yaşamaya devam ettiler. Bu politikalar doğrultusunda Osmanlı Devleti beyliklerin yönetimlerine ve iç işlerine büyük ölçüde karışamasa da altındaki beyliklerden vergi ve asker alıyor bunun karşılığında onların dış güçlere karşı korunmasını üstleniyordu. Bu sistem her ne kadar dönemin feodal yapısının ayrılmaz bir parçası olsa da bir İmparatorluk olmayı hedefleyen Osmanlı Devleti, I. Murad’ın şehid edilmesinin ardından Karamanoğlu beyliğinin harekete geçtiğini de görünce bu sistemi bırakmıştır.

Bunun yerine Bizans İmparatorluğu’nun yönetim politikalarından da ilham alarak Yıldırım Beyazıt beyliklere karşı olan politikalarını değiştirmiştir. Yeni politikalar doğrultusunda tıpkı Roma veya Bizans İmparatorluğu’nda olduğu gibi beylikler de dahil olmak üzere kontrol edilen bütün topraklar sancaklara bölünmüş ve her sancağın başına merkezi otorite tarafından yöneticiler atanmıştır. Beyliklere karşı getirilen bu yeni politika sayesinde Osmanlı Devleti merkezi otoritesini sağlamlaştırmış, dönemine göre çok daha az iç karışıklıkla uğraşmış ve daha büyük bir coğrafyaya yayılmayı başarmıştır. Bu sırada eski beylerin başkaldırılarını engellemek ve bir denge oluşturmak için de Osmanlı’nın tımar sistemi kapsamında bu beylere toprak verilerek düzen sağlanmıştır.

Hamitoğullarının Osmanlı Devleti’ne Topraklarını Satma Nedenleri Nelerdir?

Tıpkı Osmanlı Devleti gibi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla ortaya çıkan bir beylik olan Hamitoğulları Beyliği, bulunduğu merkezi konum nedeniyle etrafında bulunan diğer beyliklerle sürekli bir mücadele içinde olmuştur. Osmanlı Devleti Bitinya bölgesini ve Rumeli’yi kontrol altına aldıktan sonra I. Murad döneminde Anadolu’da siyasi bir birlik sağlamak amacıyla Anadolu’daki beylikler çeşitli şekillerde ele geçirilmiştir. Hamitoğulları Beyliği de mücadele içinde olduğu Karamanoğulları beyliğinin baskısından kurtulmak için topraklarının büyük bir kısmını 80.000 altına Osmanlı Devleti’ne satmıştır. Bu satıştan sonra Hamitoğulları beyliği Isparta ve Eğirdir bölgelerini, bu bölgeler bir sancağa bağlanana kadar kontrol etmeye devam etmiştir. Cumhuriyet’in başlangıcına kadar da bu bölgeye Hamid adı verilmiştir.

Aynı Dönemde Yaşamış Türk Devletlerinin Birbirleriyle Mücadele Etmesinin Sebepleri Neler Olabilir?

Tarih boyunca gerek büyük imparatorluklar gerekse küçük beylikler halinde geniş bir coğrafyada yaşayan Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin en büyük sebebi hakimiyet arayışıdır. Diğer boylara hükmetmek ve siyasi birliği kendi eline almak isteyen birçok Türk devleti tarih boyunca birbirleriyle mücadele etmiştir. Bunun yanında eski Türklerden gelen kut inancı da beyliklerin birbirleriyle ve dış uluslarla savaşmasına etkili olmuştur. Bu mücadelelerin yaygın olarak görüldüğü son dönem ise Osmanlı’nın kuruluşunun başlangıcı olan İkinci Beylikler dönemidir. Bu dönemde Anadolu’daki Türk siyasi birliğinin lideri Anadolu Selçuklu Beyliği yıkılmış ve altındaki beylikler birer birer bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu dağılma sonucunda ortaya çıkan güç boşluğunda birçok beylik Anadolu’daki siyasi Türk birliğini ele geçirmek için diğer beyliklere karşı mücadeleye girmiştir.

Anadolu’daki Türklerin siyasi birliği kendi liderlikleri altında toplamak her beyliğin hayali olmuş ve Bizans İmparatorluğunun tehditi hala tamamen yok olmadığı için beylikler Anadolu’da birliği sağlayarak gelecekte Bizans İmparatorluğunun yapabileceği saldırılara karşı Anadoluyu savunmak istemişlerdir. Bu doğrultuda İkinci Beylikler Döneminde birçok Türk beyliği birbiri arasında mücadele ederek birbirlerine karşı üstünlük kurmaya çalışmış, Anadolu’daki Türklerin tek lideri olmayı amaçlamışlardır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmasından iki yüzyıl sonra da büyük bir güce ulaşmış olan Osmanlı Beyliği, Anadolu’daki diğer beylikleri egemenliği altına alarak Anadolu’daki siyasi birliği tekrardan sağlamıştır. Bu dönemden sonra ise Anadolu’da beylik kavramı kalmamış, beyliklerin toprakları Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi otoritesine bağlanarak beylik sistemi yok edilmiştir.

Timur’un, Ankara Savaşı’ndan Sonra Şehzade Mustafa’yı Yanında Götürmesinin Amacı Nedir?

Osmanlı Devleti küçük bir beylik olmaktan çıkıp Anadolu ve Rumeli’yi hakimiyeti altına almış güçlü bir devlet olmaya başladığı sıralarda Timur da İran ve Orta Asya’da büyümeye devam ediyordu. Osmanlı Devleti 1396’da Niğbolu Savaşı ile Balkanlardaki topraklarını güvenceye aldığı sırada Timur, Celayirli ve Karakoyunlu Devletlerini egemenliği altına almış, bu beyliklerin beyleri Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır. 1400 yılında Anadolu’ya giren Timur’un Sivas’ı yağmalaması ile Timur ve Yıldırım Beyazıt’ın arası da açılmıştır. Timur bu dönem Memlüklerin zayıflığından faydalanarak Suriye’yi de topraklarına kattığı sırada Yıldırım Beyazıt’a bir mektup göndererek, ondan kendi hakimiyetini tanımasını, Karakoyunlu Beyliği’nin hükümdarını kendisine teslim etmesini, Anadolu’da fethettiği beylikleri beylerine geri vermesini ve şehzadelerden birini rehin olarak gönderilmesini istemiştir.

Yıldırım Beyazıt bu mektubu reddedince Timur ordusunu toplayarak Ankara’ya kadar yürümüştür. 28 Temmuz 1402 yılında Çubuk ovası yakınlarında yapılan savaşta Timur, Osmanlı tarafında bulunan Türkmen askerlerinin saf değiştirmesinin de yardımıyla Yıldırım Beyazıt’ı mağlup etmiştir. Bu mağlubiyet ardından esir alınan Yıldırım Beyazıt ve şehzade Mustafa Çelebi ölümlerine kadar Timur’un esiri olarak kalmışlardır. Timur sultanı rehin olarak tuttuğu için Osmanlı Devleti’nin hakimiyeti altına aldığı beylikleri, beylerine geri vermiş ve Anadolu’daki siyasi birliği bozarak Osmanlı’nın ilerleyişini durdurmuştur. Mustafa Çelebi’yi yanında esir olarak tutmasıyla da hem taht kavgası içinde olan diğer şehzadelere gözdağı vermiş hem de Osmanlı’nın şehzadesini esir tutmasıyla gücünü halka göstermiştir. Ayrıca bir şehzade esir almasıyla ileride Osmanlı tahtı üzerinde hak iddia edip parçalamak ve tedirgin etmek de Mustafa Çelebiyi esir tutmasının bir nedenidir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Ankara Savaşı Nedir? Nedenleri, Sonuçları ve Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

İsyanları Organize Eden Liderlerin Açık ve Gizli Amaçları Neler Olabilir?

İsyanları organize eden liderlerin amaçlarından önce, isyanların şekillerini ve yaşandığı durumları düşünmek gerekir. Osmanlı özeline baktığımızda, önemli askeri birlikler ve azınlıkların ayaklandırılarak çıkarılan isyanlar görülür. Osmanlı’nın bölgelerinde söz sahibi olan “derebeyi” profilindeki liderlerin veya bahsi geçen önemli askeri birliklerin başkomutanları bu isyanları başlatan ve liderleri olan kişilerdir. Belirli topluluklar üzerinde güç sahibi olan bu kişiler, yönetimin zor olduğu koşullarda isyanlar başlatarak bu zorluktan faydalanarak kendilerine çıkar sağlamaya çalışırlar. Yönetimin zorluğundaki kasıt ise, savaş dönemlerinde cepheye odaklanmış devlet, padişahın ölümünden sonra yerine geçecek kişi için yapılan taht kavgaları, alınan kararlar sonucu tepki gösteren ve sinirli olan halkı kontrol etmeye çalışan devlettir.

Bahsedilen durumlarda sivrilen ve ayaklanmaları organize eden liderler, farklı durumlar için farklı amaçlar gütmüşlerdir. Halklarına kendilerine ait ve kendileri tarafından yönetilen bir toprak vaadi, yeni gelecek padişahların yöneticilik özelliklerine sahip olmayışları ve devletin bekasını istemeleri, sinirli halkın hak ettiği özgürlüklerine kavuşacağını ve baskının bitirileceğini söylemeleri bu liderlerin açık amaçlarındandır. Gizli amaçlar ise bu isyanlar gerçekleşirse öğrenilebilecek veya tahmin edilebilecek olgulardır. Birçok durumda bahsi geçen liderlerin güç elde etmek için isyanları organize ettiği görülse de intikam peşinde olan, kişisel meselelerden ötürü kişi ya da kurumlara zarar vermek isteyen veya birçok asılan liderde iddia edildiği üzere düşman devletler adına ajanlık yapan liderlerin olduğu da söylenebilir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Şeyh Bedreddin Kimdir? Şeyh Bedreddin Olayı Nedir? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

II. Murad’a Karşı Devlet İleri Gelenleri Arasında Oluşan Muhalefetin Sebepleri Neler Olabilir?

İkinci Murad kalabalık bir padişah adayı gruptan çıkıp padişah olmuştur. Kendisinden önceki padişahın ve kabinesinin içerisinde köklü yöneticiler vardır ve Şeyh Bedreddin de bu köklü yöneticilerden biridir. Padişah olduktan sonra kabinesine oluşabilecek gruplanmalar ve güçlenmelerden çekinmesi ve bundan kaçınmak istemesi böyle bir durumda doğal olacaktır. Ailesi içerisinde padişah olamayan kardeşlerinin de kendi pozisyonunda gözü olması ve taht için oluşabilecek kavgalardan dolayı konumunun sallanabilme ihtimali, onun kabinesini güvenebileceği ve kendi tarafında olduğunu bildiği kurmaylarla doldurma isteğini açıklar.

Hali hazırda kalabalık bir destekçi grubu olan ve otoritede söz sahibi olan kurmaylarını kabineden sürmesi ve farklı yerlere göndererek nötrleştirme çabası devlet ileri gelenleri içerisinde bir savunma mekanizması olarak muhalif pozisyon almaya itmiş olabilir. Devlet ileri gelenlerinin profillerinden daha derinlemesine bahsetmek gerekirse, hayatları boyunca aldıkları eğitimler ve uzmanlaştıkları alanlarla, daha önce bulunan padişahların güvenini ve saygısını kazanarak kabineye girmişlerdir. Kabinede bulundukları pozisyonlarının getirdiği forsla beraber devlet yönetiminde önemli söz sahibidirler ve kendi destekçi, sempatizan grupları vardır. Bu sempatizan gruplar gerek devlet liderlerinin etnik kökenlerinden veyahut iş alanlarından bağlantılıdırlar. Bahsi geçen devlet liderlerinin bu pozisyonları kaybetmeleri ellerinde bulunan bu gücü de kaybetmelerine neden olacaktır bu sebeple padişaha karşı pozisyonlarını kaybetmemek için duruş almış olabilirler.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

10. sınıf tarih ders kitabının ikinci ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyasetı̇ (1302-1453) ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

A Bölümü Cevapları

Aşağıdaki terimleri birer cümle ile açıklayınız.

Jeopolitik Nedir?

Bir ülkenin içinde bulunduğu coğrafyanın o ülkenin siyasi gücüne etki etmesidir. Ayrıca ekonomi, nüfus gibi koşullar da o ülkenin siyasi gücü üzerinde etkilidir.

Tekfur Nedir?

Bizans İmparatorluğu’nda valilerle Anadolu’daki ve Rumeli’deki Hıristiyan beylerine verilen addır.

Yahşi Fakih Menakıbnamesi Nedir?

İlk Osmanlı tarihçisi olan Yahşi Fakih’in 15. yüzyılda yazdığı Osmanlıların kuruluşunu anlatan tarih kitabıdır. Günümüze kadar ulaşmamıştır. Eser hakkındaki bilgiler Aşıkpaşaoğlu’nun yazdığı tarih kitabında yer almaktadır.

Babailer Ayaklanması Nedir?

12. ve 13. yüzyıllarda Anadolu halklarının, özellikle göçebe Türkmenlerin ekonomik ve toplumsal durumunun kötüye gitmesi sonucunda 1239’da Baba İlyas yandaşlarının başlattığı ayaklanmadır. Anadolu Selçukluları dönemindeki en önemli siyasi olaylardan biridir.

İstimalet Politikası Nedir?

Osmanlı Devleti’nin fetih politikalarından biri olan istimalet politikası fethedilen topraklardaki halkın yaşayış, inanış, örf ve adetleri konusunda hoşgörülü ve anlayışlı davranmasını kapsayan ve bu sayede otoriteye bağlı kalmalarını amaçlayan politikadır.

B Bölümü Cevapları

Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

Osmanlı Beyliği’nin Kuruluşu ile İlgili Farklı Rivayetlerin Olmasının Sebepleri Nelerdir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde yeterli kayıt ve belgelerin olmaması ve olanların da zaman içerisinde kayıp ya da yok olmasıdır.

Osmanlı Beyliği’nin Rumeli’ye Geçişini Sağlayan Olaylar Nelerdir?

Çimpe kalesinin Osmanlılara verilmesi, Karesioğulları Beyliği’nin Osmanlı Beyliği’ne katılması, Osmanlıların gaza politikası gütmesi, Osmanlıların Bizans ile olan mücadelesi.

Osmanlı Beyliği İskân Politikasını Uygularken Hangi Hususlara Dikkat Etmiştir?

Osmanlı Beyliği, hakimiyet ve otorite kurabilmek adına fethettiği yerleri Türkleştirmeyi amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda Osmanlı Devleti yeni fethettiği bölgelere kendi ülkesindeki Türkleri yerleştirmiştir.

1402 Ankara Savaşı’na Ortam Hazırlayan Gelişmeler Nelerdir?

Timur ve Yıldırım Bayezid bölgedeki kaynakları ele geçirmek ve kontrol altında tutabilmek için birbirleriyle savaşı göze almışlardır. Orta Çağ boyunca toprak en önemli ekonomik kaynakların başında yer aldığı için her iki lider de toprak elde etmeye çalışmıştır. Her ikisi arasında Cihan hâkimiyeti anlayışı da bulunmaktadır.

C Bölümü Cevapları

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. D 2. E 3. B 4. C

Ç Bölümü Cevapları

Aşağıdaki soruları “İstimalet Politikası” başlıklı metinden yola çıkarak cevaplayınız.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluştan İtibaren Uyguladığı Yönetim Politikaları Hangi Temel İlkelere Dayanmaktadır?

Osmanlı Devleti’nde adalet, vicdan, müsamaha, istimalet kavramları temel ilke olmuştur.

Osmanlı Toplumunda İstimalet, Adalet Gibi Kavramların Geçici Bir His Olmaması Hangi Sonuçları Ortaya Çıkarmış Olabilir?

Ülkenin geleceği için fethettiği topraklarda daha kalıcı olmuştur. Böylece 600 yıl boyunca çok geniş topraklara hükmetmiş siyasi otoritenin güçsüzleştiği zamanlarda bile toprak kayıplarına çok uğramamış ya da büyük isyanlar çıkmamıştır.

Osmanlı Beyliği’nin Dünya Gücü Haline Gelmesinde Etkili Olan Unsurları Nelerdir?

Anadolu Selçuklu Devleti’nin etkisi Anadolu’da çok azalmış, 1243 Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu’da beylikler ortaya çıkmaya başlamıştır. Anadolu’daki bu siyasi bölünmüşlük Osmanlı Beyliği’nin kısa sürede büyümesine zemin hazırlamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluştan İtibaren Uyguladığı Yönetim Politikalarının Gerekçeleri Neler Olabilir?

Fethettiği topraklarda yaşayan insanları güven ve sevgilerini kazanıp devlete bağlamak böylece kalıcılığı sağlamak ve oradaki ekonomik hayatı canlandırarak ülkenin ekonomik olarak güçlenmesini sağlamaktır.

Osmanlı Devleti’nin Uzun Ömürlü Olmasında; Adalet, İltimas, İstimalet Durumlarından Hangilerinin Etkili Olduğu Söylenebilir?

Doğru Cevap: D şıkkı yani I ve III

Toplumu Huzur ve Barış İçerisinde Yönetmek İsteyen Osmanlı Devleti, Aşağıdakilerden Hangisini Sürekli Bir Devlet Siyaseti Haline Getirmemiştir?

Doğru Cevap: B şıkkı yani İskan

Aşağıdaki soruları “Yıldırım Bayezid” başlıklı metinden yola çıkarak cevaplayınız.

I. Bayezid’in “Yıldırım” Lakabıyla Anılma Sebepleri Nelerdir?

Yıldırım Bayezid’in daha şehzadeliği döneminden itibaren katıldığı savaşlarda gösterdiği cesaret ve süratli hareketlerinden dolayı kendisine bu lakab verilmiştir.

I. Bayezid İçin “Yıldırım” Lakabından Başka Hangi Unvan Kullanılmıştır?

Yıldırım Bayezid’e Abbasi Halifesi tarafından Sultan-ı İklim-i Rum unvanı da verilmiştir.

Yıldırım Bayezid’in Faaliyetlerinin Osmanlı Devleti’nin Siyasi Hayatına Etkileri Nelerdir?

Osmanlılar, Müslüman devletler arasında saygınlığını arttırmış, siyasi gücünü yükseltmiş böylece bölgede sözü geçen bir devlet olmuştur. Bunun dışında Avrupalı devletlere karşı da korkulacak bir hükümdar olup dikkat unsuru olmuştur.

Yıldırım Bayezid’in Aynı Yıl İçerisinde Hem Anadolu Hem de Rumeli Topraklarına Seferler Düzenlemesinin Sebepleri Neler Olabilir?

Avrupa’dan gelen seferlerin ve Anadolu Türk beyliklerinin saldırılarının eş zamanlı olarak ya da ardı ardına gerçekleşmesi.

Yıldırım Bayezid’in Fetih Politikaları Göz Önüne Alındığında Bu Politikaların Akıllara Durgunluk Vermesinin Nedenleri Nelerdir?

Yıldırım Bayezid’in akıllara durgunluk vermesinin en büyük sebepleri kısa zamanda büyük işler yapması. Hem Avrupa’da fetihlere başarılı bir şekilde devam edip elindeki toprakları güzel bir şekilde korurken bir yandan da Anadolu Türk siyasi birliğini sağlama yolunda büyük adımlar sağlamıştır.

Aşağıdaki soruları “İskan Siyaseti” başlıklı metinden yola çıkarak cevaplayınız.

Osmanlı Devleti’nin Dünya Devleti Olmasında İskan Siyasetinin Etkileri Neler Olabilir?

İskan politikası bir yandan yurt içindeki konar göçer Türkleri yerleşik hayata geçirerek daha stabil bir demografik yapı oluştururken bir yandan o alana yol, su, kervansaray gibi iskani uygulamalarda bulunması o bölgenin kalkınmasına katkıda bulunmaktaydı. Böylece insanların devlete bağlılığını arttırıp toprak hakimiyetini güçlendirmektedir.

Fethedilen Bölgelerin Şenlendirilmesi İçin Devlet Hangi Faaliyetleri Gerçekleştirmiştir?

O bölgede çeşitli kurumlar açarak, Türkleri yerleştirerek bölgedeki çalışabilecek nüfusu arttırmıştır. Kervansaray gibi kurulumlarla ticareti geliştirerek bölgelerin kalkınmasını sağlamıştır. İnsan memnuniyetini arttırarak insanların devlet ile olan ilişkilerini düzenleyip devlete olan sevgisini ve güvenini arttırmıştır.

“Arz-ı Hal” Ne Demektir?

Arz-ı hâl: Halini arzetme, istida, arzuhal, demektir. Halkın isteklerini devlete aktarmasına denmektedir.

İskan Siyaseti Fethedilen Bölgelerin Vatanlaşmasını Hangi Yollarla Sağlamıştır?

Türklerin yerleşik hayata geçirilmesi, camii gibi Müslüman Türk kültürünün uygulandığı bayındırlık çalışmalarının yapılması, Türk halkının azınlıktan çoğunluğa çıkmasıdır.

Konar-Göçerler Niçin İskan Ettirilmiş Olabilir?

Bölgelerdeki Türk nüfusu arttırmak, daha stabil bir ortam ayarlamak, bölgelerdeki güvenlik düzeyini arttırmak.

Günümüzde Ülkelerarasında Yaşanan Göç Hareketlerine Örnek Veriniz.

Zorunlu göç, mübadele, mülteci göçü, işçi göçü, beyin göçü.


Not: 10. sınıf tarih ders kitabı cevaplarının tamamını için 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler (2020-2021) başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak sitemizin yayın yapmasına destek olun. Tarayıcınızdaki reklam engelleyicisini kapatarak sitemize giriş yapabilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür ederiz. İletişim: bilgi@derstarih.com