Osmanlı-Bizans İlişkileri

Osmanlı-Bizans İlişkileri (Tarih Konu Anlatımı)

Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453)

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 10. sınıf tarih dersinin 2. ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453) ünitesinin 3. konusu olan Osmanlı-Bizans İlişkileri konusuna yer verdik. Osmanlı-Bizans İlişkileri konusunu “Osmanlı Beyliği’nin devletleşme sürecini Bizans’la olan ilişkileri çerçevesinde analiz eder.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Osmanlı-Bizans İlişkileri

Ders: Tarih 10

Ünite: Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453)

Konu: Osmanlı-Bizans İlişkileri

Kazanım: Osmanlı Beyliği’nin devletleşme sürecini Bizans’la olan ilişkileri çerçevesinde analiz eder.

Osmanlı-Bizans İlişkileri konusunda Osmanlı Devleti’nin, Kuruluş Döneminde (1300-1350) Osmanlı-Bizans ilişkileri hakkında tarihi olaylar ekseninde bilgi verdik. Osmanlı Devleti’nin, Kuruluş Dönemi’nde fetih yönünü batı olarak belirlemesinin sebepleri neler olabilir? Doğu ve Batı dünyası için İznik’in önemli olmasının sebepleri neler olabilir? Tekfur kimdir, görevleri nelerdir? sorularını yanıtladık.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Döneminde (1300-1350) Osmanlı-Bizans İlişkileri

Osmanlı Devleti’nin, Kuruluş Döneminde (1300-1350) Osmanlı-Bizans ilişkileri hakkında tarihi olaylar ekseninde bilgi verelim. Osmanlı Beyliği’nin kısa sürede gerçekleştirdiği hızlı gelişmenin sebeplerinden biri de kurulduğu coğrafyadır. Osmanlı Beyliği, kurulduğu dönemde stratejik hareketlerde bulunmuş, Bizans sınırında kurulmuş olmaktan sosyal ve siyasi olarak faydalanmıştır. Bizans’ta yaşanan taht kavgaları, devletin yönetim ve askeri açıdan zayıflayarak bölgede otoritesini kaybetmeye başladığı bir zamanda kurulan Osmanlı Beyliği, Bizans tekfurlarının merkezden uzaklığı ve başına buyruk hareket etmesinden de faydalanmıştır. Beyliğin kurucusu Osman Bey, ilk zamanlarda babası Ertuğrul Gazi gibi Rum tekfurlarıyla iyi geçinerek Osmanlı Beyliğini güçlendirmeyi amaçlamıştır. Osmanlı Beyliği’nin bulunduğu Bitinya Bölgesi’nde, beyliğin kuruluş döneminde, Bilecik ve İnegöl tekfurları güç sahibidir. Yaylak ve kışlaklar arası geçiş yapmak zorunda olan beyliğin yolu, İnegöl tekfurunun topraklarından da geçmektedir. Bu sebepten Osmanlı Beyliği, sorunlu bir ilişkiye sahip oldukları İnegöl tekfuruna karşı Bilecik tekfuru ile yakın ilişkilerde bulunmayı tercih etmişlerdir.

Bu devirde Osmanlılar ve Bizans arasında ilk savaşları olarak da bilinen 1302 yılındaki Koyunhisar Savaşı yaşanmıştır. Bu savaş Rumların ağır mağlubiyeti ile sonuçlanmıştır. Bu zaferlerinden sonra Osmanlı, Bursa’yı hedef almış ve şehrin iki yanına iki hisar yaptırmıştır. Kuşatma süreci epey zaman almış, bu süreçte Osman Gazi’nin vefatı üzerine kuşatmayı oğlu Orhan Gazi devralmıştır. 1321 yılında Mudanya’nın fethiyle de başkentle iletişimi kesilen Bursa tekfuru, 1326 yılında şehri teslim etmiştir. Bursa’nın fethinden aldığı cesaretle rotasını yeniden İznik’e çeviren Osmanlı Beyliği, Maltepe civarlarında Palekanon Savaşı ile Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye uğratır.

Bu savaştan sonra bölge tekfuru umudunu kaybeder ve 1331 yılında şehir Osmanlı hakimiyetine girer. İznik, Osmanlı Beyliği için yeni bir üs haline gelir. 1337 yılında İzmit’in fethedilmesini 1345 yılında Karesioğulları Beyliği’nin alınması izler ve Osmanlı hedefini Rumeli’ye doğrultur. Osmanlı’nın Bizans’ta saltanat işlerine karışması ve Kantakuzenos’a tahta geçmek konusunda ve Sırp işgaline karşı ettiği yardımlar sonucu Çimpe Kalesi’ni alması da Osmanlı’nın kuruluş döneminde yaşanan önemli olaylardandır. Osmanlı Beyliği kısa sürede hızlı bir yayılım politikası izlemiş ve birçok stratejik coğrafyayı kendi sınırları içine katmıştır. Bu fetihler, onun beylikten devlete geçiş sürecinde de etkilidir.

Osmanlı’nın Fetih Yönü: Bizans

Osmanlı Devleti’nin, Kuruluş Dönemi’nde fetih yönünü batı olarak belirlemesinin sebepleri neler olabilir? Osmanlı’nın Bizans sınırında gelişmesinde kuruluşundan beri izlediği fetih politikaları da etkili olmuştur. Tekfurlarla ilişkileri de Osmanlı’nın fetih politikalarını etkilemiştir. Tekfurların düşmanca hareket etmesi, Osmanlı’nın bu bölgeleri de fetih etmesine sebep olmuştur. İnegöl tekfurunun düşmanca eylemleri sonucu bir gece Kulacahisar’ın baskın ile Osmanlı topraklarına katılması buna örnek gösterilebilir. Osman Bey bir fetih planı oluşturmuş ve buna uygun hareket etmeye çabalamıştır. Toprakları, na katmak istediği bölgenin yollarını, çevresini ve stratejik avantajlarını da göz önünde bulundurmuştur.

Osmanlı’nın bölge halkı ile iletişimi de göz ardı edilmemiş, bölgeler fethedilirken önemsenmiştir. Bitinya bölgesinde de hakimiyetini arttıran Osman Bey, fethettiği Karacahisar Kalesi’ni merkezi ilan etmiş ve burada önemli değişikliklere gitmiştir. Buraya bir kadı atanmış ve şehrin kilisesi camiye dönüştürülmüştür. Ayrıca bir pazar kurulmuş, vergi alınmaya başlanmıştır. Bizans ile barışçıl ilişkiler kurma politikasından vazgeçilmiş, bu bölgede fetih hareketlerine geçilmiştir. Yarhisar tekfuru ile Bilecik tekfurunun Osman Gazi’ye tuzak kurması üzerine Bilecik tekfuru ile kurulan dostane ilişkiler terk edilmiş, İnegöl 1299’da fethedilmiştir. Bundan sonraki fetihlerde de Sorkun, Taraklı, Göynük fethedilmiştir. Osmanlı’nın batı yönünde fetihler yapmasında, bölgelerin hakimleri ile ilişkileri, bölgelerin stratejik avantajları, bölge halkının nitelikleri etkili olmuştur.

Osmanlı – Bizans İlişkilerinde İznik’in Önemi

Doğu ve Batı dünyası için İznik’in önemli olmasının sebepleri neler olabilir? Osmanlı Devleti, İznik’i Bilecik’i fethettikten sonra hedef almaya başlamıştır. Başka sorunlarla uğraşılmasından da epey geciken İznik’in fethi, 1301’de Osman Bey tarafından şehrin etrafının kuşatılıp teslim olmaya mecbur edilmesi ile gerçekleştirilmek istenmiştir. İstanbul’dan İznik’e akan yardım fark edildiğinde ise; Osman Bey, çevrenin Türkmenlerinden de destek alarak Hersek’e iner ve Koyunhisarda çarpışırlar. Rumların ağır kaybıyla sonuçlanan savaş, tarihe de ilk Osmanlı-Bizans Savaşı olarak da geçer. 1331 yılında, Palekanon Savaşı sonrasında da artık ümidi kalmayan bölge tekfuru, şehri teslim eder. Bu zafer sonucu İzmit yolunun Türklere açılması, Bursa’nın üç tarafındaki yolların kontrol altına alınabilmesi bize İznik’in fethinin stratejik açıdan ne kadar faydalı olduğunu kanıtlar.

Osmanlı Beyliği, bu faydayı da göz önünde bulundurarak merkezini bir süreliğine İznik olarak kullanmış, burası Bizans’a yapılacak seferlerde bir üs özelliğini taşımaya başlamıştır. Bunlara rağmen, İznik’in stratejik öneminin fark edilmesi ve uğruna yapılan savaşlar, daha da öncesine dayanır. Bir dönem Türkiye Selçuklularında da başkentlik yapmış olan İznik, birkaç defa Haçlılar ve Selçuklular arasında el değiştirmiştir. 1204-1261 yılları arasında Bizans’a da merkezlik eden İznik, 325 yılında I. Konsil’in burada toplanması sebebiyle de dini ve tarihi bir önem taşır. Askeri valilik sisteminin de Bizans’ta kullanılmaya başlamasıyla İznik Opsikion Thema’sına da merkezlik etmiştir. Selçuklular için de Dâr’ül-İslâm’ın parçalarından biri haline getirilen şehir, büyük bir dini önem taşımaktadır. Bahsettiğiniz bulunduğu konum, tarihi ve dini önemi yüzünden de İznik, Osmanlılar için yeniden fethedilme idealinden hiç vazgeçilmeyen bir şehir haline gelmiştir.

Tekfur Kimdir, Görevleri Nelerdir?

Tekfur kimdir, görevleri nelerdir? sorusunu yanıtlayalım. Tekfur kelimesinin kökeni ile ilgili yaygın iki iddia bulunmaktadır. Bunlardan ilki “tekfur”un Rumca kökenli olduğudur. Bu isim, Bizans İmparatorluğu’nda valilik düzeyinde hizmetlerde bulunan kimselere ve bu bölgedeki Hristiyan beylerine verilir. Bir diğer iddia ise bu ismin Ermenicede “taç taşıyan” anlamına gelen “Takavor” kelimesinden geldiğidir. Bizans’ın merkezi dışındaki şehirlerinin özel valileri bu ismi taşır, askeri ve yönetimsel vazifeler yerine getirirlerdi. Sınır bölgede varlık gösteren Türkiye Selçuklu Devleti ve kuruluş zamanlarında Osmanlı Devleti tekfurlarla çok sık iletişim içindeydi.

Tekfurlar bölgelerin güvenliğini sağlamak ve olası akınlardan korumak adına Türklere çok fazla vergi vermekteydi. Verginin yanı sıra, tekfurlar yakınlıklarını sürdürmek ve bağımsızlıklarını korumak adına Osmanlı beyleriyle akrabalık ilişkileri kurmaya da çalışmaktaydı. Kızlarını Türk yetkililerle evlendirmeye çalışmaları, bu tekfurlardan bazılarının Müslüman olmaya başlaması bunlara örnektir. Harmankaya Tekfurluğu yapmakta olan Köse Mihal sonradan Müslümanlığa geçerek İslama ve Osmanlı Beyliği’ne yardımlarda bulunan ve Osman Bey’in en yakın silah arkadaşlarından biri haline gelen tekfurlara verilebilecek en bilinen örneklerdendir. Bir süre etkin olan tekfurluk makamı, Bizans Devleti’nin yıkılmasıyla son buldu.


2. Ünitenin Tüm Konuları: Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453) ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.