Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası

Astroloji Nedir? Nasıl Ortaya Çıktı? Astroloji Tarihi

Doğum Haritası Nedir? Horoskop Nedir? İslamiyet'te Astroloji

Astroloji Tarihi
0 140

Astroloji gökyüzüne ilgi duymasıyla gelişen, bu alanda gözlemler yapan bilim dalıdır. Astrolojiyle çeşitli bilim dallarının temeli atılmış, matematiksel işlemler keşfedilmiştir. Bu yazımızda Astroloji nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır? sorularını yanıtlamaya çalıştık.

Astroloji Nedir?

Astroloji, yüzyıllar önce ortaya çıkmış, tarihin en eski bilim dallarından biridir. Gezegen ve yıldızların hareket ve konumlarının insanların hayatı ve karakteri üzerindeki etkisini inceler. Etimolojik kökeni Yunanca’da sırasıyla “yıldız” ve “bilgi” anlamına gelen “astro” ve “logos” kelimelerinden gelmekle birlikte etimolojik anlamı “yıldız bilgisi”dir. İlk insanların gökyüzüne ilgi duyması ve yeryüzünde olmayan şeylere duyduğu merak onları astronomiye yönlendirmiştir. Gökyüzünde meydana gelen olayları kontrol etmek, hesaplamalar yaparak hem bugünkü bazı bilim dallarının temelini oluşturmuş, hem de astrolojinin ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Yani astrolojinin temelleri akla, bilime ve tümevarıma dayanmaktadır.

Astronomi ve Astroloji Arasındaki Farklar Nelerdir?

Astroloji, gezegenlerin açılarına göre bize gelecekte nasıl bir ruh hali içinde olacağımızı, nasıl hissedeceğimizi, bizi gelecekte ne tip olayların bekleyebileceğini, karşımıza çıkacak fırsatları ve doğum haritamızda bizi bekleyen zorlukları anlatır. Astrolojinin bizim kaderimizi belirlediği hakkında yanlış bir algı vardır. Oysaki davranışlarımız bizim öz irademizle gerçekleşir. Astroloji sadece bu konuda bize yol gösteren, bizim daha düşünceli davranarak önümüze çıkan fırsatları değerlendirmemizi sağlayan ve bizi bekleyen olaylara dair bilinç oluşturan bir kaynaktır. Eğer fırsatların karşımıza çıkacağı dönemlerde kendimiz için hiçbir şey yapmazsak bu fırsatları kendi elimizle itmiş ve yine kendi kaderimize kendimiz karar vermiş oluruz. Bu yanlış algıdan dolayı astroloji zamanla insanların gözündeki değerini yitirmiştir. Bunun sonucunda da günümüzde birçok insan astrolojiye inanmamakla beraber aslında bir bilim dalı olan astrolojiyi bir hurafe, bir batıl inanç olarak görmektedir.

Astroloji Türleri

Günümüzde astroloji yavaş da olsa hala gelişmektedir ve ortaya birçok astroloji türü ortaya çıkmıştır. Örneğin Şehirler Astrolojisi şehirlerdeki oluşumları, Irklar Astrolojisi ırklardaki oluşumu, Ülkeler Astrolojisi ülkelerdeki oluşumlarını inceler. Bunlar dışında en çok bilinen türler Seçim Astrolojisi, Bireysel Astroloji, Davranış Astrolojisi, Ezoterk Astroloji ve Psikoloji Astrolojisi’dir. Günümüzdeki astroloji hakkında önemli araştırmalar yapan isim ise Carl Jung’dur. Psikoloji astrolojisi hakkında önemli araştırmaları vardır. Bu günlerde astroloji genelde dergi ve gazete köşelerinde burç yorumları olarak yer alır. Bu yorumlamalarda astrologlar Güneş , Ay ve diğer gezegenlerin burçlar üzerindeki etkisini yorumlayarak gelecek hakkında kehanette bulunurlar. İnsandan insana karakteristik özellikler olarak küçük değişimler görülmesine rağmen aynı burçtaki insanların çoğu özelliklerinin benzer olduğu gözlenmektedir. Bundan da yola çıkılarak aşk grafiği denilen grafikler çizilmektedir.

Astroloji Tarihi

Astrolojinin başlangıç tarihi çok eskilere dayandığı için tam kestirilemese de MÖ 15.000’li yıllara kadar dayandığı tahmin edilmektedir. Bu döneme ait olduğu iddia edilen bazı kemiklerin üzerine Ay fazlarının kazınmış olduğu görülmektedir. Daha sonra insanların tarım yapmaya başlaması üzerine astrolojinin gelişimi insanların astronomi alanındaki yeni keşifleriyle de oldukça hız kazanmıştır. Tarım yapmak için mevsimlerin oluşma ve değişme zamanlarını, Ay hareketlerinin ve çeşitli tutulmaları hesaplamak ve bu tip gök olaylarından anlam çıkarmak zorunda kalınca astroloji de ister istemez gelişmiştir.

Astroloji Nasıl Ortaya Çıktı?

İnsanoğlu en eski zamanlardan beri gökyüzüne ve gökyüzündeki cisimlere, yıldızlara ve gezegenlere, büyük önem vermiştir. Bazı toplumlar uzun süre boyunca gezegenlere tapmışlardır ve bu dini anlayış, günümüzde çok az da olsa hala bazı toplumlar ve insanlar tarafından sürdürülmektedir. Tarih boyunca gök cisimlerine verilen önem, sözlü bir tarihi kaynak olan mitolojideki örneklerden daha kolay anlaşılabilir. Çeşitli toplumların mitolojisindeki birçok bilgi gökyüzünden alınmıştır. Gezegenlere tanrı isimlerinin verilmesi, insanoğlunun gezegenleri ne kadar yücelttiğini anlamak için güzel bir örnektir. Örneğin, aynı zamanda kızıl gezegen de olarak bilinen Mars, ismini Roma mitolojisinde savaş tanrısı olan Mars’tan almıştır.

Bunun dışında Roma, Yunan, Çin, Kızılderili, Maya ve birçok diğer mitoloji türlerinde ortak bir nokta görülmektedir: Bütün bu toplumlar gökyüzündeki neredeyse aynı yıldızları hayali bi biçimde birleştirerek çok benzer takımyıldızları elde etmişlerdir. Bu şaşırtıcı uyumun dışında zamanla bu takımyıldızlarından esinlenilerek benzer hikayeler anlatılmaya başlanmıştır. Bu örnekten de yola çıkılarak, gökyüzündeki gezegen ve yıldızların konumu ve hareketlerinden çıkarılan derslerin çoğu medeniyette aynı olduğunu ve toplumdan topluma değişmediğini söylemek mümkündür.

İlk Astrolojik Eserler

MÖ 3000’li yıllardan kalma bir anıt olan Stronhenge, günümüzde hala ayaktadır. Bu taşlar çember şeklinde dizilmiştir. Bu taş anıtının dikkat çeken özelliği ise bu anıtın giriş kısmının bu çemberi bölen yaz dönencesinin gündoğumuna karşı konumlandırılmasıdır. Üstüne üstlük aynı dönemde inşa edilmiş başka bir anıt olan Newgrange de kış dönencesinin gündoğumuna karşı yönlendirilmiştir. Her iki anıt da uzun yıllar önce inşa edilmiş olmalarına rağmen o dönemde bazı Kelt rahiplerinin bu anıtlar hakkında çeşitli yorumlamalar yaptığı tahmin edilmektedir. Burdan da yola çıkılarak MÖ 3000’li yıllardaki astronomik ve astrolojik gelişmeler hakkında çeşitli bilgiler elde edilmektedir.

Günümüzde bilinen astrolojiyle ilgili olan ilk yazılı doküman ise Enuma Anu Enlil adlı çivi yazılı metinlerdir. Bu metinlerin adları Mezopotamya tanrılarının adları olan Anu ve Enlil’den gelmektedir. Bu metinlerin günümüze kadar ulaşanların çoğu Asurbanipal kütüphanesinde ve Babil’de bulunmuştur. Astrologlar ve tarihçiler Babil’de ortaya çıkan ilk astronomik gözlemlerin Ay tutulmaları olduğunu düşünmekteler. Enuma Anu Enlil metinlerinde ise kahinlerin bu Ay tutulmalarının kralın ölümüne işaret ettiği yönünde yaptığı yorumlamalar yer almaktadır. Fakat çeşitli araştırma ve incelemelerden sonra üç kralın ölümünün de Ay tutulmalarından hemen sonra gerçekleştiği bilgisine ulaşılmıştır.

Babil’de Astroloji

Babil Astrolojisi MÖ ikinci yüzyılda Babil’de ortaya çıkmıştır. Başlangıcı doğal afetler, hava olayları gibi durumların gökyüzüyle bağlantılı olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Bu düşünceye göre yaşamı etkileyen olayların sebebinin gök olduğu iddia ediliyordu. O dönemde bilinen beş gezegen vardı ve bunların her biri bir tanrıyla ilişkilendirilmişti. Gezegenlerle ilişkilendirilmeyen Güneş tanrısı olan Şamaş ve Ay tanrısı olan Sin’in hareketlerinin dünyadaki maddi yaşamı etkilediğine inanılmaktaydı. Babil astrolojisi sayesinde astrologlar bu gezegenlerin hareketlerini tahmin etmeye çalıştılar. Babilliler zamanla 18 tane takımyıldızı bularak zodyak kuşağını oluşturmuşlardır fakat bu sayıyı zaman geçtikçe 12’ye indirmişlerdir. Bunlara ev de denmektedir. Bulunan bu 12 ev, günümüzde burç olarak bildiğimiz terimlerin temelini oluşturmaktadır.

Babiller astronomi alanında önemli çalışmalar yaparak önemli buluşlara imza atmışlardır. Bunlardan bir diğeri ise MÖ 1600’lerden kalan Venüs Tabletleri’dir. Babil Kralı Amisaduka zamanında yazılan bu tabletlerden günümüze kadar ulaşanlar günümüzde British Museum’da sergilenmektedir. Bu tabletlerde astronomi hakkında çeşitli ve o dönemin durumuna göre oldukça yenilikçi açıklamalar ve yorumlamalar bulunmaktadır. Babiller astronomi ve astroloji alanında çalışmalarını yüzyıllar boyu devam ettirmişlerdir. MÖ 700 civarında Kral Asurbannipal döneminden kalma günümüze ulaşan 15 tablette birçok astrolojik gözlem ve yoruma rastlanılmıştır. Yine benzer zamanlarda, MÖ 687’de tarihin ilk yıldız katalogu olarak bilinen Mul Apin yazılmıştır. Bu tabletlerde ise önceki yüzyıllarda yapılan astrolojik gözlem ve buluşlar göz önünde bulundurularak gelecek hakkında yorum ve tahminler yapılmıştır.

Horoskop Nedir?

200 yıl kadar sonra, MÖ 410’de ilk horoskop ortaya çıkmıştır. Horoskop, doğum haritası anlamına gelmekte olup bir bebeğin annesinin karnından çıktığı anda gökyüzündeki yıldızların konumunu ifade eden şemaya denmektedir. Bu doğum haritası o dönemde Babil’in kralı olan Shuma-Usur’un oğlu için yapılmıştır. Bunun sonucunda burç kavramı da ortaya çıkmış olup astrolojiyle ilgili matematiksel hesaplamalar da yapılmaya başlanmıştır. Babil’de astroloji artık herkes tarafından yeni bir bilim dalı olarak görülmekte ve devlet açısından büyük bir önem taşımaktadır. Yeni kalifiyeli astrologlar yetiştirilmeye çalışmakla beraber MÖ 280’de Berossus adlı bir rahip tarafından ilk astroloji okulu açılmıştır.

Doğum Haritası Nedir?

Doğum Haritası veya Yıldız Haritası bir insanın doğduğu andan ilk soluğunu almasıyla birlikte oluşan gökyüzü konumunu gösteren grafiksel çizelgedir.

MÖ 190’da, ilk yıldız katalogunun bulunmasından yaklaşık 500 yıl kadar sonra, yıldız katalogları Hiparkus tarafından derlenip düzenlenmiş ve ekinoksların kayması açıklanmıştır. Bu gelişmeyle beraber astroloji yeni bir boyut kazanmıştır. Daha sonra Babil İskender tarafından fethedilince milada kadar olan süre içerisinde bu bölgede Helenistik dönem ortaya çıkmıştır. Bu dönemde Pisagor, Thales, Empedocles ve Hipokrates gibi tarihin en meşhur ve önemli filozofları yaşamışlardır. Bilim insanları astrolojiyle ilgilenmiş ve bugünkü astrolojinin oluşmasına önemli katkıda bulunmuşlardır. MS 180 yılında ise Batlamyus o güne kadar bulunan bütün bilgileri derleyip toparlamış ve sonraki 1500 yıl boyunca geçerli olacak Tetrabiblos adlı bir kitap yazmıştır.

İslamiyet’te Astroloji

MS 600’lü yıllarda İslamiyet’in ortaya çıkışına kadar Batı’da astrolojiye büyük bir önem görmekte ve üstünlük verilmekteydi. Bu dönemden sonra astroloji daha çok Doğu’ya kaymış ve Batı’da MS 1200’lere kadar önemli gelişmeler yaşanmamış, önemli buluşlar yapılmamıştır. Özellikle Kuzey Afrika ve Doğu Karadeniz civarında Arapların astrolojiyle ilgili çalışmalar yaptıkları gözlenmiştir. İslamiyet’in ortaya çıkışıyla beraber Araplar çoğu bilim dalında ön plana çıkmaya başlamışlardır. Günümüzde hala geçerliliği olan bazı matematiksel çalışmalara imzalarını atmışlardır. Al Buruni ve Alcabitius gibi tarihin birçok ünlü ve saygıdeğer astrologu bu dönemde yaşamış ve önemli eserler ortaya koymuşlardır. Dokuzuncu yüzyılda Abu Maaschar tarafından yazılan Introductorium in Astronomiam adlı kitapla ise astrolojiye verilen önemin tekrardan arttığı görülmektedir.

Benzer zamanlarda Helenistik Astrolojisinin bir kolu olarak Batı Astrolojisi ortaya çıktı. İlk ortaya çıkış zamanının Tetrabiblos adlı kitaba tekabül ettiği görüldüğü düşünülmektedir. Batı Astrolojisinin ortaya çıktığı dönemde yedi tane gezegen olduğu düşünülüyordu ve bu astroloji “Jeosantrizm” görüşü etrafında gelişmiştir. Bu astroloji Zodyak üzerine kurulmuştur. Günümüzdeki bloglarda, gazete ve dergi köşelerinde gördüğümüz astroloji anlayışının büyük bir kısmını oluşturmuştur. Batı Astrolojisi’yle beraber kişinin doğduğu andaki Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin birbirine ve Dünya’ya göre konumu ve açıları göz önüne alınarak kişinin doğum haritası çıkarmaya başlandı. Bu doğu haritasından yola çıkılarak kişinin karakteristik özellikleri, yetenekleri ve ilgili alanları tarzı bilgiler tahmin edilmeye başlanmıştır. Fakat bu olay zamanla yanlış anlaşılmaya uğramış ve insanlar astrolojinin kaderimizi belirlediği algısına kapılmıştır.

Çin Astrolojisi

Çin Astrolojisi ise diğer astroloji türlerinden daha çok farklılık göstermektedir. Bunun sebebi modern takvim yerine Çin takviminin esas alınmasıdır. Çin Astrolojisinde bir döngü altmış yılda tamamlanmaktadır. Döngünün ilk kısmı beş elementten (Ateş, Tahta, Metal, Toprak, Su), kalan kısmı ise 12 hayvandan gelmektedir (Fare, Öküz, Kaplan, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Koyun, Maymun, Horoz, Köpek ve Domuz).

Osmanlı Devleti’nde Astroloji

Osmanlı’nın en klasik eserlerinden biri 1427 yılında yazılmış olan Murad-name’dir. 51 maddeden oluşan bu eser o dönemde Osmanlı’nın sosyal ve kültürel yapısını aktarmaktadır. 31. madde ise astrolojiyle ilgilidir. Bu maddede astroloji kapsamlı bir biçimde anlatılmaktadır. Takvim hesaplamak ve gezegenlerin özelliklere kadar birçok konuya değinilmiştir.

Özet olarak astroloji tarihin bilinen en eski bilim dallarından biridir. Yüzyıllar, binyıllar boyu insanlığın odak noktası olmuş ve çeşitli gözlem ve çalışmalar yapılmıştır. İnsanoğlunun yaratılışından beri gökyüzüne ilgi duymasıyla çok eski zamanlardan beri gelişmeye başlamıştır. Belli dönemlerde belli toplumlar tarafından gezegenlere oldukça önem verilmiş, bazı topluluklar tarafından tapılmışlardır. Verilen bu önem bazı gezegenlere çeşitli mitolojilerdeki bazı tanrı ve tanrıçaların isimlerinin verilmesinden de anlaşılabilir. Astrologlar tarih boyunca gökyüzüyle ilgili çalışmalar yapmış ve günümüzde de birçok şeyi hesaplamamızı sağlayan çeşitli buluşlar yapmışlardır. Günümüzde astrolojinin desteksiz yöntemlerle sadece geleceği tahmin ettiği hakkında yanlış bir algı vardır. Astroloji bir bilim dalı olmakla beraber matematiksel hesaplamalarla Ay, Güneş ve diğer gezegenlerin kişinin üzerindeki etkisini incelemektedir.

Bun Yazıları Da Beğenebilirsiniz!

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi