Anakronizm Nedir? Tarihte Anakronizm Örnekleri

Anakronizm Türleri - Anakronik Düşünme ve Hatalar

Anakronizm Nedir?
0 30

Tarih yanılgısı anlamına gelen Anakronizmin Chris Lorenz’e göre üç temel hali vardır: olgusal, dilsel ve yargısal. Anakronizm örnekleri birçok eser tipinde mevcuttur. Dizi ve filmlerde genelde bilgi yetersizliğinden veya izleyici yapıma ilgili tutmak için yapılan değişikliklerden dolayı meydana gelir. Tablolarda ise ilgiyi oraya çekmek için veya halkta belirli bir algı oluşturmak için yapılır. Eğitim ve öğretimde kullanılan Tarih kitaplarında yeni ortaya çıkmış bir anlatım biçiminden dolayı desteklenmeyen biçimlerde anakronizm gözlenmeye başlamıştır. Fikir ve yorumlamalarımız içinde bulunduğumuz döneme göre geliştiğinden dolayı başka dönemlerde yaşanmış olayları yorumlarken kendi dönemimizin atmosferinden tamamen kurtulmak mümkün değildir, fakat yeni nesillerde yanlış tarihsel algı oluşturmamak ve onları tarihini doğru şekilde bilerek geleceği şekillendiren insanlar yapabilmek için dönemlerin farklılığının her zaman altı çizilmelidir.

Anakronizm Nedir?

Yunanca geri anlamındaki “ana” ve zaman anlamındaki “khronos” kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş, Türkçeye de buna benzer şekilde geçmiş olan “anakronizm” kelimesi, en basit şekilde kronolojik bir hata, bir uyuşmazlık durumunu tanımlar. Başka bir deyişle de bugünün algısıyla geçmiş hakkında yorumlarda bulunmak demektir. Anakronizmin yapılmasının birçok sebebi bulunmakta. Bunlardan biri, kamuoyuna sunulacak herhangi bir tarih ile ilişkili yapımı yapanların dönem hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasıdır. Bir başka sebepse, bu kişilerin yapımda bulunmasını istedikleri olguları ve yapıları öncelik sıralamasında paylaşacakları bilgilerin doğruluğundan önde tutmaları ve doğru bilgi paylaşmanın önemini göz ardı etmeleridir.

Bir eserin barındırdığı bilgilerin doğruluğunu eseri ortaya koyanların göz ardı etmelerinin bir başka nedeni de, eserin paylaşılacağı kitlede kendi çıkarları doğrultusunda oluşturmak istedikleri bir bilinç olabilir. Anakronizm örneklerine bir kitleye sunulan herhangi bir yapımda rastlanabilir. Filmlerde, dizilerde, tablolarda, tiyatro oyunlarında, hatta ve hatta ders kitaplarında da anakronizm yapılabilir. Gerçekte yaşanmış ve tarihte bulunan bir dönemde ve coğrafyada bulunmamasına rağmen, eserde yer almış bir olgu, yorum, kelime, obje ya da canlı anakronizme sebep olabilir. Anakronizmin yapılış şekilleri çeşitlilik göstermektedir.

Anakronizm Türleri

Anakronizmin Chris Lorenz’e göre üç temel hali vardır: olgusal anakronizm, dilsel anakronizm ve yaklaşımsal anakronizm.

1. Olgusal Anakronizm

Olgusal anakronizm, tarihi bir dönemde olmayan bir olgunun varmış gibi düşünülerek belirtilmesini tanımlar. Bu anakronizm türüne örnek olarak 2000 yılı yapımı, Milattan önce ikinci yüzyıldaki Roma İmparatorluğu’nda yaşamış bir generalin hayatını konu alan Gladyatör filmini ele alalım. Filmin savaş sahnelerinin birinde, baş karakter General Maximus’un askerlerinden birinin Alman Kurdu cinsindeki bir köpek ile ilgilendiği görülür. Oysa gerçek hayatta bu cins köpeklerin soyu 19. yüzyılın sonuna kadar ortaya çıkmamıştır. Başka bir örnek olarak Görsel 1’de yer alan Leonardo da Vinci’nin ünlü tablosu “Son Akşam Yemeği” ele alınabilir. 1498’de yapılmış olan bu tabloda İsa ve havarilerinin yemek yediği masada portakal da bulunmaktadır. Halbuki portakal bundan çok daha sonra, 15. yüzyılda o coğrafyaya getirilmiştir. Gerçi bu tarih uyuşmazlığı, özellikle bu bilinmeyen meyveye dikkat çekmek için başarılı ve farklı fikirleri ile öne çıkmış ressam tarafından bilerek yapılmış olabilir.

Görsel 1

Son Akşam Yemeği Tablosu
Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği Tablosu (1498)

2. Dilsel Anakronizm

Dilsel anakronizm, tarihi olguları bugünün dil kalıpları ile anlamlandırmaya çalışmakla ortaya çıkmaktadır. Son zamanlarda tarih ders kitaplarında öğrencilerin akıllarında kalması için yeni bir anlatım yöntemi kullanılmaya başlandı: tarihi kişiliklerin ağzından anlatım. Fakat bu kurgu kullanılırken o dönemin zaman algısı ve isimlendirme şekli çoğunlukla göz ardı edilmekte. Yazının ilerleyen bölümlerinde bahsedilecek olan yaklaşımsal anakronizme de örnekler bulunduran bu kullanımda, bazı kitaplarda bu metinlerin kurgu olduğu, bahsedilen kişiler tarafından söylenen gerçek ifadeler olmadığı bile belirtilmeye değer görülmemiştir. Örneğin:

Miletli Tales: “MÖ 625 yılında Milet şehrinde doğdum.”

Açık bir şekilde filozof Tales’in bulunduğu dönemde Milattan önce kalıbını kullanması imkansızdır. Çünkü Milat, İsa Peygamber’in doğuşu olarak alınmaktadır ve Tales’in önün döneminden çok sonra gerçekleşecek olan böyle bir olayı bilme ihtimali söz konusu bile değildir. Bu gibi kullanımlar, büyük önem arz eden zaman algısının öğrencilerde yanlış oluşmasına sebep olur ve tarih öğrenimini zorlaştırır. Fakat bunun yanında hem bahsedilen tarihi dönemin hem de bugünün bilgi düzeyi gözetilerek bu yöntemle öğrenim sağlanabilir:

Koçi Bey: “Bunca zamandır Acem’e (İran), Nemçe’ye (Avusturya) seferler olur. Uzun sürdüğünden katiyen fayda alınamadığı gibi hazine telef olur.”

Bu örnekte, hem bahsedilen coğrafyanın isimlendirmesinin konuşturulan kişinin yaşadığı dönemdeki haline hem de günümüzde yaygın olan kullanımına yer verilmiştir. Tarihi kişiliklerin ağzından yazma yöntemi ders kitaplarında ancak bu şekilde kullanılırsa öğrencilerin öğreniminde kalıcılık sağlama amacına ulaşır. Anakronizmden uzak durularak öğrencinin doğru öğrenimi etkili şekilde sağlanmış olur.

Yaklaşımsal Anakronizm

Yaklaşımsal anakronizmde ise bugünün bakış açıları ve kavrayış biçimleri geçmişteki kavramları açıklamak için kullanıldığı için hataya düşülür. Yaklaşımsal anakronizm tipine örnek olarak, her milletin Meryem Ana’yı kendi uluslarının stereotipik hatları ile resmetmesi ya da heykelleştirmesi verilebilir. Görsel 2’de gösterilen Meryem Ana İtalyan yapımıyken, Görsel 3’teki Hollanda’dan bir örnektir. İki ülke de kendi kadınlarının özelliklerini Meryem Ana’ya atfetmiştir. Bu tasvirlerin yapılma sebebi olarak, ressam ve heykeltıraşların bu önemli kişinin onlardan biri olduğu algısını halkta yaratma çabası da göz önünde bulundurulabilir. Çünkü her ressam ve heykeltıraş eserinin ilgili toplumu tarafından kabul görmesini sağlama çabası içerisindedir. Bunlara ek olarak, eski dönemlerden olan tiyatro eserlerini ileriki dönemlerde sahnelerken de birçok anakronizmle karşılaşılabiliyor. Mesela Fransa’da filozof ve yazar François Marie Voltaire duruma el atana kadar Makedonya kralı ve döneminin en büyük imparatoru olan Büyük İskender sahnelerde canlandırılırken Fransız kraliyet giysi tarzı ile gösterilmiştir.

Görsel 2

Anakronizm Örnekleri
Duccio di Buoninsegna’nın Madonna ve Çocuk Tablosu (1290-1300)

 

Görsel 3

Anakronizm Örnekleri
Hollandalı Bir Ressamın Bakire ve Çocuk Tablosu (1475-1499)

Anakronizm ve Şimdicilik

Her anakronizm türü temelinde aynı fikir yapısından dolayı ortaya çıkar: Şimdicilik. Geçmişi şu anki bilgi ve bilinç düzeyi ile kavramaya çalışmakla ortaya çıkan bir akımdır. İfade yeteneğimiz, bulunduğumuz coğrafya ve döneme bağlı olarak gelişir. Ne var ki, kavramlara yaklaşımın geçmişte ve bugünde de aynı olacağı varsayımı yanlıştır. Bu sebeple tarihsel bir metni yazarken ne kadar objektif ve dönemle uyumlu olmaya çalışırsak çalışalım bunu tamamen başarmak mümkün değildir. Yetiştiğimiz kültürden edindiğimiz tutum ve yapıları, geçmişi bugünde sorgularken ve tanımlarken kullanarak anakronizm yapıyoruz. Fakat her tarihi olayı o dönemin yapısına göre açıklamaya çalışmak bugünün ihtiyacını doğru şekilde karşılamayabilir. Çünkü hedef kitlemiz de bugünün insanı ve en iyi bugünün yaklaşımı ile anlayabilir. En basit örnekle İlk Çağ’ı o zamanın bilgisi ile bugünün insanlarına açıklamak neredeyse imkansızdır.

Tarih biliminin işlevlerinden biri, bugün ihtiyaç duyulan bilgiyi geçmiş olaylardan ders çıkararak elde etmektir. Bu sebeple geçmiş olayların bugünün yapısına göre uyarlanması ve yorumlanması kaçınılmazdır. İki anakronizm şekli de, dilsel ve yaklaşımsal anakronizm, bilginin paylaşılması aşamasında dinleyicide veya okuyucuda farklı ve döneme uygun düşmeyen yargılar oluşmasını sağlar. Bu sebeple özellikle ders kitaplarında anakronizmin yapılması gelecek nesillere aktarılan bilginin doğruluğunu zayıflatır. Yapılması gerekense hedef kitlede bugünün ve konu olan dönemin yapısının birbirinden farklı olduğu algısını oluşturmaktır. Bunun nedeniyse engellenemeyen bir anakronizmin yapıldığı bir bilgiye ulaşanlarda, o tarihsel döneme ait yanlış bir algının oluşmasını olabildiğince engellemektir.

Bilinçli Anakronizm

Anakronizm genel olarak bakıldığında bilinç dışı bir şekilde yapılsa da bilinçli olarak yapıldığı yapımlar da mevcuttur. Sanılanın aksine bilinçli olarak anakronizm kullanımının sebepleri bile bile kişilere yanlış bilgi vermek değil, bir tezatlık oluşturup dönem eleştirisi yapmak ya da ironi ile komedi elde etmektir. Komedi için kullanımına çizgi romandan uyarlama Asteriks ve Oburiks film serisi pek uygun bir örnektir. Seride birçok bilinçli anakronizm kullanımı görülmektedir, ki dönemler arası çatışma yaratacak ögelerin kullanımının bu denli açık ve göze batar biçimde yer alması da üstte mizah yahut eleştiri amaçlı anakronizm yapıldığı savını desteklemektedir. Asteriks ve Oburiks: Görevimiz Kleopatra filminde Mısır kraliçesi Kleopatra’nın sarayında Vikingler tarafından çevrilen düzenek sayesinde çalışan bir asansör vardır. Ayrıca Asteriks Olimpiyat Oyunları’nda filminin sonuna doğru Antik Yunan’da düzenlenen partide sırasıyla tenis, futbol ve basketbol sporlarının bulunduğu ile ilgili eğlenceli bir sahne gösteriliyor. Oysa tenis 11. yüzyılda Batı Avrupa’da, futbol MÖ 3. yüzyılda Çin’de, basketbol 1891’de Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunmuştur.

Muhteşem Yüzyıl Dizisinde Anakronizm

Muhteşem Yüzyıl, Türk halkının 2011 yılından 2014 yılına kadar heyecanını hiç yitirmeden takip ettiği televizyon dizisi. Dizi, en uzun hükümdarlıkta kalmış Osmanlı padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ın ve onun çevresindeki insanların hayatlarını heyecanlı bir biçimde izleyicilerine aktarıyordu. Yapım, gerçek tarihi olaylar ve insanlara dayandığı için tarihi olgular göz önünde tutularak uyarlama yapılmalıydı. Bu sebeple dönemin yapısı gösterişli kıyafetler, zengin sofralar, ağır Arapça-Farsça etkisindeki bir Türkçe ve gerek haremdeki gerek yönetimdeki entrikalarla oluşturuluyordu. Fakat dizinin bir bölümünde 15. ve 16. yüzyıl arasında yaşamış olan Kanuni Sultan Süleyman’ın saray mutfağında, gerçek hayatta 19. yüzyılın ortalarına doğru Osmanlı’ya gelmiş olan domates kullanılıyordu. Açık bir şekilde o dönemde Osmanlı halkı domates gibi bir yiyecekten bir haberdi. Bu dizide görülen birçok anakronizmden sadece biri. Dizide birçok farklı şekillerde anakronizm yapılmıştır.

Televizyon programlarının öncelikli amaçlarından biri izleyicilerin program hakkında ilgilerini kazanıp bu ilgiyi hiç kaybetmeden yapımı takip etmelerini sağlamaktır. Bu amaçla dizi yapımcıları ve senaristler, konu olarak çoğunlukla aşkı ve entrikayı tercih ederler. Fakat iki konuyu da izleyicilerine yayınlandığı dönem boyunca sunmakta oldukça başarılı olmuş Muhteşem Yüzyıl dizisinde halka yanlış empoze edilen birçok öge bulunmakta. Yapımcıların önceliklerinin halka Osmanlı Devleti’ni, Sultan Süleyman’ın kişiliğini ve yöneticiliğini anlatmak değil, yukarıda bahsedildiği şekilde para kazanmak olması, bu hataların yapılma sebebidir. Dizideki dil anakronizmine, şehirlerin o dönemde kullanılan adlarındansa günümüzde kullanılan isimlerini tercih etmeleri örnek olarak gösterilebilir. Dizinin konu aldığı dönemde Diyarbakır ili için “Diyar-ı Bekir” ismi kullanılıyor olmasına rağmen, buna dizide yer verilmemiştir. Bu kullanımın izleyicinin anlamasını kolaylaştırmak adına tercih edilmiş olma ihtimali bulunsa da bir anakronizm örneğidir.

Muhteşem Yüzyıl Dizisindeki Anakronik Hatalar

Bunun yanında ülkede 19. yüzyıla kadar masa olmamasına rağmen, dizide birçok kişinin masada yemek yemesi ya da çalışması, bir olgusal anakronizmdir. Yine burada yapımcıların izleyicilere daha estetik bir görüntü sunmak istemiş olmaları muhtemel, tıpkı iki asır sonra Fransa’da keşfedilecek olan parkenin dönemin Manisa Sarayı’nın yerlerini süslemesi gibi. Buna ek olarak dizideki sultanların kıyafetlerinin dekolteli olması da bir olgusal anakronizmdir çünkü son birkaç yüzyıla kadar dekolteli kıyafetler giyinilmiyordu. Estetik sunumun doğruların önüne geçtiği bir başka durumsa Pargalı İbrahim Paşa’nın kemanıdır, çünkü dizide kullanılan keman o şeklini üç yüzyıl sonra almıştır.

Dizide yapılan anakronizm hatalarından yaklaşımsal anakronizm en güçlü olanıdır. Dizideki olayların kurgusu diğer günümüzde geçen dizilere benzetilmiştir. Sultan Süleyman’ın bir ülke lideri olarak zekasından dizide biraz söz edilmiş olsa da halkta oluşan -daha çok dizi tarafından oluşturulan- algı, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’a duyduğu deli divane aşktan devlet işlerini unutan nüfuzu zayıf bir padişah olduğudur. Dizi izleyicisinde, devletin o dönemde ayakta uyutulan Sultan Süleyman tarafından değil, bir süre sonra vezir olan Pargalı İbrahim Paşa tarafından yönetildiği algısını oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra dizide Hürrem Sultan ve Mahi Devran Sultan’ın Kanuni Sultan Süleyman’ın aşkını paylaşamaması da, dizinin izleyicisini ekranda tutma çabasından kaynaklanmakta. Gerçekte yaşanmış ve tarihi değer arz eden bu kişi ve olayların sanat ve para için bu şekilde yozlaştırılması, halkta o an heyecan uyandırsa da değer algılarını değiştirip yanlış şekillendirmektedir.

Anakronik Düşünme ve Hatalar

Anakronizm çok yönlü yaklaşım gerektiren bir durumdur. Anakronizmden kendi dönemimizin insanı olduğumuz için hiçbir zaman tamamen kurtulamayız çünkü yargılarımız bulunduğumuz çağa göre şekillenmiştir. Yine de azaltmak ve bilgiyi bir kitleyle paylaşırken dönem farklılıklarını her zaman ortaya koymak önemlidir. Anakronizmin bilinerek uygulanması, alakasızlığıyla güldüren ya da ilginç şekilde yeni fikirler uyandırarak düşündüren bir kullanım ortaya çıkarabilir. Bilmeyerek yapılmasıysa kişilerin gerekli araştırmayı yapmadığını ve dönemin yalan yanlış bilgilerle sunulduğunu gösterebilir. Özellikle ders kitapları gibi öğrenim içerisinde kullanılan eserlerde anakronizm yapılması gelecek nesillerin tarih algısının yanlış şekillenmesine sebep olur.

Muhatap alınan dönemin algısı ön planda olacak şekilde anlatım ve sunumların gerçekleştirilmesi öğrencilerin tarih öğrenimi için büyük önem arz etmektedir. Anakronizm, yapılması durumunda hedef kitlenin algısını büyük ölçüde etkileyebilir. Zamanında ülkeler edebiyatta ve güzel sanatlarda bilerek anakronizm yaparak karşıt oldukları fikirleri kötü, destekledikleri fikirleri ise iyi olarak göstererek halka empoze etmeye çalışmış ve başarmıştır. Yanlış bilginin kullanımı ve yayılması, uzun vadede tarih bilgisi objektif ve doğru gelişmemiş bilinçler ortaya çıkarabilir. Bu da tarihini bilmeyen nesillere sebep olur ve Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur.”

Foucault’nun da felsefesinin özü geçmişe dayanmaktadır. Nietzsche’nin eserlerini okuduktan sonra tarihe ve dünya düzenine merak saran ünlü antropolog, tarihin araştırılmasını ve tarihten ders alınmasını hep desteklemiştir. Günümüz siyasetinde, toplumsal düzende ve yahut birey oluş sürecinde tarihsel ögelerin göz önünde bulundurulduğunda bahsi edilen kalıplar üzerine sorunların aşılabileceğini savunmuştur. Tarihi unutmak bugünün yanlışlarının başıdır, denebilir Foucault’ya göre. Özetlemek adına denebilir ki, üstte değinildiği üzere gerek Mustafa Kemal Atatürk’ün gerek de batı dünyasının önemli figürlerinden Foucault’nun vurguladığı nokta, tarihi göz ardı eden toplumların cahillik ve gelişmişlik sıkıntıları yaşayacağına işaret etmektedir.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi