Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Amazon Kadınları Kimdir? Amazonlar Nerede Yaşadılar?

Amazonlar Gerçekten Yaşadılar mı? Amazonların Tarihi

Amazonlar, Kuzey Karadeniz bölgesinde ve Anadolu’da yaşamış, kadınların egemenliğindeki savaşçı bir topluluktur. Anaerkil bir toplumdur.

Amazon Kadınları Kimdir?
2 1.660

Amazonlar, Yunan mitolojisinde tamamen kadın savaşçılardan oluşan tarihi bir ulustur. Mitolojik bir algıdan da öte kuruldukları düşünülen yerlerde kendilerine ait coğrafi ve tarihi eserler mevcuttur. Birçok ulusa ait mitolojilerde yer ala bu toplumun varlığı bu yazıda tarihi kaynaklar esas alınarak kanıtlanmaya çalışılacaktır.

Amazon Nedir?

Amazon ne demektir? Amazon hangi anlama gelmektedir? sorularını kısaca şöyle yanıtlayabiliriz. Amazon kavramı özetle kadınların egemenliğindeki toplum anlamına gelmektedir. Eski Yunanlılar, bütün savaşçıları kadın olan uzak diyârlardaki bir ülkeye ilişkin öyküler anlatır, bu ülkedeki kadınlara da Amazon derlerdi.

Amazon Kadınları Kimdir?

Herhangi anaerkil bir toplumdan daha fazlası olan Amazonlar, toplumsal yaşamda kadının etkinliği, ekonomik etkinliklerin kadınlar tarafından yerine getirilmesi, kadınların mutlak egemenliği, soy kütüğünün kadına göre belirlenmesinden de öte savaşçı olarak yetiştirilen özerk bireyleri ile kendini diğer toplumlardan farklı bir mevkiye taşır. Bu toplumun her üyesi doğduğundan beri bir savaşçı olacak şekilde yetiştirilir. Amazon kadınlarının varlığı mitolojik kavramlardan da öte coğrafi ve tarihi eserlerde de kendini göstermiş, tarihte yaşamış en anaerkil toplumlardan biri olarak adını tarihe yazdırmıştır.

Amazonların Tarihi

Amazonların kökenlerinin Sarmatyalılara dayanıldığı düşünülmektedir. Zira bu toplumdaki kadınların kendi topluluklarını oluşturmak için şu an Rusya’nın olduğu bölgeden Anadolu topraklarına geçmiş ve kadınlardan oluşan savaşçı bir topluluk kurmuştur. Sarmatya dönemine ait mezarlarda kadın cesetlerinin %25’inin yanında silahlar bulunmuş ve Amazon kadınlarının kökeninin bu topluluğa bağlı olduğu gösterilmiştir. Herodot’a göre Amazonlar Sarmatia’nın Scythia ile sınır bölgesinde yaşamışlardır. Erkek gibi Amazonlar hakkında onların savaşlarını anlatır. Yine Heredot’a göre Herodot’a göre Sarmatyalılar, Amazonlar ve İskitlerin atalarıdır. Sarmatyalılarda kadınlar sık sık erkeklerle beraber ava çıkar, savaşta yer alırlardı. Ona göre savaşta bir adam öldürmeyen kadın evlenemezdi.

En çok inanılan ve kabul edilen tarihi düşüncelerden biri, soyları zalimlikleri yüzünden tahttan indirilen iki İskit prensesi Scolopotus ve Hylinos ile başladığıdır. Bu iki prenses aileleri takipçileri ve takipçilerinin aileleriyle birlikte yurtlarından ayrılarak Kafkasların eteklerinde bir devlet kurdular. Yeni bir ülke arayışındaki tüm göçebe kavimler gibi önceleri öldürdüler ve yağmaladılar. Fakat ele geçirilen halklar öç almak için gizlice silahlandılar. Bunu izleyen ayaklanmada İskit efendilerini yenmeyi başardılar. İskitlerin bütün erkekleri öldürüldü. İskitlerde savaş eğitimi kadın erkek ayrımı yapılmadan herkese verilirdi. Savaş eğitimi almış olan İskit kadınları kaçmayı başardılar. Peşlerinden gönderilmiş bir birliği de yenmeyi başarmış takipçilerinden kurtulmuşlardı.

Amazonlar Nerede Yaşadılar?

Genç kabile, başlangıçta Don Nehri kıyısında yaşardı. Nehrin adı da ordu kraliçesi olan Lysippe’nin oğlu Tanais ‘ten gelir. Tanais savaşa olan tutkusu ve evliliğe değer vermeyişi yüzünden Afrodit’i kızdırır ve annesine aşık olmakla cezalandırılır. Tanais, ensest ilişkiye girmektense kendisini nehre atıp boğar. Nehir o günden sonra onun adıyla anılır. Lysippe, Amazonları Anadolu’ya getiren kraliçedir. Onun zamanında Amazonlar Karadeniz’e geldi ve güney kıyısına yerleşmeye, krallıklarının batı sınırını belirlemek için ormanların arasında bir kent kurmaya karar verdiler. Bu kente kraliçelerinden birinin adını verdiler, Sinope. Hakimiyetlerini Kolkhis’e (Eskiden Karadeniz ile Kafkasya’nın güneyi arasındaki bölgeye verilen ad) kadar genişlettiler. Bölgedeki dağlara Amazon dağları adı verildi. Amazon Dağları’ndaki derelerin birleşmesiyle oluşan geniş ve kısa bir nehir olan ve Karadeniz’e dökülen Thermodon Nehri ‘nin ağzındaki güzel bir burnun üzerine başkentleri Themiserya’yı (bugünkü Terme) kurdular.

Erkekleri olmayan ve eskiden hükmettikleri insanlar tarafından esir edilmenin aşağılayıcılığına katlanmayı reddeden kadınlar Meotis Gölü (Azak Denizi) bölgesinde tamamen kadınlardan oluşan bir devlet kurdular. Biri devlet işlerini biri de orduyu yönetecek iki kraliçe seçtiler. Güçlü bir ordu oluşturduktan sonra savaşçılıklarını denemek üzere savunmayı bırakıp saldırıya geçtiler.

Yunan Mitolojisinde Amazonlar

Yunan mitolojisinde de Amazonların izine rastlamak mümkündür. Amazonların Pontus bölgesinde yaşadıkları söylenir. Bölge günümüzde Türkiye sınırları içinde Karadeniz kıyısındadır. Burada kraliçeleri Hippolyta önderliğinde bağımsız bir krallık kurarlar. Amazonların birçok kenti kurdukları iddia edilir. Bunlar arasında Ephesus, Sinope, Paphos ve Smyrna sayılabilir. Ünlü tarihçi Heredot Amazonları erkekleri öldürenler anlamına gelen androktones olarak tanımlamaktadır. İskit dilinde de kendilerine oiorpata denmektedir. Bazı efsanelere göre Amazonların erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi kesinlikle yasaktı ve Amazon bölgesinde erkekler yaşayamazdı. Ancak soylarının devamı için Amazonlar komşu kabile Gargareanları yılda bir kez ziyaret ederler. Doğan çocuklardan erkek olanlar ya babalarına gönderilir ya da öldürülürdü. Kız çocuklar annelerince büyütülür ve tarım, avcılık, savaşçılık konularında yetiştirilirlerdi. Hemcinslerinden oluşan bir toplumda sadece neslinin tükenmesini önlemek adına erkeklerle tek seferlik ilişkilere giren Amazonlar erkeklerin olduğu toplumlarla başka bir bağ kurmamıştır.

Amazon Kavramının Etimolojik Kökeni

Bu kadınların en önemli özelliklerinden biri, Herodot’un anlatımına göre savaşta kendilerine engel olmaması için çocukluk döneminde kız çocuklarına yapılan ve sıcak bronz bir metalle gerçekleştirilen operasyonla sağ memenin büyümesi engellenerek sağ omuz ve kolun gelişmesi sağlanmasıdır. Memesiz anlamına gelen “Amazoi” kelimesinden türediği düşünülür. İsmin etimolojik kökeni üzerine olan bir diğer iddia ise Farsça “ha-mazan” (savaşçılar) kelimesinden türediğidir.

Dini etkiler de göz önne alındığında, önümüze bir başka teori daha çıkar. Amazonların kendilerini “ayın kızları” olarak gördüklerini, ana tanrıça Kybele ve Artemis’in hizmetkarı olarak kabul ettikleri bilinmektedir. Bu nedenle kendilerine kendi dillerinde “Amiz” ya da “Amis” adını taktılar. Latinler de onlara “Amız / on” dediler. Bu terim “Amazon” biçimine dönüşerek tarihe maloldu.

O çağda ki Samsun kentinin adı da aynı dilde “Amis” tir. Yunan etkisiyle “Amisos” biçimine dönüşmüştür. Amazonların başkenti olarak kabul edilen “Themiskyra” da bu bölgededir. Aynı şekilde Karya’da da “Amiz” adında bir kent bulunmaktaydı. Bu kent daha sonraları Amızon şeklinde anılmaya başlanmıştır. Bazı kaynaklarda Aşuva içerisinde, bazılarında Aşuva’nın kuzeyinde gösterilen aynı çağ Ege bölgesi devletlerinden birinin adı da “Misya” dır. Amazonlar tanrıçasının adı da Artemis. Bütün bu sözcüklerde ki “mis” yani “ay” sözcüğü dikkat çekicidir.

Tarih Metinlerde Amazonlar

Tarihçi yazar Pausanias, özellikle Amazonların dini ritüelleri hakkında çok önemli veriler kaydetmiştir. İleriye bıraktığı eserlerinde törenlerden bahsedilirken Artemis ve Efes’teki tapınakların Amazonlar tarafından yapıldığına da değinilir. Yunan eserlerinden Ksenofon’un Anabasis’inde ve İlyada’da da izlerine rastlamak mümkündür. Herodotos onlardan Sarmatlar’ın atası olarak söz eder ve “Savaşta bir erkek öldürmeyen kadın evlenemez.” der. Hipokrat Amazonların sağ memelerinin olmadığını vurgular ve sıcak bronz ile kız çocuklarının göğüslerine bir operasyon yapıldığını ve sağ göğsün büyümesini engellediklerini anlatır. Bu sayede sağ omuz ve kol daha iyi gelişecek, yay ve kılıç kullanımında bu onlara büyük avantaj sağlayacaktır.

Roma tarihçilerine göre Sezar, yaptığı bir konuşmada Senatoya Semiramiş ve Amazonlarının Önasya’da yaptığı fetihleri anlatır. Pompeius Trogus, Amazonların anayurdu olarak Kapadokya’yı gösterir. Rönesans döneminde Francisco de Orellana 1542 yılında ulaştığı ırmağa, buradaki yerli kadın savaşçılara atfen Portekizce Amazonas ismini vermiştir. Kristof Kolomb ve William Raleigh gibi dönemin ünlü denizcileri de Amazon savaşçılarından sıkça bahsederler. Aynı zamanda ABD’li Prof Dr. Jeannine Davis’in yaptığı araştırmalar Dede Korkut hikayelerinde geçen korkusuz savaşçı kadın topluluğunun Anadolu’daki Amazonlar olduğun kanıtlamıştır.

Amazonların Önemi

Amazon kadınları, özellikle Anadolu topraklarında yaşamış, kuzey Karadeniz bölgesine yerleşmiş, savaşçı topluluktur. Tarihteki en büyük anaerkil toplumlardan biridir. Erkek bireylerin yer almadığı bu toplumda çocuklar küçüklüklerinden beri savaşmayı ve avlanmayı öğrenirler. Topluluğun iddia edilen en belirgin özelliği, çoğunluğun sağlak olduğu düşünülürse, sağ memenin küçük yaşlarda ampüte edilmesiyle sağ kol ve omuz kaslarının gelişimini sağlamasıdır. Coğrafi olarak bulundukları düşünülen bölgelerde kendilerine dair birçok esere rastlanmaktadır. Yunan ve Roma mitolojisinde ismi geçen Amazonlar, eski tarihçilerin kaynaklarında da bulunmaktadır. Bu kanıtlardan yola çıkılarak Amazon kadınlarının tarihte var olmuş bir topluluk olduğunu söylemek yerinde olur.

2 Yorumlar
  1. Mustafa Demir Diyor ki:

    Samsun’da Amazon heykelini görmüştüm. Geçmişi öğrenme adına bilgilendirici oldu yazdıklarınız.

  2. Ali Doruklu Diyor ki:

    Güzel yazı, teşekkürler.
    amazon kadınları türk mü acaba?

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi