Osmanlı Tarihi

Tımar Sisteminin Bozulmasının Nedenleri ve Sonuçları

Tımar Sistemi Neden Bozuldu?

Bu yazımızda Tımar sistemi nedir ve bu sistem hangi sebeplerden dolayı bozulmuştur? Bu sebepler hangi olaylardan etkilenmiştir? Yüzyıllar boyu işleyen tımar sisteminin bozulmasının nedenleri nelerdir? Hem devlete hem de halka birçok açıdan yarar sağlayan bu sistemin kaldırılması hangi nedenlere bağlıdır? sorularını yanıtladık.

Bu yazımızda ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve yükselişinde önemli bir role sahip olan tımar sisteminin askerî açıdan olduğu kadar toprak düzeninin işleyişi açısından da öneminden ve bu sistemin işleyişinde zaman içerisinde meydana gelen bozulmalardan bahsedilmiştir.

Bu yazımızın amacı, yüzyıllar boyunca işleyen ve Osmanlı İmparatorluğu’nda hem mali hem de tarım sistemi olarak yararları olan tımar sisteminin ne olduğunu anlamaktır. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunda büyümesine büyük katkılar sağlayan ve bunun yanı sıra çoğu açıdan yararlı olan bu sisteminin bozulmasına sebep olan etmenleri araştırmaktır. Bu yazımızın önemi, tımar sistemi hakkında zaten bir hayli kaynak bulunduğu için bu sistemin bozulmasına neden olan etmenlere ışık tutmaktır.

Günümüze kadar Osmanlı Devleti’nin yürütülmesi için gerekli olan ekonomik ve askeri ortamın nasıl sağlandığı hakkında birçok yazı yazılmıştır. Aynı şekilde tımar sistemi hakkında da yazılmış birçok kaynak bulunmaktadır. Ancak bu kaynaklar genel olarak tımar sisteminin işleyişi hakkında yazıldığı için bu sistemin nasıl ve neden sona erdiği konusunda fazla kaynak yoktur. Tımar sistemi Osmanlı Devleti’nin gelişmesi için çok önemli bir sistemdi. Bu sistemin bozulması için Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde olması gereklidir.

Tımar Sistemi Nedir?

Türkçemizde dirlik kelimesiyle anlamdaş olarak kullanılan tımar sözcüğü sözlükte “bakım, ilgi” anlamlarına denktir. Tımar sistemi ise Osmanlı Devleti’nde yüzyıllar boyunca uygulanmış olan toprak ve vergi sistemidir. Tımar sistemini kısaca açıklamak gerekirse, devlete ait olan toprakların, asker ve memur statüsünde olan kişilere bırakılmasıdır. Yani devlet, memurlarına maaş yerine toprak vermiş ve bu toprakları işletilmesini istemiştir. Böylelikle hem maaş sorununa bir çözüm sunmaktadır. Hem de ülkenin toprakları ekilip biçilmiştir ve aktif hale getirilmiştir. Aynı zamanda toprağı işleyen halk da bu topraklardan elde ettiği ekinleri satarak bu sistemden kazanç elde etmiştir. Bu yönüyle de hem devlete hem de halka yarar sağlayan bir sistemdir. Ayrıca tımar sisteminin uzun yıllar boyunca kullanılmasının nedenlerinden birisi de budur.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Tımar Sistemi Nedir? Tımar Sisteminin Özellikleri ve Faydaları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Tımar Sistemi Nasıl Oluştu?

Osmanlı Devleti göçebe Türk aşiretleri tarafından kurulmuştur. Bilindiği gibi, Anadolu Selçuklu Devleti son zamanlarında, yarı bağımsız bir konuma sahip olan çok sayıda irili ufaklı beyliklere bölünmüştür. Osmanlı Devleti de söz konusu dönemde Selçuklu-Bizans sınırında çadır kurarak sürülerini besleyen bir uç beyliğinden doğmuştur. En sade biçimiyle Osmanlı Devleti’nin doğuşunu, göçebe bir aşiretin, yok olmaya yüz tutmuş iki Anadolu Devletine -Bizans ve Selçuklu- 14. Yüzyılın başlarında nüfuz etmesi ile yeni bir devletin oluşması biçiminde tanımlamak mümkündür.

Osmanlı Devleti’ni kuran unsurların tarım için hazır bir sosyo-ekonomik örgütlenme modelleri olmadığı gibi yeni bir sistemi baştan sona oluşturacak birikimleri de yoktur. Göçebe ağırlıklı bir yaşam biçimine sahip olan ve toprakta özel mülkiyet geleneği bulunmayan topluluğun, yerleşik tarıma geçmiş bölgeleri fethetmeye başladıkları andan itibaren, bu tür bir modelin eksikliğini hissetmiş olmaları doğaldır. Kuruluş aşamasında ele geçirilen toprakların devlete mülk arazi yazılması, yeni bir modele duyulan gereksinimi iyice şiddetlendirmiştir. Farklı geleneklerin sentezinden özgün bir örgütlenme modeli olan “tımar” doğmuştur.

Tımar Sisteminin Tarihi

Osmanlı Devleti tımar sisteminin tarihçesi hakkında birçok görüş vardır. Birtakım tarihçilere göre, tımar sisteminin kökeni eski İslam devletlerindeki “dağıtım” anlamına gelen iktayı geliştiren Büyük Selçuklulara, bazı tarihçilere ise Osmanlı Devleti’nin “enkazında ve onun devamı olarak kurulup geliştiği” Anadolu Selçuklu Devletine veya “göçebe olan Osmanlı Devleti’ne kıyasla daha ileri bir seviyede olan Bizans mülkiyet biçimi”ne dayanmaktadır. Beldiceanu, kökeni Akkoyunluların öncelerine dayanan tımar sisteminin tamamen Osmanlı Devleti’nin bir kuruluşu olmadığını, Gibbons ve Grousset gibi bazı tarihçiler ise, savaşçı ve göçebe bir aşiretin, Bizans’ın bütün hukuki, ekonomik, siyasi ve idari kuruluşlarını taklit ettiğini, yani tımarın da Bizans’tan alındığını ileri sürmektedir.

Kuruluş dönemlerinde baskın şekilde göçebe unsurlardan meydana gelen Osmanlı Devleti, üzerinde yerleşim kurduğu Bizans’tan ve içinden sürülüp geldiği Selçuklu, Oğuz ve İslam geleneğinin sağladığı birikimle daha ileri seviye örgütlenme modeline ulaşmıştır. Osmanlı Devleti öncesi Selçuklu ve Bizans Devletlerinde çıkış noktası her ne olursa olsun toprağın, askeri amacı ön planda olan yönetici sınıfa dağıtılmış olduğu görülür. Bu dağıtım en azından başlangıçta önceden edinilmiş “güç kavramı” çerçevesinde gerçekleşmiştir. Dağıtım Anadolu ve İran Selçuklularında “ikta“, Bizans’ta ise “pronoia” adını almaktadır.

Tımar Sisteminin Kökeni

Tımar sistemi için de Ömer Lütfi Barkan’ın tanımında yer alan “…geçimlerini veya hizmetlerine ait masraflarını karşılamak üzere bir kısım asker ve memurlara, muayyen bölgelerden kendi nam ve hesaplarına tahsili salahiyeti ile birlikte tahsis edilmiş olan vergi kaynaklarına ve bilhassa defter yazılarındaki geliri yirmi bin akçeye kadar olan askeri dirliklere verilen isimdir” sözü dikkate alınırsa, belli alanlarda topraktan gelir elde etme hakkının sadece yönetici sınıflar için bir toprak dağıtımını içerdiği açıktır. Aynı durum Selçuklu “ikta” ve Bizans “pronoia” sistemlerinin en temel varoluş sebebidir. Öte yandan Osmanlı’da temel tarımsal vergi birimi olan “çift resmi”‘nin Bizans ve Selçukluda uygulanmış olması tarımsal örgütlenmede geçmişe dayalı sürekliliğin bir göstergesidir.

Dolayısıyla Osmanlı tımarının örgütlenme biçiminin Selçuklu “ikta” ve Bizans “pronoia” sistemlerinin üzerine inşa edildiği varsayılabilir. Ancak tımar sisteminde Selçuklu ve Bizans tarım sistemlerinin ortak bir özelliği olan “özel mülkiyet” kavramının dışlanmış olması, tımarın bu iki sistemle bire bir örtüşmediğini kanıtlayan oldukça önemli bir unsurdur. Zaten göçebe özellikleri ağır basan Oğuz boyları tarafından kurulan bir devletin, yerleşik tarımın bir özelliği olan özel mülkiyet kavramı üzerine inşa edilebilmesi pek mümkün görünmemektedir. O halde tımar sisteminin kökenini yepyeni bir sosyo-ekonomik örgütlenme sisteminin doğumu olarak kabul etmek yerine, varolan sistemlerin o anki dönemin şartlarına bakılarak yeniden düzenlenmesinden oluştuğunu varsaymak daha uygundur.

Tımar Sistemi Görevlileri

Tımar sistemini sürdüren kitle devlet, sipahi ve halk olmak üzere üç temel kısım vardır. Bu sistemde tımara verilen toprağın mülkiyeti devlete aittir. Tımar sahibi sipahiyse devletin toprağını yürüten, devletin halktan toplayacağı vergileri kendi adına toplayan devlet görevlisi konumundadır. Toplanan vergi gelirlerinin bir miktarını kendisine ayırmaktadır. Kalan miktarla asker eğitip savaşlara eğittiği askerler ile katılmaktadır. Bu haliyle sipahi devlete ait toprağı işleten bir kimseydi ve halk üstünde bir yetkisi bulunmamaktaydı. Sorumluluğunda olan topraklar da padişahın otoritesini simgelemektedir. Halksa üstünde yaşamını sürdürdüğü toprakları ekip, vergisini sipahiye ödemek zorundaydı.

Tımar Sisteminin Değişimi

Osmanlı’da tımar sistemi ile ilgili en eski kayıtlar Osman ve Orhan beylerin (1299 – 1362) dönemine ilişkindir. Bu sebeple Osman ve Orhan beylerin bu sistemin kurucusu olduğu söylenebilir. Tımar sisteminin kaldırılması ise Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde Tanzimat Fermanı ile gerçekleşmiştir.

16. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren Osmanlı Devleti dış ve iç güçlerin etkisiyle yepyeni bir dönüşüm ve değişim sürecine girerken bu sistemin temelindeki taşlarından birisini oluşturan tımar sistemi de önemli derecede etkilenerek, bir değişim süreci içerisine girmişti. Tımar sisteminde bu zamanda yaşanılan değişiklikleri, dönemi şekillendiren dış ve iç güçlerin hükmünden ayrı açıklamak imkansızdır. Böylesine kusursuz işleyen tımar sisteminin artık temel faktörlerinden bazılarına kaybetmesine neden olan gelişmeleri dış ve iç güçlerin yaptığı gelişim ve değişmelerde aramak gereklidir.

Dış güçler içinde de önemli yer tutan bir gelişme, tüm Avrupa’da yaşanan ve çevresindeki ülkeleri de fazlaca etkileyen hızlı nüfus artışı ve fiyat devrimidir. İç güçler ile birlikte Osmanlı Sistemini yeni bir yapılandırmaya yönlendirmiştir. Avrupa’da yaşanılan bu tür gelişmeler, yeteri miktarda olmayan tarımsal üretim sebebiyle çevredeki ülkelerden tarımsal ürün ithalatı arayışını ön plana çıkardı. Bu arayış, halihazırda yasaklanan tarımsal ürün satış miktarının yükselişini tetikledi. Bu olaylar sonucunda hızla enflasyon dönemine giren Osmanlı Devleti’ndeki tarım ürünlerinin fiyatının artmasına neden olmuştur. Devletin yeniden dağıtım işlemini zedelemeye başlamıştır. Bu durumlar sonunda ülke içinde büyük çaplı bir enflasyon yaşanılmaya başlandı. Bunun ardından Osmanlı Devleti hızla çözülme dönemine girdi ve değişmek zorunda kaldı.

Tımar Sisteminin Önemini Yitirmesi

Osmanlı Devleti bu süreçte neredeyse hiçbir gelir kazanamadığı için halihazırda var olan topraklarını savunmak için gerçekleştirdiği masraflı ve uzun süreli seferlerin maliyetini dengeleyebilmek, verimsiz hale gelen ve önemini kaybeden sipahiler ordusu yerine en az diğer ülkeler gibi ateşli, güçlü silahlar bulunan daimî merkez ordusu oluşturma amacıyla her zaman paraya ihtiyacı vardı. Hazinenin paraya olan ihtiyacı ve bu ihtiyaca bağlı olarak yürütülen baskıcı siyasetler, tımar sisteminde yeni yaptırımları öne çıkardı.

Tımar sistemi değim sürecinden geçerken, sipahi sayısı da gitgide azalıyordu. Dirliklerin sipahiler yerine sistemin işleyişine uygun olmayan kişilere verilirken, sipahilerden boşalan boşlukları ücretli askerler doldurmaya başlamıştır. Bu durum, tımar sistemindeki değişimin bir bozulmadansa yeni koşulların bir zorlaması olduğunu göstermektedir.

Tımar sistemi 15. Yüzyıl’ın ikinci yarısından başlayarak Batı Avrupa’daki teknolojik gelişmelere bağlı olarak gerilemeye başlamıştır. Kurumsal yapısındaki durağan işleyiş şartlarını işleyen bir şeye çeviremediği için 16. Yüzyıl’ın sonlarına gelindiğinde Osmanlı Devleti’nin artık üzerinden atması gereken bir sosyo-ekonomik yüke dönüşmüştür. Sistemde meydana gelen tıkanmayı teknolojik, ekonomik ve askeri faktörlerin yardımıyla açıklamak mümkündür. Tüm bunlar Tımar Sisteminin bozulmasının nedenleri arasında yer almaktadır.

Tımar Sisteminin Bozulması

Öncelikle askerî açıdan tıkanma göz önünde bulundurulursa, askeri teknolojide meydana gelen değişikliğin Osmanlı Devleti ordusunun en temel asker birimini olan sipahinin değerini kökünden değiştirmiş olduğu tespit edilebilir. Kendisinden önceki imparatorluklarda olduğu gibi yeni fetihlere bağlı bulunan Osmanlı Devleti’nde ateşli silah teknolojisi gelişinceye değin sipahiler, Osmanlı Devleti’nin savaşlardaki başarı düzeyini belirleyen esas asker olma özelliğini korumuştur. Ancak üzenginin icadı orta çağ Avrupa’sındaki savaşlarda süvariyi ön plana çıkardığı gibi, savaşlarda ateşli silahların kullanılmaya başlanması da piyade birliklerin süvari birliklerinin yerini almasını zorunlu bırakmıştır.

Ateşli silahların icat edilmesiyle artık savaş teknolojisinde bir zorunluluk halini alan bakım, uzmanlaşma ve askeri eğitim gibi yeni gelişmeler, sipahilerin mevcut ekonomik sınırlarını aşan bir mali yük ile yeni bir örgütlenme sistemini gerekli kılmıştır. Sipahilerin savaşçı niteliğinin azalmasıyla askeri birliklerin durumunda önemli bir değişiklik olmuştur. 1560 yılında 40 bin olan kapıkulu askeri sayısı 1623 yılında 100 bine ulaşmıştır. Başka bir deyişle sipahileri gerekli kılan teknolojik gelişme düzeyinin değişiklik göstermesiyle Osmanlı Devleti’nin ordusunu oluşturan sipahilerin oluşturduğu toplama birliklerinin yerini paralı askerlerin oluşturduğu hassa ordusu ve düzenli ordu almıştır. Bu sebeple tımar sisteminin gerekçelerinden olan askeri neden ortadan kalkmıştır. Askeri faktör tımar sisteminde önemli bir faktör olduğu için tımar sistemi giderek bozulmaya başlamıştır.

Tımar Sisteminin Bozulmasının Nedenleri

  • Tımar arazilerinin yasal koşulları sağlamayan kişilere verilmesi
  • Tımar arazileri elinden alınananların karşılaştığı ekonomik zorluklar
  • Celali Ayaklanmaları sonucu çiftçinin topraklarını işleyememesi
  • Tımarlı sipahilerin modern ordular karşısında başarısız olması
  • Yeni toprakların ele geçirilememesi (yeni tarım alanlarının oluşmaması)
  • Tımar arazilerinden alınan vergi gelirinin açık artırmayla satılması (İltizam Sistemi)
  • Savaşların uzun sürmesi ile savaş zamanının tarım faaliyetleri ile çakışması
  • Tımar arazilerinin düzgün işletilememesi sonucunda vergilerin azalması
  • Vergilerin azalması sonucunda halktan yeni ve yüklü vergilerin alınması
  • Yüklü vergileri ödeyemeyenlerin köyden kente göçmesi
  • Kentlere göçün sonucunda kentlerde işsizliğin ve suçların artması

Tımar Sisteminin Bozulmasının Teknolojik Nedenleri

Tımar sisteminin bozulmasına neden olan teknolojik faktör, tımar sistemine dayalı olan toprak sistemini yeniden düzenlemesinin teknolojik bakımdan yenilikleri engelleyici yapısal boyutuyla ilgilidir. Tımar sistemi gibi doğrudan doğruya üreticinin ihtiyaçlarını karşılayıp, bu ihtiyaçlardan arta kalan kısmının ise sipahilere aktarılmasını sağlayan bir sistemde kayda değer bir üretim artışı gözlenemez. Bu sebeple bir toprak sisteminin, Batıdaki sisteme zıt şekilde teknolojinin gelişmesine izin vermeyen bir yapısı olması oldukça önemlidir. Sonuç olarak teknolojik yenilikleri desteklememesi tımar sisteminin bozulmasının önemli bir sebebidir.

Tımar Sisteminin Bozulmasının Ekonomik Nedenleri

Tımar sisteminin bozulmasına sebep olan ekonomik faktör ise 16. Yüzyılda durgunluk gösteren fetihler ve bu durgunluğu bitirmek için gösterilen çabalarla bağlantılıdır. Osmanlı Devleti 16. Yüzyılın sonlarında coğrafi konumda büyüyebileceği en son sınırlara ulaşmıştır. Osmanlı Devleti’nin o zamanlardaki besleme ve ulaşım koşulları göz önünde bulundurulduğunda sınırlarını daha da genişletmek için fetihte bulanabilmesinin teknolojik açıdan güçlüğü yanında ekonomik açıdan da fazlaca zorluğu bulunmaktadır. Bu durumda toplanan vergiler haricinde merkezin en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturan fetihlere bağlı ganimet geliri de ortadan kalkmıştır. Merkez bu koşullarda gittikçe artan masrafların karşılanabilmesi için ganimet gelirinin yerine geçebilecek bir gelir kaynağı oluşturmalıdır. Bu koşulda merkez tarımsal alanda artanlardan aldığı payı arttıracaktır. Bunun da tımar sahibini olumsuz yönde etkileyeceği oldukça açıktır. Çünkü teknolojik gelişmelerin olmadığı koşullarda verginin artışı yönündeki baskı üretkenliği azaltacağından, sipahilerin elde ettiği payın da kısılmasına yol açacaktır. Bu pay kısılması nedeniyle de tımar sistemi bozulmaya yüz tutmuştur.

Tımar Sisteminin Bozulmasının Demografik Nedenleri

Tımar sisteminin bozulmasının demografik faktörü ise, 16. Yüzyıl’da ortaya çıkan nüfus artışı ile ilgilidir. Fetihler sonucunda merkezi devletin güçlenmesi ile Osmanlı Devleti’nin topraklarında sosyal düzen sağlanmıştır. Bolluğun artmasına uygun ortam yaratılmıştır. Bu bolluk artışı ise önemli bir nüfus artışı ile sonuçlanmıştır. Bu dönemde Osmanlı Devleti’nde neredeyse yüzde yüzlük nüfus artışı gerçekleşmiştir. İlk başlarda tarımsal üretimi destekleyen bu nüfus artışı, zamanla fazla artmasından ötürü kaynak yetersizliğine neden olmuştur. Fazlaca artan nüfus giderek nüfus baskısına dönüşmüştür. Üretimi engellemeye başlamıştır. Topraklardan elde edilen tarımsal kaynaklar nüfus artışı karşısında yetersiz kalınca Osmanlı Devleti 16. Yüzyıl’ın sonlarına doğru ciddi bir maddi kayıp yaşamıştır. Sonuç olarak nüfus artışı, Osmanlı Devleti’nin tarımını hem sosyal hem de ekonomik bakımdan önemli şekilde sarsmıştır. Tımar sistemini zayıflatan temel faktörlerden birisi haline gelmiştir.

Tımar Sisteminin Bozulmasının Sonuçları

Tımar sisteminin işleyişinde yaşanan aksamalar Osmanlı Devleti’nin ekonomisini zorunlu olarak çabuk ve daha güvenilir kaynak bulma arayışına yönlendirmiştir. Bu arayış sonucunda topraktan kazanılan gelirlerin peşin bir ödeme karşılığında şahıslara satılmasına dayanan iltizam yöntemi yürürlüğe koyulmuştur. Bu yöntem çerçevesinde, tarımsal gelirlerin toplanması en başta bir ile üç, daha sonralarda ise beş yıllık dönemler için satışa çıkartılmıştır.

19. Yüzyılda Batı Avrupa’daki tarım verimlilik, üretim artışı ve teknolojik gelişme bakımından çok büyük atılımlar yapmıştır. Bu dönemde iltizam yöntemi ile hazineye kaynak aktarma çabaları, Osmanlı Devleti’nin tarım sisteminin gelişme yöntemlerini ve üretim gücünü çok kısa bir sürede köreltmiştir. Yıllar geçtikçe artan bütçe açıkları Osmanlı Devleti’nin, iltizam yöntemini uygulayan kişilerin yıkıcı uygulamalarına karşı kalıcı ve etkin bir önlem almasına ve doğrudan vergi almaya engel olmuştur.

Özetlemek gerekirse, tımar sisteminin bozulması Osmanlı Devleti’nin ekonomi sisteminin değiştirmiştir. Bu değişim sonucunda Osmanlı Devleti’nde tımar sistemine ters düşen yeni sistemler ortaya çıkmıştır. Bu sistemler zamanla alınan önlemlere rağmen, üretici güçleri zayıflatmıştır. Uzun dönemde kamusal gelirlerin azalmasına sebep olmuştur.

Tımar Sistemi Neden Bozuldu?

Osmanlı Devleti’nde yüzyıllar boyunca uygulanmış toprak ve vergi sistemi olan tımar sistemi, Osmanlı Devleti’nin göçebe Türk aşiretlerinden kurulmuştur. Göçebe yaşamdan yerleşik tarıma geçen bir topluluğun tımar sistemi gibi bir modelin yokluğunu hissetmiş olmaları normaldir. Tımar sistemi bazı tarihçilere göre eski devletlerdeki ikta sistemine dayanırken, başka tarihçiler ise savaşçı ve göçebe bir aşiretin Bizans’ın tüm ekonomik, siyasi ve idari kurumları taklit etmesinden doğmuştur.

Tımar sistemini yürüten devlet, halk ve sipahi olmak üzere üç temel kısım vardır. Tımar sahibi sipahi, kendisine verilen toprağı işler, topraktan gelen gelirin bir kısmını kendi giderleri için kullanır. Kalan kısmı ile asker eğitip savaşlara katılmaktadır. Halksa üzerinde yaşadığı toprakları ekip, vergisini sipahiye vermektedir.

16. Yüzyıl’ın ikinci çeyreğinden itibaren Osmanlı Devleti dış ve iç güçlerden etkilenmiştir. Büyük bir değişim sürecine girmişti. Bu değişimden tımar sistemi de etkilenmiştir. Dış etkenlerde önemli bir yere sahip olan gelişme Avrupa’da yaşanan hızlı nüfus artışı ve fiyat devrimidir. Bu durum, hızla enflasyon dönemine başlamış olan Osmanlı’da tarım ürünlerinin de fiyatlarının artmasına sebep olmuştur.

Tımar sistemi 15. Yüzyıl’ın ikinci yarısından itibaren Batı Avrupa’daki teknolojik gelişmelere bağlı olarak gerilemeye başlamıştır. Devamında durağan işleyiş şartlarını işleyen bir şeylere çeviremediği için 16. Yüzyıl’ın sonlarına doğru Osmanlı Devleti’nin artık üzerinden atması gereken bir yüke dönüşmüştür.

Tımar sisteminin bozulmasının nedenleri arasında askeri, teknolojik, ekonomik ve demografik gelişmeler vardır. Ateşli silahların icat edilmesiyle savaş teknolojisine yeni zorunluluklar gelmiştir. Sipahiler bu zorunlulukları karşılayamamıştır. Ekonomik açıdan bu zorunlulukları karşılamayan sipahiler tımar sisteminin bozulmasının sebeplerden birisidir.

Tımar sisteminin işleyişinde yaşanan aksamalar Osmanlı Devleti’ni kaynak bulma arayışına yönlendirmiştir. Bu arayış sonucunda topraktan kazanılan gelirlerin ödeme karşılığı bazı şahıslara satılmasına dayanan iltizam yöntemi ortaya çıkmıştır. Bu yöntem çerçevesinde, tarımsal gelirlerin toplanması bir, üç ve daha sonralarında ise beş yıllık dönemler için satışa çıkarılmıştır.

19. Yüzyılda Batı Avrupa’daki tarım verimlilik, üretim artışı ve teknolojik gelişme bakımından çok büyük atılımlar yapmıştır. İltizam yöntemi ile hazineye kaynak aktarma çabaları, Osmanlı Devleti’nin tarım sisteminin gelişme yöntemlerini ve üretim gücünü köreltmiştir. Yıllar geçtikçe artan bütçe açıkları Osmanlı Devleti’nin iltizam yöntemini uygulayan kişilere karşı bir önlem almasıyla sonuçlanmıştır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak İkta Sistemi Nedir? İkta Sisteminin Faydaları ve Özellikleri başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu Yazılar İlginizi Çekebilir!

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı!

Lütfen reklam engelleyicinizi (adblock) kapatarak web sitemizin yayın yapmasına destek olunuz. Ders: Tarih Ekibi tamamen gönüllü çalışarak Türkiye’de tarih öğretiminin niteliğinin geliştirilmesine kaktı sunmayı amaçlamaktadır. Tüm çalışmalarımız için tek gelir kaynağımız reklamlar. Bu noktada bize destek olursanız çok seviniriz. İletişim: bilgi@derstarih.com