Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası

Milli Mücadele Nedir? Milli Mücadele Kahramanları

Milli Mücadele'nin Kadın Kahramanları Kimlerdir? Milli Mücadele Önemi

Milli Mücadele Tarihi
0 1.724

Milli Mücadele, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmasıyla başlayan, 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen sona eren bir mücadele dönemidir. Osmanlı Devleti’ni İtilaf Devletlerinin işgalinden kurtararak yeni bir devlet kuran Mustafa Kemal Atatürk, bu mücadele dönemi süresince bütün halkımızı mücadeleye çağırmıştır. O ve bütün mücadeleci insanlar gerek ailelerinden gerek kendilerinden büyük fedakârlıklar yaparak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamış, ülkenin bu günlere kadar gelmesini sağlamışlardır. Bu yazımızda, Milli Mücadele’nin amacı, yöntemi, önemi ve sonuçlarından; mücadeleye katılan insanların fedakârlıklarından; Milli Mücadele kahramanlarından; Milli Mücadele sanatçıları ve eserlerinden, bu eserlerin 21. yüzyıla neler kazandırdığından bahsedilecektir.

Milli Mücadele Nedir?

Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı başlarında tarafsızlık politikası izlemiş, daha sonralarda bir şekilde savaşa İttifak Devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan) ile katılmıştır. Savaşın sonucunda İttifak Devletleri kaybetmiştir. İtilaf Devletleri, İttifak Devletleri ile antlaşmalar imzalamış, işgal hazırlıkları yapmaya başlamıştır. İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını paylaşmış, işgallere ve saldırılara başlamış, tüm bunların yanında Osmanlı halkına zulümler etmiş, bir sürü insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, ülkeyi bu durumdan kurtarmak için silah arkadaşlarıyla beraber planlar yapmış, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak bu planlarını gerçekleştirmek için ilk adımı atmıştır. Anadolu’nun birçok şehrine kongreler düzenlemiş, şifreli dillerle telgraflar çekmiş, on binlerce zorluğa rağmen halkı mücadeleye çağırmıştır.

Milli Mücadele Amacı ve Yöntemi

İşgallerin başlamasıyla beraber Türk milletine yapılan zulümler de artmıştır. Türk milleti yapılan zulümler karşısında teçhizat eksikliği ve güçsüzlükten dolayı başkaldıramamakta, boyun eğmek durumunda kalmıştır. Mustafa Kemal, milletin bağımsız, refah bir ülkede yaşamasını istemiş, bu hayalini gerçekleştirebilmek için de harekete geçmiştir. Amasya Genelgesi’nin 3 maddesinde de yazıldığı gibi “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” diyerek Milli Mücadele amacının bağımsızlık kazanmak olduğunu belirten Mustafa Kemal, bu maddeyle aynı zamanda Milli Mücadele’nin yönteminin milletin azmi, yani bağımsızlık aşkı, olduğunu da belirtmiştir.

Milli Mücadele Gerekçesi

Ülke, İtilaf Devletleri tarafından bölüşülmüş ve işgal edilmiştir. Başka bir devletim himayesi altında yaşamak istemeyen Türk milleti, bir kurtuluş yolu aramakta, kendilerini çeşitli yollarla savunmaya çalışmakta ancak bunu küçük gruplar halinde yaptıklarından ötürü başarılı olamamaktadırlar. Osmanlı Devleti ise bu işgaller karşısında sakinliğini kormuş, İtilaf Devletlerine boyun eğmiştir. Kısaca, Milli Mücadele’nin temel gerekçesi, Amasya Genelgesi’nin 1 ve 2. maddelerinde de geçtiği gibi, “vatanın bütünlüğünün ve bağımsızlığının tehlike altında olması” ve “İstanbul hükümetinin galip devletlerin etkisi altında olmasından dolayı üzerine düşen görevi yerine getirememekte olması”dır.

Milli Mücadele Önemi

Milli Mücadele, Amasya Genelgesi’nde de yazdığı gibi, milletin bağımsızlığını kazanmasını sağlamak için başlayan zorlu bir süreçtir. Bu süreçte birçok aile dağılmış, birçok kadın dul kalmış, birçok çocuk öksüz ya da yetim kalmış, birçok bebek doğamadan hayatını kaybetmiş, birçok anne ve baba yavrusunun öldüğünü ya da yaşadığını bilemeden yıllar geçirmiştir. Yaş, cinsiyet, ırk fark etmeksizin Osmanlı topraklarında yaşayan ve bağımsız bir hayat sürmek isteyen bütün insanlar bu mücadeleye katılmış ve artık eski gücüne asla kavuşamayacağı düşünülen bir devletten bir cumhuriyet kurmuştur: Türkiye Cumhuriyeti. 1923 ve sonrasındaki yıllarda, yani cumhuriyetin ilanından sonra, Türk milleti Atatürk ilke ve inkılaplarını kabul etmiş, bir sürü yenilik görmüş, refah ve bağımsız bir ülkede yaşamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması için gerek ailesinden, gerek kendisinden fedakârlık yaparak her şeyiyle mücadele eden Türk milleti; bu süreçte birçok zorlukla karşılaşmıştır: İtilaf Devletlerinin saldırılar düzenlemesi ve zulümleri artık katlanılmaz hale getirmesi, Türk milletinden olup mücadeleye katılmayı reddeden ve ayaklanmalar çıkaran küçük grupların İtilaf Devletlerine çalışarak mücadele sürecini zorlaştırması, Mustafa Kemal’in hain olarak görülmesi ve tutuklanma emirlerinin çıkarılması ve bunlar gibi daha birçok zorluk. Ancak bağımsızlık isteğini her zaman ayakta tutan Türk milleti bütün bu zorlukların üstesinden gelmiştir. Bu süreçte birçok kayıp verilmiştir.

Bağımsızlık için mücadele eden millet, “vatan sağ olsun” diyerek kendilerini topların tüfeklerin önüne atmıştır. Daha ortaokul çağındaki çocuklar, gebe kadınlar, bebeklerinin doğmasını dört gözle bekleyen babalar, yataklarından kalkamayacak kadar hasta olan yaşlı insanlar ve daha birçoğu bağımsızlık için silahlanmış, orduya katılmış, cephane taşımıştır. Kısaca Türkiye Cumhuriyeti, bebeğinin battaniyesini mermilerin üzerine örten, son sözü “asker yavrularıma mermileri yetiştirebilseydim” diyen Şerife Bacı, mücadelenin ilk kurşununu sıkma cesaretini gösteren Hasan Tahsin, Mercimektepe’de Ermeni çetesi öldüren ve daha 17 yaşındayken şehit olan Çuhadar Ali ve daha niceleri sayesinde kurulmuştur.

Milli Mücadele Kahramanları

Türkiye Cumhuriyeti; Milli Mücadelede kahramanlık gösteren, her şeyleriyle savaşan veya bir şekilde yardım eden kadınlar, erkekler, yaşlılar, çocuklar sayesinde kurulmuştur.

Aşağıda verilen örnekler mücadele kahramanlarından sadece birkaçıdır. Bilinmeyen onlarca kahraman sayesinde mücadele kazanılmıştır. Bu insanlar, savaşmaktan korkmamış, daha çok insanın yaşaması amacıyla kendi canlarından vazgeçmişlerdir.

Milli Mücadele Kadın Kahramanları

Milli Mücadele süresince Türk kadınları canları pahasına savaşa girmiş, cephane taşımış ve askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için çabalamıştır.

Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma)

Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde savaşmış, eşi Binbaşı Ahmet Bey Sarıkamış’ta şehit olmuştur. 1919’da Mustafa Kemal ile görüşebilmek için Sivas’a gitmiştir. Batı Cephesinde Milis Müfreze Komutanlığı yapmıştır. İstanbul’da silah kaçırma ve adam kaçırma işlerine yardımcı olan Kara Fatma İzmir’de çoğunluğun kadın olduğu birliğiyle Yunan’ın cephe gerisine saldırmış, esir askerlerle dönmüştür.

Şerife Bacı

Şerife Bacı, İnebolu’dan Ankara’ya cephane götüren yaşlı kadın ve erkeklerden biridir. Bebeği Elif ile beraber bu yolu giderken yağmur yağmış, cephaneler ıslanmasın diye Elif’in battaniyesini kağnısının üzerine sermiş, Elif’i kucağında ısıtmaya çalışmıştır. Ancak kötü hava koşulları sebebiyle Aralık 1921’de donarak hayatını kaybetmiştir.

Halime Çavuş

Ailesinin gitmesini istememesine rağmen Milli Mücadele’ye katılmak için erkek kılığına girip saçını kazıtan Halime Çavuş, uzun yıllar boyunca Halim Çavuş olarak bilinmiştir. Düşmandan gelen kurşunla bir ayağı sakat kalan Halime Çavuş, mühimmat taşıma görevini üstlenmiştir. Cephane taşıdığı bir gün Mustafa Kemal ile karşılaşmıştır. O zamanlarda Mustafa Kemal’i tanımayan Halime Çavuş, Mustafa Kemal’in “sen üşüyor musun” sorusuna “Bey! Yüz bin kişi kurtulacak, ben öleceğim de ne olacak?” yanıtını vermiştir.

Çete Emir Ayşe

Yunan Aydın’ı işgal ettiğinde arkadaşları ile birlikte bir kayıkla Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışmış, ancak arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulmasıyla geri dönmüştür. Şehit kocasından kalan tek yadigarı elmas küpelerini bozdurmuş, kendisine bir tüfek almış, dağda Yörük Ali Efe’ye katılmış; Aydın’ın kurtuluşuna kadar savaşmıştır. Milli Mücadele kazanıldıktan sonra İstiklal Madalyası almış, “Savaştım Yunan’a karşı. Bende kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası’dır.” Sözleriyle hatırlanmaktadır.

Tayyar Rahmiye

Adana’da yaşayan Tayyar Rahmiye, Fransızlara karşı mücadelede görev almıştır. Keşif ve cephe gerisinde kundakçılık görevlerini üstlenmiş, görevinde büyük başarılar elde ederek kahraman olmuştur; daha sonra cephede savaşmaya başlamıştır. Cephede ateş hattında kalan silah arkadaşlarını korumak için önlerine atılmış ve şehit düşmüştür. Askerlerin bitkin düştükleri ve korktukları için geri çekilmeye kalktığı sırada söylediği “Ben kadınken ayaktayım da, siz erkek olarak sürünmeye utanmıyor musunuz!” sözleriyle tanınmaktadır.

Milli Mücadele Erkek Kahramanları

Mücadele süresince birçok erkek annesini, babasını, karısını, çocuğunu, yeni doğan bebeğini veya doğaca bebeğini arkasında bırakarak cepheye koşmuştur. Bu kahramanlardan çoğu cephede savaşmış, birkaçı mühimmat taşıma görevini üstlenmiş, birkaçı da cephe gerisinde yardım etmiş veya yazılarla ve konuşmalarla insanları harekete geçirme çabasında bulunmuştur.

Hasan Tahsin

Asıl adı Recep oğlu Osman Nevres olan Hasan Tahsin, düşman kuvvetlere karşı düzenlediği saldırının sonucunda 10 yıla mahkûm edilmesiyle 1916’da Romanya’dan kaçmış; 1918’de İzmir’e Hasan Tahsin olarak yerleşmiştir. Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan Yunanlara ateş etmiş, Milli Mücadele’nin ilk kurşununu sıkmıştır. Yunanların karşı ateş açması sonucu aynı gün şehit olmuştur.

Yahya Kaptan

Milli Mücadele başladığında Mustafa Kemal ile ilişki kurmuş, İstanbul Karakol Cemiyetinin de yardımlarıyla Anadolu’ya gitmek isteyenlere uygun koşulları sağlamış ve gitmelerini sağlamıştır. Gebze’de Kuvâ-yi Milliye’yi örgütlemiş, İstanbul-Kocaeli bölgelerinde fazlaca eyleme girişmiştir. Tavşancıl’da katılmış olduğu bir karşılaşmada yakalanmış, başı kesilerek şehit edilmiştir.

Şahin Bey

Antep Kuvâ-yi Milliye komutanı olan Şahin Bey, Fransızların Antep’i işgal etmesiyle harekete geçmiş, düşman kuvvetle cephede savaşmıştır. Uzun bir süre, Fransızların bölgesine destek sağlamalarına imkan tanımamıştır. Fransızların Antep’e girmesini engellemeye çalışırken şehit düşmüştür.

Sütçü İmam

Fransız kuvvetlerinin içindeki Ermeni askerlerin Müslüman kadınlara sarkıntılık etmeleri ve tacizde bulunmaları sonucu çıkan olaylarda bir Fransız askerini öldürmüş, daha sonra şehir dışına gitmiştir. Maraş’ta bağımsızlık mücadelesini başlatmış, Maraş, Fransız askerlerinden temizlendikten sonra şehre geri dönmüştür.

Milli Mücadele Çocuk Kahramanları

Bombacı Ahmet

Savaşın en şiddetli olduğu zamanda kaleye mühimmat ve erzak götürme görevini üstlenmiştir. Harbin en şiddetli zamanlarında kaledeki mücahitlere mühimmat ve erzak taşımıştır.  17 yaşında şehit düşmüştür.

Nezahat Onbaşı (Nezahat Baysel)

Nezahat Onbaşı henüz 9 yaşındayken babasıyla birlikte Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları, Sakarya Muharebesi ve Gediz Muharebesinde düşmanla çatışmıştır. Bu cesaretinden ve başarılarından ötürü alay kızlı alay olarak anılmaya başlamış, 7. Alayın simgesi haline gelmiştir.

Etlioğlu Ahmet Duran

Küçük ama dinamik olmasıyla dikkat çekmiş, en tehlikeli görevleri üstlenmiştir. Mücadelenin ilk günlerinde düşman kurşunuyla topuğundan yaralanmasına karşın mücadeleye devam etmiştir.

Şekerci Ökkeş

Fransızlar Maraş’ı işgal ettiğinde cepheye koşmuş, annesinin küçüksün gitme sözlerine “Yaşım küçük ama imanım büyüktür anne. Şehit olacaksam, vatan ve millet uğrunda şehit olacağım. Ben ölmeliyim ki düşman sizlere ilişmesin.” cevabını vermiştir. 16 yaşında şehit düşmüştür.

Çuhadar Ali

Sütçü İmam olayından sonra iki Türk’ün düşman kuvvetleri tarafından öldürülmesi üzerine intikam yemini etmiş, silahlanmış ve yola koyulmuştur. Mercimektepe’de 3 Ermeni çetesi yakalamış, iki çeteyi öldürmüş birisini yaralamıştır. 17 yaşında iken şehit düşmüştür.

Milli Mücadele Sanatçıları ve Eserleri

Milli Mücadele sürecinde ve sonrasında savaşlar, kahramanlıkları, fedakârlıkları anlatmak ve o duyguyu insanlara hissettirmek isteyen birçok yazar, şair, ressam ve daha nice sanatçılar mücadeleyi anlatan eserler ortaya çıkarmıştır. “Bu sanatçılardan ve eserlerden birkaçı ve en bilinenleri Halide Edip Adıvar (Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye), Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Yaban, Ankara), Tarık Buğra (Küçük Ağa, Küçük Ağa Ankara’da), Kemal Tahir (Esir Şehir Üçlemesi, Yorgun Savaşçı)’dir.”

Bu eserler; o yılları sadece okuyarak öğrenebilen 21. yüzyıl insanlarının savaş yıllarını anlamalarını, yaşamalarını veya canlandırmalarını sağlayarak Milli Mücadelenin unutulmasını önlemektedir.

Milli Mücadele dönemi, Türkiye Cumhuriyeti için önemi büyük olan bir dönemdir. Türkiye Cumhuriyeti, canı pahasına cephelere koşan, bütün varlığını asker üşümesin ve aç kalmasın amacıyla bağışlayan kahramanlar sayesinde kurulmuştur. Bu kahramanlar sayesinde bağımsızlık kazanılmış ve yine bu kahramanlar sayesinde ülkenin refah düzeyi artmıştır. Bu dönemi anlamak, yaşamak için dönemi anlatan eserler incelenmelidir. Türk milleti, yaşamlarına milli mücadele kahramanlarına borçludur.

Bun Yazıları Da Beğenebilirsiniz!

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi