12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı – Yeni Müfredata Göre (2021-2022)

2020-2021 12. Sınıf İnkılap Tarihi Dersi 2. Dönem 2. Yazılı Sınavı

12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre öğrencilerin başarısı; öğretim programı öğrenme kazanımları esas alınarak dersin özelliğine göre yazılı sınavlar, uygulamalı sınavlar, performans çalışmaları ve projeler üzerine alınan puanlara göre belirlenir. Tarih dersinde öğrenci başarısını tespit edebilmek için kullanılan araçlardan biri de yazılı sınavlardır. Bu yazımızda 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı örneğini paylaşıma açıyoruz.

12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı

Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı örneği aşağıda yer almaktadır. 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı örneği yönetmelik gereği açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Ancak 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı içine kısa yanıtlı, doğru-yanlış, eşleştirmeli veya çoktan seçmeli test gibi sorular da eklenebilir.

Aşağıdaki12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 1. Yazılı örneği 2021-2022 eğitim öğretimi yılı için yeni müfredata göre hazırlanmıştır. Bu yazılı sınavda sınav kapsamındaki ilgili kazanımlardan 10 soru bulunmaktadır. 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı sınavı  içerisinde analiz ve değerlendirme düzeyindeki kazanımlara yönelik birden fazla soru yer almaktadır.  Bu tarih yazılı sınavı içerisinde yer alan sorular puanlanmamıştır. Puanlama işi tarih öğretmenine bırakılmıştır.

Tarih dersi öğretim programında yer alan becerilere ve kazanımlara göre hazırlanan 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı sınavını bilgisayarınıza kopyalayarak üzerinde düzenleme veya değişiklik yapabilirsiniz.

Yanıt Anahtarı: 12. Sınıf İnkılap Tarihi 2. Dönem 2. Yazılı cevap anahtarları sorulardan hemen sonra aşağıda ayrı bir başlıkta yer almaktadır.

2021-2022 12. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi 2. Dönem 2. Yazılı Sınavı

2021-2022 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

……………………………… LİSESİ

12. SINIF TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ

2. DÖNEM 2. YAZILI SINAVI

SORULAR

1. Türkiye’ye karşı gerçekleştirilen uluslararası girişim ve faaliyetleri Ermeni Sorunu, ASALA ve Diaspora kavramları çerçevesinde açıklayınız.

2. Türkiye’de gerçekleşen darbe ve darbe girişimlerinin siyasi, sosyo-ekonomik etkilerini açıklayınız.

3. 1961 Anayasasında insan haklarına verilen önemi özgürlük bağlamında açıklayınız.

4. Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye’nin ekonomik anlamda liberalleşmesine etkisi ne olmuştur?

5. Türkiye’de ortaya çıkan ekonomik krizlere örnekler veriniz. Bu krizlerin toplumsal yansımaları neler olmuştur?

6. Türkiye’de terörü önlemeye yönelik tedbirler hakkında 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması örneği üzerinden bilgi veriniz.

7. TİKA neden kurulmuştur? TİKA’nın başlıca faaliyetleri hakkında bilgi veriniz.

8. Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkilerin tarihi hakkında kronolojik olarak bilgi veriniz.

9. Bosna-Hersek Savaşı sonrasında Balkanlarda yeni kurulan ülkelerin Balkanlardaki siyasi dengelere etkisini açıklayınız.

10. Arap Baharı nedir? Arap Baharı’nın Orta Doğu ve dünya üzerinde etkileri neler olmuştur?


2021-2022 12. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi 2. Dönem 2. Yazılı Sınavı Yanıt Anahtarı

12. SINIF TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ

2. DÖNEM 2. YAZILI SINAVI

YANITLAR

1. Ermeni sorunu olarak da bilinen Ermeni meselesi Türk milleti ile Ermeniler arasında savaş döneminde yaşanan çatışmalar ve en sonunda Ermenilerin nakli sırasında soykırıma uğraması veya soykırıma uğradıklarının iddia edilmesi sonucu oluşan sorunlar bütününe verilen isimdir. Bu mesele Osmanlı döneminde başlamıştır fakat günümüz Türkiye’sinde bile hala etkilerini sürdürebilmektedir. Bu durum sonucunda Türkler soykırım iddiasını reddederek koşulları ve iklimi suçlamasına rağmen Ermenilerin buna karşı çıkmasıyla ateşlenen sorundur.

Bu sorunların günümüze etkilerinden biri ise ASALA olarak bilinen bir örgütün teşkilatlanarak çeşitli bombalama ve terör saldırıları düzenlemesidir. Bu örgütün isminin açılımı ise Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu’dur ve bu teşkilat türkiyeyi de içerisine alan birçok farklı devlete saldırılarda bulunmuş ve kayıtlara sebebiyet vermiştir. Bu sorunların ana kaynağı ise Ermenilerin çok uzun yıllar boyunca içerisinde yaşamış olduğu diasporadır. Yüzyıllar boyunca başka bir imparatorluğun içerisinde başka uyruğa sahip milliyetlerle birlikte yaşamını sürdüren ermeniler kendi devletlerinin kurulması veya en azından vaad edilmesi sonucunda isyan ederek Türklere karşı gelmiş ve bugüne kadar uzanan bu sorunların temel kaynağı olma özelliği göstermiştir.

2. Türkiye Silahlı Kuvvetleri tarih içerisinde 1960 ve 1980 olmak üzere iki farklı darbede bulunmuş ve hükümeti devirmiştir. Bu darbeler sonucunda direkt olarak hükumet değişmiş ve değişen hükumetle birlikte yeni kanunlar ve yeni yasalar yayınlanarak ülkenin siyasi yapısı ve politikasında belirli değişikliklere gidilmiştir özellikle 1980 darbesinden sonra sıkıyönetim ilan edilmesi ve tüm partilerin lağvedilmesi gibi ülkeyi direkt olarak etkileyen çeşitli politika değişikliklerine gidilmiştir. Ardından direkt olarak darbenin sonrasında 1982 yılında darbeciler tarafından yeni bir anayasa olarak 1982 anayasası sunulmuş ve yürürlüğe girmiştir.

Ardından MGK (Milli Güvenlik Kurulu) oluşturularak bu darbenin bu isim altında güvenlik önlemleri doğrultusunda gerçekleştirildiği durumu öne sürülmüştür. Fakat bu darbe ekonomik açıdan ülkeyi direkt olarak olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Bunun sonucu olarak ülkedeki ekonomik büyüme oranı 1980 den başlayarak azalmış ve enflasyon oranları ise artış göstermiştir. Yani darbe sonucunda hem ülkenin siyaseti ve politikası değişerek yeniden şekil almış hem de ekonomik açıdan ülke geçmişe göre daha olumsuz bir patika içerisine girmiştir ve ülke bu konular üzerinden olumsuz bir şekilde etkilenmiştir.

3. 1960 yılında gerçekleşen 27 Mayıs Darbesi sonrasında yürürlüğe giren 1961 anayasası ile birlikte birçok farklı alanda düzenlemeler yapılarak ülkenin siyasi yapısında değişikliklere başvurulmuştur. Değişikliklere tabi tutulan alanlardan biri de insan haklarıdır. Bu anayasa ile birlikte insan haklarına yapılan değişikliklerden birisi de ifade ve düşünce özgürlüklerinin güvence altına alınması durumudur. Bu anayasanın yürürlüğe girmesine kadar olan zaman çerçevesi içerisinde insan haklarının çeşitli koşullar altında kısıtlanabileceği ve bu haklar ile oynanabileceği gibi konulardan bahsedilmektedir fakat bu anayasanın işlerliğe girmesi ile birlikte bu durum ortadan kalkarak insan hak ve özgürlükleri güvence altına alınmakla kalmayıp bu hak ve özgürlüklerin olağanüstü durumlarda kısıtlanma koşulları ve miktarları düzenlenerek tekrardan sunulmuştur.

1950 yılından başlayan ve 1960 yılına kadar devam eden iktidara tepki olarak gerçekleştirilen askeri müdahale ve ardından yürürlüğe giren 61 anayasası ile birlikte sadece hak ve özgürlükler değil aynı zamanda bireyin kendi zevkleri ve ilgi alanlarına odaklanabilmesi için imkanları sunacak birtakım değişiklik de söz konusudur ve böylece insan hakları bağlamında birçok farklı konuya el atan bir anayasa olma özelliğine sahiptir 1961 anayasası.

4. Uluslararası Para Fonu olarak bilinmekte olan kısaca IMF olarak ifade edilen kuruluşun görevi global bir şekilde milletlerin borsasını takip etmek döviz kurları devlet borçları ve ödeme planları gibi ekonomik uygulamaların takibini küresel bir şekilde sağlamaktır. Bu kuruluşun gerçekleşmesinin en büyük sebeplerinden biri ise milletlerarası ticaretin düzen altında tutulması ve adil bir şekilde denetlenmesinin daha kolay ve daha mümkün bir zemin üzerinden yürütülmesine olanak sağlanmasıdır.

Ayrıca başka bir amacı da ekonomik krizlerin önlenmesi ve tek taraflı ekonomik çöküşlerin, düşüşlerin mümkün olduğunca önüne geçilmesidir. Uluslarası para fonunun kurulması ile birlikte ülkeler içerisinde ekonomik rahatlama oluşmuş ve bunun sonucu olarak daha özgür bir pazar oluşmuştur. Aynı şekilde Türkiye Devleti de ele alınacak olursa daha liberal ve daha özgür bir ekonomi anlayışına kavuşması sağlanmıştır. Bunun sonucunda ülke içerisindeki pazarda farklı alanlarda girişim yapmak ve yatırımlarda bulunmak çok daha özgür ve risksiz duruma getirilmiştir. Bunun sebebi ise IMF’nin ekonomik gelişmeleri denetlemesi ve bir ölçüde kontrol altında tutmasıdır.

5. Ekonomik krizler birçok kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de görülen olaylardır. Kısaca tanımını yapmak gerekirse ülke içerisindeki makro ekonomik sistemin hasar almasıyla birlikte bozulması olayıdır. Türkiyede meydana gelen bazı ekonomik krizler ise 1946 krizi, 1958 krizi 1974 ve 1980 de görülen petrol krizleri, kara Çarşamba olarak bilinen 2001 krizi ve son olarak günümüzde hala geçerliliğini sürdürmekte olan 2018-2022 krizidir. Bu krizler ilk olarak dünya ekonomisindeki çöküş olarak bilinen büyük buhran ile başlamıştır ve küçük krizler devam etmesine rağmen ilk büyük kriz 1946 yılında patlak vermiştir.

İkinci Dünya Savaşı döneminde ülke içerisinde üretimin hızla gerilemesi ve bu sebeple ekonomik gücün ve ticari gücün düşmesinden kaynaklanmıştır. Bunu 1958 1974 ve 1980 yıllarında diğerlerine kıyasla daha küçük çaplı krizler takip etmiştir. Fakat 2001 yılının şubat ayında meclis içerisinde yaşanan bir siyasi krizin ekonomiye de yansımasıyla birlikte Türkiye Cumhuriyetinin bilinen en büyük ekonomik krizlerinden biri ile karşılaşmıştır. Borsada yüzde 20lik bir düşüş söz konusu olurken faiz değerlerinde %7500 lük bir artış gerçekleşmiştir. Ardından 2018 den günümüze devam eden ekonomik kriz ise yine Türk tarihinin en büyük krizlerinden biri olma özelliğini göstermektedir.

6. Hazırlanmaktadır… Bkz: 15 Temmuz 2016’da Neler Yaşandı? Saat Saat Darbe Girişimi Gecesi

7. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Bakanlığı yani kısaca bilindiği üzere TİKA kuruluşu türkiye kültür turizm bakanlığına bağlı olarak çalışan bir kuruluş olma özelliğine sahip olup Türkiye’nin dışarı ile olan ilişkilerine göz atarak dışarıdan gelen yardımları inceler ve düzenler. Bu kuruluşun amacı Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda ilerleyerek yurtdışında olan Türk kökenlerine sahip olan her şeyi düzenlemektir. Örnek verecek olursak Balkanlar ve Yunan toprakları gibi zamanında Osmanlı Devleti himayesi altında bulunan topraklardaki Türk soyuna ait eserleri ve yapıları restore ederek günümüzde hala varlıklarının sürdürülmesinde yardımcı olmaktadır.

Ayrıca Türkoloji adı altında yaptıkları ve yürüttükleri proje doğrultusunda Türkiye sınırları dışarısında farklı milletten insanlara Türkçe dilinin öğretimine ve aşılanmasına katkıda bulunmak ve Türkçe bilen insan sayısını olabilecek maksimum potansiyeline ulaştırmayı amaçlamaktadır. Günümüz gündeminde kendine yer edilmiş projelerinden birini ele almak ve incelemek gerekirse bu proje de geçmişte görkemli bir Osmanlı Padişahı olan ve Türk Tarihine adını yazdırmış isimlerden biri olan Kanuni Sultan Süleyman’ın mezarının bulunması ve çıkarılmasıdır.

8. Türkiye Devleti ile Avrupa Birliği arasında sürekli olarak değişen çalkantılı ve inişli çıkışlı bir ilişki söz konusudur. Türkiye ilk olarak 1959 yılında Avrupa Ekonomik topluluğuna katılmak için bu topluluğu başvurusunu gerçekleştirmiştir ve bu Türkiye ile AB ilişkilerinin başlamasına sebep olmuştur. Fakat bu başvuru sonrasında Avrupa Birliği Türkiye Devleti’nin tam üye olabilmesi için belirli koşullara başvurmuştur ve belirlenen koşullar gerçekleştirilmediği sürece Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olamayacağı durumunun söz konusu olduğu belirtilmiştir.

İlerleyen süreç içerisinde Türkiye’ye Avrupa Birliği tarafından yapılan yardımlara karşın Türkiye Devleti tam olarak bu geçiş döneminde yükümlülüklerini başarıya ulaştıramamış ve bunun sonucu olarak gümrük indirimleri durdurulmuştur ve ardından askeri darbenin de gerçekleşmesiyle birlikte bu ilişkide geriye adım atılması söz konusu olmuştur. Ardından 1987 senesinde henüz Ankara Antlaşması’nda Avrupa Birliğinin belirlemiş olduğu şartları yerine getiremeyen Türkiye yine de tam üyelik başvurusunu Avrupa Birliği’ne bildirmiştir. Bu olayları takiben 2000li yılların başlarında Türkiye Devleti üyelik adayı olarak tanımlanarak bu yolda adımlara başlanmıştır fakat günümüzde Türkiye Devleti tekrardan Avrupa Birliğine dahil edilmeyen ülkelerden biri haline gelmiştir.

9. Bosna-Hersek Savaşı, Balkanlar genelinde 1992 yılında başlayarak 3 yıl boyunca devam ederek 1995 yılında son bulan savaştır. Bu savaş sırasında 100.000 e yakın insan hayatını kaybetmiş ve 2 milyon küsür insan da yaşadığı yeri terk ederek yeni bir bölgeye göç ederek yerleşmek zorunda kalmıştır. Avrupalı devletlerin Hırvatistan Sırbistan gibi çeşitli ülkeleri Yugoslavya topluluğundan ayrılarak kendi devletini kurması doğrultusunda yaptıkları teşvikler sonucu Avrupa devletlerinin maşası ile kontrol ettiği Balkanlar’da gerçekleşen bir savaş daha patlak vermiştir.

Bu savaş sonucunda ilk olarak Hırvatistan ve ardından Bosna Yugoslavya’nın çok milliyetli yapısına karşı çıkarak kendi bağımsızlıkları doğrultusunda isyan gerçekleştirmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun içerisinde yer alan Bosna Hersek ise tüm bu savaş dönemleri boyunca milliyetçilik duygularını göstererek hareket edemeyen sayılı devletler arasında yer almıştır. Fakat patlak veren bu durumlar ile birlikte Bosna Hersek Devleti’de kendi özgür ve bağımsız topraklarını isteyerek isyan etmişlerdir ve kendi milli savaşlarını vermişlerdir. Bu savaşlar sonucunda Balkan bölgesinde çok milletli devletler azalmış ve bağımsızlığını kazanan devlet sayısı artmıştır.

10. Arap Baharı, Arap bölgesi sınırları içerisinde 2010’dan bu yana hükümet karşı isyan ve harekatlara verilen genel isimlendirme şeklidir. Bu olayların ortaya çıkma motivasyonu Arap halkının insan haklarını, demokrasilerini ve özgürlüklerini isteyerek bunu kazanmak için mevcut hükumete karşı ayaklanmalarıdır. Bu amaç doğrultusunda miting protesto ve benzeri birçok propaganda ve toplumu ayaklandırma çalışması baş göstermiştir ve aralarından birtakımı da hükümeti yenme gayesine ulaşabilmiştir. Bu ayaklanmalar sonucunda Genişlemiş Arap Baharı adı altında birtakım Arap dünyası içerisinde olmayan ülkelere de ilham olarak orda da benzer ayaklanmalara sebep olmuştur.

Bu ayaklanmalar Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Yakın Doğu’yu direkt olarak etkilemiş ve ilham kaynağı olmuştur. Bunun sonucunda birçok farklı ülke de Arap Baharı’ndan ilham alarak hareket etmişlerdir ve kendi özgürlükleri, insan hakları gibi konular üzerinde ayaklanarak Arap Baharı’ndan aldığı gücü ve ilhamı kendi hükumetlerine karşı kullanmıştır. Tüm bu olayların sonucu olarak Arap Baharı küresel bir etkiye ulaşmıştır ve dünyanın her yanında siyasi ve toplumsal devrimlere, hareketlere sebep olmuştur.


Tüm Yazılı Sınavlar: Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili örnek sınavların tamamını incelemek için Tarih Dersi Yazılı Sınavları – Yeni Müfredata Göre (2021-2022) başlıklı yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

Yorumları Göster (9)

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi