Hudeybiye Antlaşması

Hudeybiye Antlaşması Nedir? Tüm Maddeleri ve Sonuçları

Hudeybiye Savaşı (Hudeybiye Seferi)

Hudeybiye Antlaşması, 628 yılında Medine İslam Devleti ile Mekke Şehir Devleti arasında yapılan bir barış antlaşmasıdır.

Bu yazımızda Hudeybiye Antlaşması ne zaman, nerede, kimler arasında gerçekleşmiştir? Hudeybiye neresidir? Hudeybiye Antlaşması’nın nedenleri nelerdir? Hudeybiye Antlaşması’nın maddeleri nelerdir? Hudeybiye Antlaşması’nın sonuçları nelerdir? Hudeybiye Antlaşması’nın önemi ve özellikleri nelerdir? sorularını yanıtladık. Ayrıca Hudeybiye Antlaşması’nın tüm maddelerini yazarak bu maddeleri yorumladık.

Hudeybiye Antlaşması Nedir? (Hudeybiye Sözleşmesi)

Hudeybiye Sözleşmesi olarak da bilinen Hudeybiye Antlaşması, 628 yılında Medine İslam Devleti ile Mekke Şehir Devleti arasında yapılan bir barış antlaşmasıdır. Hudeybiye Barış Antlaşması ile Mekkeliler, Medine İslam Devleti’ni resmen tanımıştır. Hudeybiye Antlaşması, Kuran-ı Kerim’de feth-i mübin ve nasr-ı aziz olarak nitelendirilmiştir.

Hudeybiye Antlaşması Ne Zaman Yapılmıştır?

# Hicri takvime göre Zilkade ayının başında 6 yılında (Hicret’ten sonraki altıncı yılda),

# Miladi takvime göre ise Mart ayında 628 yılında imzalanmıştır.

Hudeybiye Ne demek?

Hudeybiye sözcüğünün kökeni hadba adı verilen bir ağaca dayanmaktadır. Tam olarak nasıl bir ağaç olduğu bilinmeyen Hadba ağacı bir sakız veya deve dikeni türü olabilir. Buradaki insanlar 628 yılında bu ağacın bulunduğu bölgede Hz. Muhammed’e biat etmişlerdir. Bu olaya Beyatürrıdvan denilmektedir. Yani Rıdvan Biatı.

Hudeybiye Neresidir?

Hudeybiye, bugünkü Suudi Arabistan’da yer alan Mekke’nin 17 km batısında yer alan küçük bir kenttir. Mekke ile Cidde arasında eski Cidde yolu üzerinde bir yerdir. Hudeybiye, Müslümanların umre öncesinde ihrama girdikleri bir uğrak yeriydi ve yerleşim yoktu. Hudeybiye Antlaşması imzalandıktan sonra özellikle Dört Halife döneminde yerleşimin başladığı bilinmektedir.

Hudeybiye Neresi
Hudeybiye Haritası (Bugünkü Suudi Arabistan’da Mekke ile Cidde Arasında bir Şehir)

Hudeybiye Kuyusu Hakkında Bilgi

Hudeybiye kuyusu, tarihte Müslümanların umre öncesinde dinlenmek ve ihrama girmek için kullandıkları bir yerdeydi. Hudeybiye kuyusunun önemi ise Hz. Muhammed’in bir mucizesinden ileri gelmektedir. Rivayete göre suyu çok az kalan bu kuyuya Hz. Muhammed abdest aldığı suyu boşaltmıştır ve kuyunun içi suyla dolmuştur.

Hudeybiye Kuyuları
Hudeybiye Kuyusu

Hudeybiye Antlaşması Hakkında Bilgi

İslam dininin son peygamberi Hazreti Muhammed ve ona inananlar çekilen birçok sıkıntı sonrasında ilk Müslüman topluluğunu kurarak Medine’ye hicret etmiş, Müslümanlar arasında kardeşlik bağını yerleştirmeye, dinlerini yaşamaya çalışıyorlardı. O zamanlar Medine’de yaşayan farklı din mensubu Yahudiler ile birlikte yaşamayı kolaylaştıracak Medine Sözleşmesi’ni imzalamışlardı ama sözleşme sorunları ortadan kaldırmıyordu. Müslümanlar kendi toplumunun güvenliğini sağlamaya çalışırken Bedir Savaşı’nın gerçekleşmesi Kureyşlilerin gücünü arttırmıştı fakat bu da daim olmamıştı. Ardından mağlubiyet ile gelen Uhud Savaşı tekrar Müslümanları hedef konumuna düşürmüştü.

Müslümanlar yakalandıkları her durumda ihanete uğruyorlar, öldürülüyorlar ve tehdit ediliyorlardı. Yahudi kabilelerinden Benu Nadr, Hazreti Muhammed’i öldürmeye teşebbüs etmiş, Reci Vakası’nda on sahabe acımasızca öldürülmüştü. Benu Kureyza Yahudileri anlaşmayı bozup Müslümanları savunmasız anlarında yakalayıp katletmeye çalışıyorlardı. Fakat Hendek Savaşı’ndan sonra hamle sırası Müslümanlara geçmiş, Medine’ye düşmanlık düşünen kabillelere karşı seriyyeler göndermeye başlamışlardı. Aynı zamanda bu yıllara “Senedu’l-İstinas” yani alışma ve korkudan kurtulma yılı denmişti.

Hudeybiye Umresi Nedir?

Hudeybiye Umresi hakkında bilgi verelim. Hazreti Muhammed bu seriyye hareketlerinden sonra yanına aldığı 1.500 sahabe ile beraber Umre ibadetini yapmak üzere Medine’ye doğru yola çıkmıştı. Hazreti Muhammed yola çıkmadan önceki gece rüyasında Kabe’ye girdiğini ve tavaf ettiğini görmüştü. Bu da yanındaki sahabelerin Mekke’ye gidecekleri inancını kuvvetlendirmişti. Civardaki Arap kabilelerde umre ibadetini yapmak için davet edilmiş fakat onlar bu teklifi reddetmişlerdi. Rasulullah ve Medine’den gelen Müslümanlar Zülhulayfe’ye varınca yanlarına kurbanlık olarak aldıkları 70 deveyi işaretlemişler, ihrama girmişler ve telbiye getirmeye başlamışlardı. Müslümanlar yolculuktayken Rasullah’ın devesi Kasva, Hudeybiye yakınlarında yere çökmüş ve burada kamp kurmuşlardı.

Hudeybiye, Mekke’nin 17 kilometre batısında eski Cidde yolu üzerindeydi. İsmini Semure denilen bir sakız ağacından ya da yakınındaki kuyudan aldığı söylenir. Yanlarına sadece yolculuk silahı almaları, Mekke’ye yalnızca Umre ibadeti yapmak için gittiklerinin göstergesiydi. Yola çıktıkları Zilkade ayı, haram aylarından biriydi. Haram aylarında Müslümanlar vakitlerini ibadetle geçirir, kan dökülmez, savaş yapılmazdı. Müslümanların bu iyi niyeti karşısında Mekkelilerin göstereceği bu tavır Araplar nezdinde çok zordu. Hazreti Peygamber ve arkadaşlarını Mekke’ye giremeyecekleri takdirde Kabe’nin bekçisi olan Mekkeliler görevlerini kötüye kullanmış olarak yorumlanacaktılar, şehre girmelerine izin verirler ise kendi hırslarına yenileceklerdi.

Cirane Umresi Nedir?

Cirane, Harem bölgesinde yani Hz. Muhammed tarafından çizilen Mekke ve Medine’nin sınırları içinde yaşayanların umre için ihrama girdikleri yerlerden biridir. Cirane’nin yanı sıra Harem’dekilerin umre için diğer mikat yerleri (ihrama girdikleri yer) Hudeybiye ve Tenim’dir.

Cirane Umresi ise Hz. Muhammed’in 630’da Cirane’de ihrama girerek umre için Mekke’ye gitmesidir.

Hudeybiye Antlaşması Nedenleri

Hicretin 6. yılında (628 yılında, Mart ayında) İslam peygamberi Muhammed bin Abdullah’ın gördüğü rüya Mekke’ye çıkılan seferin manevi sebepleri arasında sayılabilirdi. Diğer bir manevi sebebi ise muhacirlerin evlerini, çocuklarını, yurtlarını ve Kabe’yi çok özlemiş olmalarıydı. .Mekke’ye doğru yola çıktığında yanında Seleme bin Ekva, Makel bin Yesar, Berra bin Asib, Müseyyeb bin Hazn ve Eslem kabilesi vardı. Ayrıca dört kişiden oluşan Ümmü Meni, Ümmü Seleme, Ümmü Amir el-Eşheliyye ve Ümmü Ümare vardı. Cüheyne, Müzeyne, Beni Bekr ev Gıfar kabileleri ise Mekkeliler tarafından öldürüleceklerini düşünüp, Hazreti Muhammed’in Umre ibadetinin davetine katılmamışlardır. Açıklama olarak ise ailelerini yalnız bırakamayacaklarını, ilgilenmek zorunda oldukları bahçe ve hayvanları olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Rasulullah’ın Medine’den ayrılması üzerine ibn Ümmü Mektum imamlık yapmak üzere, Nümeyle bin Abdullah idari işleri yönetmek üzere görevlendirilmiştir. Büsr bin Süfyan, Rasulullah ve yanındaki arkadaşlarının Umre yapmak amacıyla Mekke’ye doğru geldiğini haber etmek için Mekke’ye gitmişti. Ardından Abukatade, Said bin Zeyd, el-Mikdad bin Amr, Muhammed bin Mesleme, Abuayyaş ez-Züraki, Amir bin Rebi’a, el-Hubab bin Münzir, Abbad bin Bişr’in başkanlığında gözcü olarak Mekke’ye gönderildi.

Hudeybiye Savaşı (Hudeybiye Seferi)

Mekkeli müşrikler cahiliye gurupları ağır bastıkları için Müslümanların Mekke’ye Umre için değil, savaşmak için geldikleri konusunda Kureyşlileri kışkırtıyorlardı. 40-50 kişilik bir grup, askerlerin etrafını sarmış fakat yakalanıp Rasulullah’ın yanına getirildiklerinde, Rasullullah taş ve ok atan bu grubu affederek serbest bırakmışlardır. Sabah namazı vaktinde de 80 kişilik bir grup Ten’im dağından inip baskın yapmak istemiş, Rasullullah onları da serbest bırakıp affetmiştir. Müşrikler, elçilik göreviyle Mekke’ye giden Hazreti Osman ve Abdullah bin Übey’e Kabe’yi tavaf edebilecekleri teklifinde bulunmuşlardır. Müslümanları birbirine düşürmek niyetinde olan bu teklif kabul edilmemiştir.

Hazreti Osman ve Abdullah bin Übey, Rasululllah ve diğer Müslümanlar ile birlikte tavaf yapmak istediklerini belirtmişlerdir. Hazreti Peygamber ne kadar savaş düşünmediği, amaçlarının ibadet etmek olduğunu belirtse de, Mekkeliler tahrik edici hareketlerde bulunmayı sürdürüyor ve uzlaşmasız tavırlar takınıyorlardı. Hazreti Osman’ı esir aldıkları söylentisi bardağı taşıran son damla olmuştu. Rasullulah, yanında gelen ashabından ölüm üzerine biat aldı. Bu da Mekkeli müşrikleri uzlaşmaya yanaşmak zorunda bıraktı. Müslümanlarla savaşmak istemeyen Mekkeliler üç gün hapsettikleri Hazreti Osman’ı serbest bırakmışlar ve barış yapmak için Süheyl bin Amr’ı barış yapmak için göndermişlerdir. Rasullulah ile Süheyl bin Amr’ın başkanlığında yapılan Hudeybiye Antlaşmasını, Ali bin Talip kaleme almıştır.

Hudeybiye Antlaşması’nın Maddeleri

Hudeybiye Antlaşması’nın Şartları;

  • Müslümanlar bu yıl Mekke’ye giremeyecekler, ancak gelecek yıl bu ziyareti yapabileceklerdir. Ertesi yıl Mekke’de üç gün kalabilecekler, bu sürede hiçbir Mekkeli onlarla görüşmeyecektir. Kabe ziyaretine çıkarken yanlarında sadece yolcu kılıcı bulunduracaklardır. Kabe ziyareti sırasında Mekke’de kalmak isteyenler olursa engel olunmayacak, Mekke’den çıkmak isteyenler olursa Rasulullah, hiçkimseyi yanına almayacaktır.
  • Arap kabilelerinden isteyen kabile, istediği diğer bir kabile ile birlik kurabilecektir.
  • Kureyş’ten birisi İslam dinini kabul eder, Müslümanlara sığınırsa bu kişi Müslümanlar tarafından kabul edilmeyecek; Mekke’ye sığınan hiçbir Müslüman Medine’ye iade edilmeyecektir.
  • Hac ve umre yapmak için Mekke’ye gelen veya Yemen ve Taif’e gitmek üzere bu yolu kullananlarla Suriye’ye veya Doğu’ya gitmek için Medine’ye gelenler emniyette olacaklardır.
  • Bu antlaşma 10 yıllık bir süre için geçerlidir. 10 yıl boyunca ne Kureyş Müslümanlara ne de Müslümanlar Kureyş’e saldıracaktır.
  • Esirler karşılıklı olarak iade edilecektir.

Hudeybiye Barış Antlaşması Şartları ve Yorumları

1. Maddenin Yorumu: O yıl Mekke’ye girilmemesi iki taraf içinde iyi olmuştur. Yıllardır birbirleri ile defalarca savaşmış, yakınları öldürülmüş, birbirlerine intikam hissi besleyen iki toplumun bir anda barışmaları çok zordu. Eğer şehre girselerdi yakınını öldüren birini gören bir kişi, hiçbir kural tanımaksızın intikam almaya çalışabilir, çok kan dökülebilirdi. Mekkeliler, Medineli Müslümanlarla masaya oturup onları resmi bir devlet kabul etmişlerdir. Böylece Kureyş’ten korkup Medine ile ilişki kuramayan Araplar rahatlamışlardır. Artık başka toplumlar da Medine ile anlaşma yapabileceklerdir. Müslüman dünyası içinde Araplara ait kutsal mekanların Kureyşlilerin tekelinde olduğu hissi daha da artmış olmuştur. Vatanlarını altı yıldır çok özleyen Muhacirler Mekke yakınlarına kadar gelip hasret giderememişlerdir. Ama bu uzun vade de anlaşma altına alınıp diğer yıllar için sorun kökünden çözülmüştür.

2. Maddenin Yorumu: Yıllardır Araplar arasında Rasulullah ile Kureyşli Mekkeliler arasındaki bitmez mücadelenin sonucunu bekleyen, tarafını buna göre seçmek isteyen kabileler vardı. Gönlü Rasulullah tarafında olan fakat Kureyşlilerden korktuğu için gerçek tavrını saklayan kabilleler için antlaşmanın bu maddesi onlara bir umut ışığı olmuştur. Bu durum Mekkeliler için kaybettikleri gücü simgeliyordu. Anlaşma hemen yürürlüğe girmiş; Bekirliler, Kureyşlilerin yanına geçerken Huzaalılar Rasulullah’la ittifak kurmuşlardır.

3. Maddenin Yorumu: Hudeybiye Antlaşması’nın Müslümanlara göre en hazmedilemeyen maddesi bu idi. İstedikleri sadece tüm Araplara açık olmak zorunda olan Mekke’deki Kabe’yi ziyaret etmekti. Ama gözü hırsla dönmüş Mekkeliler bu madde ile kendilerini zafer kazanmış gibi hissediyorlardı. Rasulullah geniş vizyonuyla bu maddeyi çok umursamıyordu. Din değiştiren birisinin zorla İslam dininde tutulma durumunun olmayacağını ifade ediyordu. Kureyşlilerden Müslüman olmak isteyenler içinse “Allah ona bir yol açacaktır” diyor, sevabını misliyle alacağını söylüyordu. Bu madde zamanla Hazreti Muhammed’in davetinin cazibesini gösterirken Mekkelilerin, insanları çevrelerinde zorla tutmak istemelerinin olumlu bir sonuç getirmediğini göstermiştir.

Rasulullah ahde vefa gereği anlaşma şartlarına uymada titizlik göstermiştir. Anlaşma yazılırken Ebu Cendel isimli bir genç Hudeybiye’ye gelmiş ve İslamiyeti kabul ettiğini söylemiştir. Hazreti Peygamber antlaşma gereği babası Süheyl bin Amr’a genci teslim etmiştir. Yine antlaşma günlerinde Hudeybiye’ye gelen iki Müslüman kadını antlaşmada sadece erkek mültecilerden bahsedildiği için Kureyş’e geri vermemiştir. Onlarda da antlaşma gereği bunu kabul etmişlerdir. Yine Ebu Basir adında bir genç Mekke’den kaçıp Hazreti Peygamberin yanına gelmiştir. Kureyşliler kendisinin iade edilmesini istemişler. Rasulullah iki muhafızla birlikte Ebu Basir’i göndermiş fakat Ebu Basir Kureyş’e teslim edilmekten korktuğu için kaçmıştır. Mekke-Suriye üzerindeki İs mevkine yerleşmiştir. Kendisi gibi Mekke’den kaçan yeni Müslümanlar da ona katılmış ve yolculuk yapan Mekke Kervanlarını tehdit etmeye başlamışlardır. Bunun üzerine Kureyş tehditten rahatsızlık duymuş ve antlaşmadaki bu maddenin kaldırılmasını talep etmiştir.

4. Maddenin Yorumu: Bu madde ile ticaretin gelişmesine kapı açılmıştır. Kervan yollarının güvenliği sağlanmıştır ve Müslümanlar için ticaret gelişmeye başlamıştır. Aslında Mekkeliler bu madde ile Şam kervan yolunu güvence altına almayı planlamışlardır. Fakat ihraç edecekleri ideolojileri, aktarabilecekleri görüşleri olmadığı için bu madde Müslümanların işine yaramıştır. İslam’ın evrensel bir basamak kazanmasının ilk basamağı olmuştur. Arabistan yarımadası birkaç yıl içinde İslam’ı din olarak tanımıştır. Rasulullah’ın vefatına kadar İslam dini yerellikten kurtulup evrenselliğe adım atmıştır. Hudeybiye Antlaşması sırasında 1400 askere sahip olan Müslümanlar Mekke fethinde 10.000 kişi, Tebuk seferinde 30.000 kişi ve Veda haccında 150.000 bin kişi olmuştur.

5. Maddenin Yorumu: Arabistan yarımadasında Müslümanlığın iki büyük düşmanı vardı: Mekkeli müşrikler ve Hayberli Yahudiler. Rasullullah hangisine saldırırsa ikisi birleşme üzerine antlaşma yapmışlardı. 10 yıl eli kolu bağlanana Mekkeliler bu maddenin Müslümanları ne kadar rahatlatacağını fark edemediler. Bu antlaşmadan sonra Hayber’de dahil Medine’nin etrafındaki tüm düşmanlar hızlı bir şekilde temizlenmiştir.

6. Maddenin Yorumu: Esirlerin karşılıklı olarak teslim edilmesi her iki tarafın da anlaşmaya sadık kaldığı ve adaletli davranıldığı olarak yorumlanabilir.

Hudeybiye Antlaşması’nın Sonuçları

Sonuç olarak hiçbir din savaşla yayılmamıştır. Savaş dönemlerinde topluluklar hisleriyle harekete geçerler, hırslarıyla davranırlar ve akıl çalışmaz. İnsan aklına hitap eden İslam dini barış dönemi insanların akıllarını kullanmalarıyla yayılmış ve kabul edilmiştir. Sıcak savaş içinden çıkan toplumlar zihinleriyle meseleleri anlamaya çalışmış ve fıtratlarına uygun olan ilahi dini bulmuşlardır. Mekke dönemi ve Medine dönemi şeklindeki klasik ayrımdan çok Hudeybiye öncesi ve Hudeybiye sonrası şeklideki ayrım İslam dinin yayılmasına açılan bir kapı olmuştur. Hudeybiye Antlaşması’nda Hazreti Peygamberin gösterdiği ileri görüşlülük ve dahilik İslam dininin yayılmasını sağlamıştır. Barış antlaşmasının imzalanmasından sonra Medine’ye dönerken Rasullullah ve ashabı Fetih Suresi ile müjdelenmişlerdir. Geçen zaman tüm maddelerin Müslümanların lehine döndüğünü göstermiştir. En tehlikeli düşmanları Kureyşliler tarafından varlıkları kabul edilmiştir. Umre ibadetini yapmak isteyen Müslümanlar istediklerini gerçekleştirememişlerdir. Fakat bilmedikleri bir gerçeğe yönelmişlerdir bu da Mekke Fethidir. Mekke Hudeybiye Antlaşmasıyla aslında fethedilmeye başlanmıştır.

Hudeybiye Antlaşması’nın Önemi

Hudeybiye Antlaşması’nın önemi ve özellikleri nelerdir? sorusunu yanıtlayalım. Hazreti Muhammed ve yanındaki 1.500’ye yakın Müslüman Hudeybiye’de yaklaşık 20 gün kalmışlardır. Antlaşmanın ardından kurbanlarını keserek ihramdan çıkmışlar ve Medine’ye dönmüşlerdir.

Hudeybiye Antlaşması İslam tarihi için oldukça önemlidir. Mekke’nin fethinin önü açılmıştır. Mekkeliler Müslümanların resmi olarak kabul etmişler ve savaş tehdidinin ortadan kalması İslamiyet’2e girişi hızlandırmıştır.

Yorum Yapın

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi