Çerkez Ethem Kimdir? Hain Midir? Neden Ayaklandı?

Çerkez Ethem İsyanı Nedenleri ve Sonuçları

Çerkez Ethem Kimdir?
2 85

Çerkez Ethem, Kurtuluş Savaşı sırasında halkın kurduğu düzensiz birliklerin yani Kuva-yı Milliye’nin önderlerinden birisidir. Milli Mücadele’nin başlangıç safhalarında gerek Yunanlılara karşı gerekse ülkede çıkan ayaklanmalarda devletin yanında yer almış olup Anadolu milli birlik ve beraberliğinin sağlanmasında büyük katkıları olmuş fakat sonrasında Mustafa Kemal olmak üzere liderlerle kendini bir tutmuştur ve yaptığı taraf değişikliği ile vatan hainliğine kadar sürüklenmiştir. Bu ayaklanma dönemin diğer isyanlarından farklı olup nedenlerin başında ise Çerkez Ethem’in düzenli orduya katılmak istememesi gelmektedir. Bu yazımızda Çerkez Ethem’in kim olduğunu, yapmış olduğu görevleri, isyanının gelişimini, nedenlerini ve sonuçlarını inceleyeceğiz.

Çerkez Ethem Kimdir?

20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin dağılmasıyla beraber Anadolu’da bir milli mücadele dönemi başlamıştır. Yunan işgalinden sonra harekete geçen Çerkez Ethem, gerilla saldırılarıyla çevrede ün yapmış ve adından söz ettirmiştir. Daha sonrasında ise Kuvve-i Seyyare’nin Kumandanı olmuştur. Henüz ortalıkta düzenli ordu ve bir iktidar bulunmadan önce, Çerkez Ethem Anadolu’yu düşman işgalinden kurtarmak için savunan en önemli kuvvetlerden birisiydi. Ankara Hükümeti’ne karşı çıkarılan ayaklanma hareketlerinin bastırılmasında Çerkez Ethem’in rolü de azımsanmayacak derecede büyüktür. 1920 yılının Şubatı’ndan Mayıs’a kadar Marmara ve Ege bölgesindeki isyanlarla uğraşan ve tümünü de bastıran Çerkez Ethem ve kuvvetleri Haziran ayında Çapanoğulları isyanı bastırmak için Ankara’ya çağrıldı. Meclis tarafından kahraman gibi karşılandı. Çerkez Ethem Yozgat’a geçerken Ankara’da önder kadroyla görüşmede bulunmuş ve bir hayli sert eleştiriler yapmış ve paşalar da bunu unutmamıştır.

Yozgat İsyanı’nı da kısa sürede bastıran Çerkez Ethem asilerin bir bölümünü de kuvvetlerine katmıştır. İsyan sorumlularının yargılanması için kurduğu mahkemede isyanda ihmalini gördüğü Ankara valisi Yahya Galip’i de yargılamak istedi. Fakat Mustafa Kemal Atatürk halk mahkemesinin yargılamasını istemedi. Bunun üzerine öfkelenen Çerkez Ethem’in Ankara’ya geldiğinde “Büyük Millet Meclisi reisini meclisin önünde asacağım” dediği Ankara’ya ulaşır. Meclis, bu sözün üzerinde çok durmaz, ancak Çerkez Ethem’in dönüşünde Mustafa Kemal onunla karşılaşmamak için Ankara’dan ayrılarak Afyon’a orduları teftişe gider. Bu, Çerkez Ethem’in ikinci pervasızlığıdır.

Yunan kuvvetlerini durdurmanın tek yolunun düzenli ordu kurmak olduğunu düşünen Ankara Hükümeti, Çerkez Ethem’in direnişiyle karşı karşıya gelmişlerdir. Meclis’in otoritesinin devam etmesi ve varlığını sürdürebilmesi için bu sorunun ortadan kalkması gerekmektedir.

Mustafa Kemal 27 Aralık 1920’de Garb Cephesi Komutanlığına Çerkez Ethem birliklerinin imha edilmesini emretti. Yaklaşık bir ay kadar süren bu süreç içerisinde Çerkez Ethem birlikleri dağıldı, Ethem ve kardeşleri Yunan işgali altındaki İzmir’e geçti ve birliklerinin önemli bir kısmı da Türk ordusuna katılmıştır.

Çerkez Ethem Neden Ayaklandı?

1919-1922 yılları arasında Türkiye’deki Milli Mücadele gelişirken Osmanlı Devleti dağılıyor ve yerine milli iradeye dayandığını, siyasal meşruiyet kaynağının millet olduğunu söyleyen yeni bir devlet sistemi adım adım kuruluyordu. Bu süreç boyunca düzenli bir ordu bulunmadığından ötürü Batı Anadolu’da Yunan kuvvetlerine karşı bağımsızlığı Çerkez Ethem, diğer Anadolu bölgelerinde ise çeteler düşmana karşı boy gösteriyordu. Bunun sonucunda ise vatanın işgali karşısında halkın, malının, canının, dininin, ırz ve namusunun korunması kısaca ülkeye karşı olabilecek her türlü saldırıya karşı koymak için Kuva-yı Milliye birlikleri denilen düzensiz birlikler kurulmuştur.

Halk ise bağımsızlık çabası içerisinde olup milli mücadeleye dernekler kurarak ve bu çetelerde silahlanarak yardımcı olmuştur. Bu kurulan dernekler ve cemiyetler de Kuva-yı Milliye ile birlikte hareket ederek onlara yardımcı olmuşlardır. Sivas Kongresi’nde 7 Eylül 1919’da alınan bir kararla, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirilmiş ve yerel örgütler olmaktan çıkarılmıştır. Kuva-yı Milliye ise düzenden yoksun, eli silah tutan herkesin bulunduğu bir teşkilatlanmaydı ve düşman işgali boyunca Türk Milleti’nin bağımsızlığını kazanmasında önemli bir rol üstlenmiştir.

Kuvve-i Seyyare Nedir?

Anadolu’nun işgali sırasında oluşturulan teşkilatlanmalardan birisi de Çerkez Ethem’in başında olduğu birliklerdir. Daha çok Batı Anadolu’da görev almışlardır. Bazı köyler İzmir valisi Rahmi Bey’den ve İstanbul’dan yardım talebinde bulunmuşlar, ancak bekledikleri ilgiyi görememişler ve bu anarşik durum devam etmiştir. Onların bu hasmane davranışlarına karşı, hamiyetli ve vatanperver insanlar bir araya gelerek düşman karşısında bir cephe vücuda getirmişlerdir. Bu arada Rauf Bey ve Miralay Bekir Sami Bey 23 ve 25 Mayıs 1919 tarihlerinde peş peşe Bandırma’ya gidip Çerkez Ethem’in babası Ali Bey ve büyük kardeşi Reşit Bey’den izin alınmak suretiyle, Ege bölgesinde Yunanlılara karşı bir müdafaa hattı oluşturmak için Çerkez Ethem’i göreve davet etmişlerdir. Çerkez Ethem’in görevi kabul etmesiyle birlikte İzmir’e gelip çalışmalarına başlamıştır. Sakarya’dan başlayarak Çanakkale’ye kadar yöredeki tüm Çerkez yerleşim yerlerine adamlarını göndermiş, atını ve silahını alan birçok vatandaş bu kuvvetlere katılmıştır. Kurduğu bu teşkilatlanmaya Kuvve-i Seyyare ismini vermiştir.

Çerkez Ethem’in Yükselişi

Çerkez Ethem’in yaptığı başarılı faaliyetler sayesinde ünü Ankara Hükümeti’ne kadar ulaşmış ve kendisinin önemsenmesine neden olur. Çerkez Ethem’in bu yükselişi Yozgat’ta çıkan Çapanoğlu İsyanı’nı bastırmak için Ankara’ya çağrılması Meclis tarafından büyük bir gösteriyle karşılanmasıyla had safhaya çıkar. Çerkez Ethem’in isyanı bastırmasının ardından bireysel davranışları artmaya başlar. İsyanın sorumlusunun ağır cezalarla cezalandırılmasını istemiş fakat Mustafa Kemal onun bu görüşüne karşı çıkmıştır. Çerkez Ethem’in Batı Cephesi’ne dönmesi aynı zamanda düzenli ordunun kurulma faaliyetleri yine Ankara Hükümetiyle Çerkez Ethem ve taraftarlarını karşı karşıya getirmiştir. Çünkü Çerkez Ethem düzenli ordunun Yunana karşı başarılı olamayacağını, milis kuvvetlerinin devam etmesini gerekli görmektedir. Çerkez Ethem’e rağmen düzenli ordu kurulur ve Kuvve-i Seyyare de Batı Cephesi Kumandanlığı’na bağlı olarak varlığına devam eder. Daha sonralarda da Gediz taarruzunda verilen görevi yerine getiremeyen Çerkez Ethem ve teşkilatından ötürü Gediz taarruzu başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bunun sonucunda da ivedilikle düzenli ordunun kurulması ve Kuvve-i Seyyare’nin dizginlenmesi gerektiği düşünceleri ortaya atılmıştır.

Ali Fuat Paşa’nın Batı Cephesi Komutanlığı’ndan ayrılmasıyla birlikte, Seyyar kuvvetler yönünden yeni bir dönem başlamıştır. Zira seyyar kuvvetlerin tasfiyesinin en hararetli taraftarı İsmet Bey’in Batı cephesine tayini ile Çerkez Ethem ve Ankara arasındaki fikir ayrılığı daha belirgin hale gelmiştir.

Çerkez Ethem İsyanı Nedenleri

Çerkez Ethem İsyanı’nın bir çok nedeni bulunmaktadır. Ancak temel nedenin Ethem’in elde ettiği gücü ve yetkiyi kişisel çıkarları için kullanmaya çalışması olduğu görülmektedir. İşte Çerkez Ethem İsyanı’nın nedenleri;

1. Ankara Valisini Yargılamak İstemesi

Çerkez Ethem, Yozgat İsyanı’nın bastırılmasından sonra, ayaklanmanın sebebinin dönemin Ankara Valisi olan Yahya Galip Bey’in yaptıklarının olduğunu ileri sürmüştür. Yahya Galip Bey’i yargılamak ve ağır cezalara çarptırmak için Yozgat’a çağırmıştır fakat bu girişim Mustafa Kemal tarafından engellenmiştir. Bu olay da Mustafa Kemal ile Çerkez Ethem’in aralarını açan olaylardan birisidir.

2. İstiklal Mahkemeleri Kararlarına Karşı Çıkması

Çerkez Ethem, İstiklal Mahkemelerinde yargıdan çok kendisi yargılayıp idam etmek istiyordu. Bu mahkemelerin ortaya çıkması onu bu zevkinden edeceğinden dolayı karşı çıkmıştır.

3. Asker Toplamasına Engel Olunması

Yozgat Ayaklanması’nın bastırılması ardından Çerkez Ethem, 1920 Haziran ayı sonrasında Yozgat dolaylarında asker toplamaya başlamıştı. Gerçekte asker toplama yetkisi TBMM tarafından İçişleri Bakanlığı’na verilmiştir. Dönemin İçişleri Bakanı Albay’nin bu keyfi işleme karşı çıkması üzerine Çerkez Ethem, İçişleri Bakanı’na hakaretamiz bir telgraf çekmişti. Ayrıca, Batı Cephesi’nde de asker toplamaya devam etmiştir.

4. Batı Cephesi Komutanlığı’nın İkiye Bölünmesine Karşı Çıkması

Çerkez Ethem ve kardeşleri, TBMM Hükümeti’nin 9 Kasım 1920 tarihinde Batı Cephesi Komutanlığı’nın iki kısma ayrılması kararına karşı çıkmışlardır. Çerkez Ethem, Güney Cephesi komutanı Albay Refet Bey’e güvenmediğini söylüyor, tüm Batı Cephesinin eskisi gibi Albay İsmet Bey komutasında kalmasını istiyordu. Öte yandan kardeşi Yüzbaşı Tevfik Bey, İsmet Bey’e bağlı olmasına karşın bir süredir rapor vermiyordu. Çerkez Ethem, Hükümetin kararına karşın kendi isteklerinin uygulanması konusunda ısrarcı olmuştur.

5. Düzenli Ordunun Kurulmasını İstememesi

Çerkez Ethem ve taraftarları, TBMM Hükümeti’nin, düzenli ordu kurulması ve Milli Kuvvetler’in bu orduya katılması yönündeki kararına karşı çıkmakta idiler. Çerkez Ethem’in kardeşi Saruhan (Manisa) milletvekili Reşit Bey, “ordu teşkilinin bütün dünyada iflas etmiş olduğunu, vatanı ancak Milli Kuvvetler’in kurtarabileceği” yönünde konuşmalar yapmaktaydı. Eskişehir’de yayımlanan Kuvve-i Seyyare yanlısı Yeni Dünya gazetesi de bu yönde yazılar yayımlamaktaydı. Oysa Milli Kuvvetler ile Batı Anadolu’daki Yunan askeri varlığına, olsa olsa büyük darbeler vurulabilirdi. Yunan askeri varlığını vatan topraklarından tümüyle atmak ise ancak düzenli bir ordunun, güçlü bir strateji ile vereceği savaşımla sağlanabilirdi.

6. Başkumandanlık Yetkisinin TBMM’ye Verilmesine Karşı Çıkması

TBMM Hükümeti’nin düzenli bir ordu kurulması yönündeki kararı, aynı zamanda bu ordunun tüm sevk ve idare yetkisini de TBMM’ne vermekteydi. Çerkez Ethem taraftarları, düzenli orduya karşı çıkarken aynı zamanda ve yanı sıra TBMM’nin bu Başkumandanlık konumuna da karşı çıkmaktaydılar.

7. Kuvvetlerine Kuvve-i Seyyare Denilmesini İstememesi

Düzenli ordunun kurulması çalışmaları sırasında, Çerkez Ethem’e bağlı kuvvetlerini, diğer benzer teşkillerden ayırt edilebilmesi için onlara Kuvve-i Seyyare adının verilmesi karara bağlanmıştı. Çerkez Ethem bu karara karşı çıkmış, kendi kuvvetlerine Umumi (genel) Kuvve-i Seyyare adını vermiş, kendisini de Umumi Kuvve-i Seyyare Komutanı ilan etmiştir. Böylece bağımsız bir komutanlık konumunda ısrar etmekteydi.

Çerkez Ethem İsyanı’nın Bastırılması

Çerkez Ethem’in Ankara Hükümeti’ni karşısına almasından sonra isyana kalkışır. Zaten olaylardan ve ikiliklerden Çerkez Ethem’in bu davranış içerisinde bulunmaması kaçınılmazdı. Mustafa Kemal de diğer paşalar gibi Kuvve-i Seyyare’nin dağıtılmasını istiyordu. Nitekim bu isyanın herhangi bir kargaşa çıkmadan çözüme ulaşması için bir dizi görüşmeler yapıldıktan sonra bir heyet, 26-27 Aralık 1920’de ortak imzalı ve teferruatlı bir telgrafı Ankara’ya gönderdi. Bu telgrafta Kuvve-i Seyyare’nin görevine son verildiği önemli bir şekilde not düşülmüştü. Çerkez Ethem’in kuvvetleri yaklaşık beş bin kişi civarındaydı. Buna karşın düzenli ordu birlikleri de on beş bin kişiydi. Bu iç savaş sonucunda Kuvve-i Seyyare yenilgiye uğratıldı ve Çerkez Ethem zamanında karşısında çarpıştığı Yunan kuvvetlerine sığınmak zorunda kaldı. Birliklerinin de bir kısmı Yunanlılara teslim olurken geriye kalan kısmı Ankara Hükümeti’nin çağrısına uyarak düzenli ordunun yanında yer aldı.

Çerkez Ethem İsyanı Sonuçları

Anadolu’da ortaya çıkan bağımsızlık mücadelesinde düzenli ordunun bulunmamasından ötürü halkın oluşturduğu acemi birlikler görev yapmıştır. Çerkez Ethem de bu teşkilatlanmanın önemli üyelerinden birisidir. Ankara Hükümeti’nin askeri teşkilatlanmasına destekleri büyük olan Ethem Bey Batı Anadolu’da gerçekleşen Yunan işgaline karşı yurdu başarılı bir şekilde savunmuştur.

Diğer yandan da ülkede çıkan isyanların bastırılmasında da Çerkez Ethem ve birliklerinin katkısı fazlasıyla değerli olmuştur. Hatta Yozgat İsyanı sonrası meclis tarafından da övülerek kahraman olarak görülmüştür. Fakat bu aynı zamanda Çerkez Ethem’i hırslandırmış ve egosunu kabartmıştır. Özellikle bu olay sonrası kendisini milli mücadelenin tek büyük lideri olarak görmeye başlamıştır. Hatta bu olaylar sırasında Çerkez Ethem ile Mustafa Kemal arasında büyük ikililikler yaşanmıştır.

Mustafa Kemal’in de destekleriyle düzenli ordu kurulması istenmiş ve Kuva-yı Milliye güçleri tasfiye edilme kararı çıkmıştır. Bu karar Çerkez Ethem’i hiç memnun etmemiştir. Bunun sonucunda, kendisi bağımsız davranmak istemiş ve öyle de yapmıştır.

Tüm bunlar neticesinde Çerkez Ethem yargılanarak vatan haini ilan edilmiştir. Ethem Bey çareyi bir zamanlar karşısında savaştığı Yunan kuvvetlerine sığınmakta bulmuştur. Birliklerinin de bir kısmı Yunanlılara sığınmış kalan kısmı da Ankara’nın çağrısına uyup düzenli orduya katılmıştır.

2 Yorum Yapıldı
  1. Ahmet Halit Ergüven Diyor ki:

    Haklısınız Kuva-yı Milliye var iken Çerkez Ethem bir kahramandı lakin başarıları onu kibre ve egosunun büyümesine sebep olmuştur ve kendini devletle bir tutmaya çalışmıştır.Çerkez Ethem vatan hainidir.

  2. Adige

    Kuva-yı Milliye kahramanı Çerkez Ethem hain değildir! Milli Mücadele kahramanlarına saygı gösterelim.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi