12. SınıfTarih Dersi

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları – 2. Ünite (2021-2022)

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 2. Ünite başlıklı bu yazımızda 12. sınıf inkılap tarihi ders kitabındaki tüm ünitelerin içindeki soruların cevaplarını hazırladık. 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 2. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 2. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlık Soruları” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Anahtar Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 2. ÜNİTE İÇİNDE: “Düşün ve Tartış”, “Sıra Sizde”, “Araştır Öğren Paylaş”, “Oku-yorum”, “Bilgi-yorum” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 2. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme Soruları” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 2. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı 2. Ünite Cevapları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının ikinci ünitesi olan Milli Mücadele, yedi kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu yedi kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Anahtar Kavramlar Bölümü Soruları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının ikinci ünitesi olan Milli Mücadele ünitesinin Anahtar Kavramlar bölümünde yer alan 7 kavramı yanıtladık.

Dostluk Antlaşması Nedir?

Dostluk antlaşması iki veya daha fazla ülkenin kendi arasında sıkı ilişkiler kurduğunu gösteren ve sağlayan antlaşmalara denir.

Megali İdea Nedir?

Megali İdea 1821’den başlayıp 1828’e kadar süren Yunan İhtilali’nin bitmesinden sonra nüfusça Yunanların yoğun olduğu ancak hala Osmanlı Devleti hakimiyetinde olan topraklarda Bizans İmparatorluğu’nu geri canlandırmak adına düşünülen bir düşüncedir.

Milli Egemenlik Nedir?

Ulusal egemenlik veya başka bir adıyla milli hakimiyet devletin güçlerinden biri olan egemenliğin doğrudan ulusa ait ve bağlantılı olmasıdır.

Milli Marş Nedir?

Milli marş bir ülkenin ulusal marşıdır. Özel günlerde veya törenlerde okunur.

Milli Mücadele Nedir?

Milli mücadele, Türk Kurtuluş Savaşı veya İstiklal Harbi olarak da adlandırılır, 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti’nin misakı milli sınırları için halkının savaşmasına denir.

Misak-ı Milli Nedir?

Misakı Milli, diğer adı Milli Misak, Türk Kurtuluş Savaşı manifestosu olan 6 maddelik açıklamadır.

Sine-i Millet Nedir?

Sine-i millete dönmek, siyasi anlamda önemini yitirdiğini düşünerek TBMM’den ayrılıp halka karışarak siyasete halk içinde devam etmek anlamında kullanılan bir terimdir.

Hazırlık Soruları Bölümü Soruları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının ikinci ünitesi olan Milli Mücadele ünitesinin Hazırlık Soruları bölümünde yer alan 8 soruyu yanıtladık.

Mondros Ateşkes Anlaşması Sonrasında Yapılan İşgaller Karşısında Türk Milletinin Tepkilerini ve Örgütlenmek İçin Yaptıkları Faaliyetleri Araştırınız.

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında yapılan işgaller karşısında Türk Milleti ve o zamanın hükümeti tepki vermiştir. İstanbul Hükümeti’nin pek bir tepkisi olmadı. 4 yıldır süregelen savaşın bitmesi hükümeti sevindirdi ve antlaşmayı kendi rızasıyla imzaladı. Mustafa Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanırken Liman Von Sanders’in yerine Yıldırım Ordu Komutanlığı’nın başına geçirildi. Her ne kadar antlaşma konusunda İstanbul Hükümeti’ni uyarmaya çalışsa da günün sonunda Mustafa Kemal dinlenilmedi ve antlaşma imzalandı. İmzalandıktan sonra Mustafa Kemal’in uyarıları ve işgal tahminleri doğru çıktı. Halk da bu durumdan hoşnut değildi ve İstanbul Hükümeti’nin işgaller karşısında bir şey yapmadıklarını gördüklerinde kendileri gruplandılar ve direniş cemiyetlerini kurdular. İşgalci güçlere ellerinden geldiğince karşılık verdiler. Daha sonrasında Kuvay-ı Milliye’yi oluşturarak halk silah kuşanıp işgalci güçlere karşı bir tutum sergiledi.

Mustafa Kemal Paşa’nın İşgaller Karşısındaki Tutumu Nedir ve İşgallerden Kurtulmak İçin Hangi Çareleri Düşünmüştür?

Mustafa Kemal Paşa işgaller karşısında tutumu daha antlaşma imzalanmadan belliydi. Kendisi vatanın elden gitmesinden hiç de mutlu değildi. Halkın yer yer işgalci kuvvetlere karşı çıkmaları ona umut vermiş ve harekât planı oluşturma adına İstanbul’da Kazım Karabekir, İsmet Paşa ve Ali Fuat Paşa ile görüşmüş ve Milli Mücadele’nin nasıl uygulanacağı konusunda tartışmışlardır. Bu tartışmalar sonucunda Mustafa Kemal en iyisinin Anadolu’ya geçerek halkı orda toplamanın ve halkı orda gruplamanın ve işgalci güçlere karşı savunma yapmasının en iyisi olduğuna inanmış ve bunu İstanbul Hükümeti karşı çıkmasına rağmen plandan sapmamıştır. Kendisini İstanbul’a geri çağıran hükümete tepki olarak istifa etmiş ve İstanbul’a gitmemiştir. Buna karşılık hükümet Mustafa Kemal adına bir arama emri ve hapis cezası vermiştir.

Milli Mücadele’de Kadınların Hangi Alanlarda Önemli Rolleri Olmuştur? Araştırınız.

Milli Mücadele’de kadınların önemli bir yeri olmuştur. Bunun sebepleri arasında Türk halkının erkek kısmının çoğunluğunun o zamanlardaki 1. Dünya Savaşı ve Balkan Savaşlarına yer almaları ve birçoğunun hayatını kaybetmesi verilebilir. Bu nedenle Türk tarihinde diğer savaşlara nazaran Milli Mücadele’de kadınlar anahtar bir role sahiplerdir. Erkek nüfusunun azalması sonucunda kadınların silah ve mermi üretiminde ve cephede savaşa katılma oranı da artmıştır. Milli Mücadele zamanında birçok kadın kahraman öne çıktı. Kadınların Milli Mücadele’deki rolleri yemek hazırlama, silah ve mermi üretme, kıyafet dikme ve bunların hepsini cepheye taşıma ve cephede aktif olarak görev alma denenebilir.

Milli Mücadele Dönemi’nde Yapılan Kongreler Hangileridir?

Milli Mücadele döneminde yapılan kongreler 6 tanedir. Bunlar 28 Haziran-12 Temmuz 1919 günleri arasında yapılan Balıkesir Kongresi, 16 Ağustos-25 Ağustos 1919 arasında yapılan Alaşehir Kongresi, Amasya Genelgesi, 28-29 Mayıs 1919 tarihinde yapılan Havza Genelgesi, 4 Eylül 1919-11 Eylül 1919 arasında yapılan Sivas Kongresi ve 21 Temmuz-7 Ağustos arasında yapılan Erzurum Kongresi olmak üzere 6 tanelerdir.

Kuvay-ı Milliye Birlikleri ile Düzenli Ordu Arasındaki Farklar Nelerdir? Niçin Düzenli Ordu Kurulmak İstenmiştir? Araştırınız.

Kuvay-ı Milliye ile düzenli ordu arasındaki en büyük fark düzen ve ihtiyaçlarını nereden karşıladıklarıdır. Kuvay-ı Milliye düzenli ordudan farklı olarak ihtiyaçlarını halktan karşılar, düzensizdir, savaşlarda çorap, çarık gibi eşyalar dağıtılmıştır ve belirli bir kurucuları yoktur. Buna karşın düzenli ordu belirli oturmuş bir düzeni vardır, ihtiyaçlarını kendileri veya devletten karşılarlar ve belirli bir kurucuları vardır. Kuvay-ı Milliye’nin düzenliye orduya karşılık bağımsız, düzensiz ve birliklerin birbirleriyle iletişim kurmamaları yaptıkları savunmanın etkisini azaltmıştır. Milli Mücadele esnasında düzenli orduya geçilmek istenmesinin nedeni işgalci kuvvetlere karşı bölük bölük savaşmaktansa bir bütün olarak savaşma istekleridir.

İstiklal Mahkemeleri Hakkında Araştırma Yapınız.

İstiklal Mahkemeleri 1920 yılında kurulmuştur: Kurulma nedenleri arasında Milli Mücadele’ye karşı çıkan, köstek olan, askerden kaçan, casusluk yapan ve Milli Mücadele karşıtı propaganda yapanların yargılandığı ve ceza verildiği mahkemelerdir. İlk dönem İstiklal Mahkemeleri, Ankara’daki 1927 yılında olmak üzere, 1921 yılında kapatılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda kurulan İlk Dönem İstiklal Mahkemeleri dışında ilerleyen tarihlerde de İstiklal Mahkemeleri başka amaçlarla kurulmuştur. Sonradan kurulmuş mahkemeler devrim niteliğindedir ve devrim mahkemeleridir. Bu mahkemelerde savaş ve ihtilal gibi özel durumlarda bozucu, isyancı ve karşı devrimcilerin yargılandığı anti demokratik denilebilecek infaz kurumlarına dönüşmüşlerdir.

Batı Cephesi’nde Düzenli Ordunun Yaptığı Savaşlar Hangileridir?

Batı Cephesi’nde düzenli ordunun yaptığı savaşlar 1. İnönü, 2. İnönü, Eskişehir-Kütahya Savaşı, Sakarya Savaşı ve Büyük Taarruz’dur.

Lozan Konferansı Görüşmeleri Hangi Nedenlerle Uzun Sürmüştür?

Lozan Konferansı görüşmelerinin uzun sürmesinin sebebi Ankara Hükümeti ve İstanbul Hükümetleri arasında yaşanılan anlaşmazlıklardır. Politik anlaşmazlıkların asıl sebebi iki hükümetin de kendisini tek karar verme organı olarak görmesidir. Ankara hükümetinden açık bir şekilde Lozan Barış Görüşmesi’ne gidilmemesi yönüne karar alınıp duyurulmasının ardından İstanbul Hükümeti, Osman Hükümeti, başına buyruk davranarak konferansa katılım göstermiştir. İki farklı hükümetin bu şekilde aynı ülke adına birbirlerinden bağımsız hareket etmeleri hem halk hem de dış politika üzerinde negatif bir etkiye sahiptir.

Konu İçindeki Sorular

12. sınıf inkılap tarihi dersinin ikinci ünitesi olan Milli Mücadele ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Ekonomik ve Askeri Açıdan Her Anlamda Yetersiz Olunmasına Rağmen Milli Mücadele’nin Kazanılması Hangi Nedenlere Bağlanabilir?

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında etkili olan unsurlar şunlardır:

  • Mustafa Kemal’in üstün başarısı ve liderliği
  • Mustafa Kemal’in silah arkadaşlarının ve Türk ordusunun üstün başarısı
  • Milletin azim ve kararlılığı, vatan sevgisi
  • Kurtuluş Savaşı’nda milletin desteği çok büyüktür. Millet düşmana teslim olmamış, direnmiş ve savaşmıştır.

Millet bu savaşma gücünü Mustafa Kemal’in şu sözlerinden almıştır; “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Bu söz Mustafa Kemal’in halka cesaret verdiği en önemli sözlerden biridir.

Güçlü Bir Devletin Himayesi Altına Girmek Bir Kurtuluş Çaresi Midir? Açıklayınız.

Hayır, değildir. Çünkü bir başka devletin himayesine girilirse bağımsızlık kaybedilmiş olur. Bağımsızlığı kaybedilmiş bir toplum eninde sonunda yenilmeye mahkum olacaktır.
Himaye nedir, himaye etmek ne demektir? Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk. Kayırma, elinden tutma, yardım. Özel bir anlaşma uyarınca bir devletin daha güçlü bir devletçe denetim ve yönetimi.

Himaye etmek ve Himayesi altına girmenin sözlük anlamları aşağıdaki gibidir; Himaye etmek, korumak kayırmak anlamlarına gelmektedir. Korumak, kayırmak. Himayesine almak ise, koruyucusu olmak, kanadı altına almak, korumak, kötü şeylerden esirgemek manasında kullanılmaktadır.

Başka bir ülkenin himayesi altına girmek bir kurtuluş değil, bir mahkumiyettir.

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan Sonra Anadolu’nun Birçok Yeri İşgal Edilmesine Rağmen İzmir’in İşgalinin Bu Kadar Ses Getirmesinin Sebebi Nedir?

Yunanlıların İzmir’i işgal etmek istemesi Batı dünyasında da birçok kişi tarafından eleştirilmiştir. Özellikle Anadolu’nun kıyı kesimlerinin işgal edilmemesi gerektiği ve bunun etik bir hareket olmadığı Barış Konferansında yayınlanan raporda vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra İzmir şehrinin kurtuluş savaşı ve milli mücadele için çok önemli ve sembolik bir yer olması da işgalinden sonraki tepkilerin artmasına neden olan etkenlerden biridir.

A. Bristol’un Raporunda Türkler’in Haklı Olduğunu Belirtmiş Olmasına Rağmen İtilaf Devletleri’nin Sessiz Kalmalarının Sebebi Ne Olabilir?

Çıkarlarına ters düşmüştür. Çünkü İtilaf Devletleri Milli Mücadeleyi yok etmek Anadolu’yu ele geçirmek istemekteydiler. Bu sebeple yanlış olduğu kanıtlanmış olsa da ve bunu raporda detaylı bir şekilde öğrenmiş olsalar da kendi çıkarlarını adalet ve etik değerlerin üstünde tutmuştur.

Osmanlı Dönemi’nde Azınlıklar Geniş Haklara Sahip Olmalarına Rağmen Milli Mücadele Dönemi’nde Neden İşgalci Güçlerle İş Birliği Yapma Gereği Duymuşlardır?

Osmanlı devleti çok uluslu bir imparatorluktu. Çok uzun yıllar geliştirilen politikalarla beraber Osmanlı’ya bağlı yaşayan Ermeni, Yunan, Arap ve Bulgar gibi azınlıkların var olduğu bir devletti. Ancak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele Dönemi bu azınlıklar öncesinde geniş haklara sahip olmalarına rağmen işgalci güçlerle iş birliği yapıp kendi devletlerini kurmak istediler. Bunun nedeni ise Fransız İhtilali sonrası öne çıkan kavramlardan biri olan ‘’milliyetçilik’’ idi. Milliyetçilik güdüsü ile birlikte farklı uluslardaki insanlar Osmanlıdan ayrılıp kendi özerk devletlerini kurmak istediler. Bu sırada Osmanlının yıkılış döneminde olması da bu isteklerini tetikledi ve amaçlarına ulaşmalarını kolaylaştılar. Buna ek olarak Osmanlının 1. Dünya Savaşı’nda olmasını fırsat bilen azınlıklar isyanlarla beraber kendi devletlerini kurmaya başladılar. Her ne kadar geniş haklara sahip olsalar da ‘’milliyetçilik’’ duygusu onların kendi devletlerini kurmasını sağladı.

Okuma Parçasını İnceleyip Sultan Vahdettin’in Milli Mücadele’ye Bakışını Değerlendiriniz.

(Bu Soru Sayfa 62’deki Metne Göre Yanıtlanmıştır.) Sultan Vahdettin, İtilaf devletlerine karşı bir duruş göstermek için cesarete sahip değildi. Fakat bu direnişin kendi kontrolü dışında gerçekleşmesinden de hoşnut değildi. Bu yüzden fetvalar yazdırdı ve Anadolu’nun dört bir yanına dağıttı. İtilaf Devletleri ile iş birliği yapmanın kendisi için en karlı durum olduğunu düşünüyordu.

Milli Kuvvetler Tanımı Kimleri Kapsıyor Olabilir?

Milli kuvvetler; 1. Dünya Savaşı sonrası İngiltere başta olmak üzere işgalci itilaf devletlerinin Mondros Ateşkes Antlaşması ile birlikte Osmanlının askeri gücünü yok etmesinin ardından ortaya çıkmış bir kavramdır. Milli kuvvetler mücadelenin başlamasında etkili olan Kuva-yi Milliye ekiplerine verilen isimdir.

Mustafa Kemal’in Özellikle Anadolu’ya Geçmek İstemesinin Nedenleri Neler Olabilir? Tartışınız.

Çünkü başkent İstanbul, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından İngiltere başta olmak üzere işgalci itilaf devletlerinin işgalindeydi. Mustafa Kemal ise milli bir mücadele başlatmak istiyordu ancak İngiltere işgalinde olan İstanbul’da bunu yapması mümkün değildi. Bu nedenle Anadolu’ya geçip oradaki halkı bilinçlendirerek milli bir uyanış başlatıp milli mücadelenin başlamasını sağlamak istiyordu. Zaten işgallerden memnun olmayan ve işgal altında yaşamak istemeyen Türk halkı Mustafa Kemal’in harekâtı ile birlikte milli mücadeleyi başlatmış oldular.

İşgaller Karşısında Yapılmak İstenen Mitinglerle Ulaşılmak İstenen Amaç Nedir?

İstanbul başta olmak üzere İngiltere liderliğindeki itilaf devletlerinin Osmanlıyı parçalayıp, parça parça işgal etmesi Türk halkının hiçbir şekilde kabul edebileceği bir şey değildi. Bunun üzerine halktan Mustafa Kemal Atatürk gibi insanlar milli iradeyi ortaya koymak amacı ile milli bir uyanışı hedefleyen mitingler düzenlemeye başladılar. Bu mitinglerde amaç; milli bir uyanışı başlatmak, milli iradeyi ortaya koymak ve işgalleri durdurabilmek adına milli bir mücadele başlatmaktı.

Mustafa Kemal, İstanbul Hükûmeti’nin Dön Çağrısına Olumlu Yanıt Verseydi Sizce Ne Gibi Sonuçlar Ortaya Çıkardı?

Mustafa Kemal, İstanbul hükümetinin itilaf devletlerine karşı gelmeyeceğinin farkındaydı ve bu duruma bir son vermek istiyordu. Mücadeleci Türk halkının bir lidere ihtiyacı vardı, ve o lider Mustafa Kemal Atatürk’tü. Dön çağrısına yanıt vermeyerek Mustafa Kemal Türk Halkının gerçek potansiyelini kullanarak ayakta durmasını ve itilaf devletlerine karşı durmasını sağlamıştır.

Eğer bu durumun aksine İstanbul hükümetinin dön çağrısına cevap vermiş ve İstanbul’a dönmüş olsaydı, Türk halkının direnci ufak isyanlarla sınırlı kalır ve Milli Mücadele gibi büyük çaplı bir özgürlük arayışına yol açmazdı. Bununla beraber, Günümüzde var olan Türkiye Cumhuriyeti kurulamazdı. Bunun yerine ülkemizin toprakları itilaf devletleri tarafından paylaşılır, Türklerin insan gücü ve doğal kaynaklarımız yabancı devletler tarafından kullanılırdı.

Milli Mücadele’de Kongreler Düzenlenmesinin Ne Gibi Faydaları Olmuştur?

Kongrelerin en önemli işlevlerinden biri Türk halkını bilinçlendirmektir. İstanbul hükümeti ve itilaf devletlerinin yarattıkları yanlış algıları yok etmek ve halka gerçekleri anlatmak amacıyla Anadolu’nun dört yanına kongreler düzenlenmiştir.

Birbirinden bağımsız olarak hareket eden direnişleri bir araya getirmiş ve ortak bir hareketin başlamasına destek olmuştur. Kongreler ile Atatürk, Türk halkı ile bir araya gelmiş ve halkın lideri olarak bir yer edinmiştir. Atatürk, kongrelerde halkı bilgilendirerek ve yol göstererek Türk halkı için bir önder olmuştur.

Milli Mücadelenin yanı sıra, sonrasında kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri bu kongrelerde atılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nde var olan temel ilkeler ve düşünceler milli mücadele zamanında kongrelerde alınan kararlara dayanmaktadır.

Kongrelerde Ulusal Egemenlik Vurgulanırken Misak-ı Milli’de Yer Almamasının Sebebi Nedir? Açıklayınız.

Milli Mücadele döneminde milletin örgütlenmesi için gerekli siyasi ve diplomatik adımların atılması gerekliydi. Bunun için Anadolu’nun dört bir yanında kongreler düzenlenmesi gerekiyordu. Kongrelerin düzenlenmesinde ulusal egemenlik ön plana çıkarılmıştır.

Milletim azim ve kararlılığını sağlamak, vatanın bölünmez bütünlüğünü korumak da öne çıkan maddeler arasında yer almıştır. Bu nedenle asgari vatan toprakları olarak taviz verilmemesi gereken sınırlar Misak-ı Milli sınırları olarak belirlenmemiştir. Ulusal egemenlik kapsamında ilk olarak Anadolu içindeki işgalcilerin uzaklaştırılması söz konusu olmuştur. Ayrıca da Büyük Ermenistan ve Yunanistan hayallerini bertaraf edilmesi için özellikle uğraşılmıştır.

Misak-ı Milli, (Ulusal Ant), son Osmanlı Meclisi’nin 28 Ocak 1920 tarihinde son biçimini verip imzaya açtığı, 17 Şubat 1920 günü oylayarak kabul ettiği, temeli Erzurum ve Sivas Kongrelerince benimsenen ilkelere dayalı Türk ulusunun birliği ile yurdunun bütünlüğünü ve gelecekteki güvenliği ile gelişmesini amaçlayan karardır. Ancak o dönem saltanat yanlıları güçlü oldukları için onların tepkilerini hemen çekmemek için ulusal egemenlik vurgusu sonraya bırakılmıştır.

Milli Mücadele’nin Teşkilatlanmasında İletişim Araçlarının Rolünü Değerlendiriniz.

Milli mücadele zamanında Mustafa Kemal’in ülkenin dört bir yanıyla haberleşmek ve bilgi aktarımını koparmamak amacıyla kullandığı en önemli iletişim aracı telgraftır. Yeri geldiğinde İstanbul’un işgali gibi önemli bilgiler telgrafla aktarılmaktayken bunun sonucu olarak yapılan protesto bile İstanbul hükümetine çekilen telgraf yardımıyla yapılmıştır. Aynı tarafta olanların da birbirlerinden haberdar olması ve yardım gerektiğinde ulaşılabilir konumda olması telgraf yoluyla sağlanmıştır. Aynı şekilde ülkenin iki farklı ucunun birbirine tepki koymak amacıyla iletişimi kesmesi gibi durumlardan da anlaşılacağı üzere milli mücadelenin gidişatı destekleyen ve desteklemeyen iki kutbu arasındaki iletişim ve tepki gösterimi dahil olmak üzere, en kritik önlemler de iletişim yani telgraf yoluyla yapılmıştır.

Bir Ülkede Çıkan Ayaklanmaların O Ülkeye Verdiği Zararlar Neler Olabilir? Araştırınız.

Ülkede çıkan ayaklanmalar her ne kadar haklı veya haksız sebeplere sahip olsalar da hem ülke hem de vatandaşlar için olumsuz sonuçlara sahiptir. Maddi açıdan durumu incelediğimizde, hem ayaklanan insanlar hem de devlet ayaklanma ile ilgili harcamalar yapar. Bu durum halkı fakirleştirir ve aynı zamanda devlet hazinesinin de azalmasına sebep olur. Buna ilave olarak ayaklanmanın çevrede oluştuğu hasarları da tamir etmek için büyük miktarda paralar kullanılır. Bu somut hasarların hepsinin yanı sıra, ülkenin ekonomisi kötü duruma düşeceği için ülkenin para birimi de değer kaybeder ve tüm ülke fakirleşmiş olur.

Maddi hasarlara ek olarak, ayaklanmalar ülkeye sosyal olarak da zararlara sebep olur. Ülkedeki refah düşer, insanların umudu, yaşama sevinci ve hayat kalitesi azalır. Ülkedeki maddi hasarlar da buna eklenince halkta gelecek korkusu oluşur. Ayaklanmalar sırasında oluşabilecek can kayıpları ve yaralanmalar da ocaklarda acılı günlere yol açar. İnsanların yaşamlarını zorlaştırır.

Savaş Ortamında Olunmasına Rağmen Meclis Çalışmalarına Önem Verilmesinin Amacı Ne Olabilir?

Bu durumun iki temel sebebi vardır. İlk sebep, Mustafa Kemal Atatürk, tüm gençliği boyunca hayranlıkla öğrendiği ve uygulamak istediği demokrasi ve cumhuriyet kavramlarını Türk halkına empoze etmek istiyordu. Bu yüzden savaş sırasında alınan tüm kararların cumhuriyetçi bir ortamda alınmasını istedi.

İkinci ve en önemli sebep ise Mustafa Kemal’in büyük bir öngörü ve idealist olarak geleceğe yatırım yapıyor olmasıydı. Atatürk, savaş sonrasında Türkiye topraklarında bir Cumhuriyet kurmak istiyordu. Ve Savaş sırasında bile, savaşın sonucu belli olmasa da kuracağı devletin temellerini atmaya başlamıştı. İleride kuracağı devleti sağlam temeller ve idealler üzerine kurmak istiyordu. Savaş sonrasında vakit kaybetmeden Türkiye’nin çağdaş uygarlıklar seviyesine çıkması için, yıllar öncesinden öngörüsü ve liderliği ile Türkiye’nin devlet biçiminin oluşmasını sağlamıştır.

İstanbul Hükûmeti, Milli Mücadele’ye Karşı Şeyhülislamdan Fetva Alırken Neyi Amaçlamıştır?

İstanbul Hükümeti Milli Mücadeleyi kendilerinde bağımsız bir isyankar hareke olarak görmekteydiler. Kendileri ise İtilaf devletleri ile daha uzlaşmacı faka vatanımız için daha olumsuz sonuçlara yol açacak bir tutum izlemek istiyorlardı. Bu sebeplerden ötürü, Milli Mücadelenin önüne geçmek istediler. Şeyhülislamdan da yardım aldılar ve İslam dininin de gücünden yararlanarak Milli Mücadeleyi kötülemeye çalıştılar.

Her ne kadar İstanbul hükümeti Anadolu’nun dört bir yanına ellerinden geldiğince bu fetvayı ulaştırmış olsa da, Atatürk’ün bizzat Milli Mücadeleyi Anadolu halkına açıklaması ve Türk Halkının direnişçi duyguları bu fetvanın amacına ulaşmasını engellemiştir. İstanbul hükümetinin ve onlarla birlikte itilaf devletlerinin de Milli Mücadele’yi durdurmak için ümidi kalmamış ve Türklerin vatanı için son damlasına kadar dayanacaklarını görmüşlerdir.

Milli Mücadele’de Din Adamlarının Rolünü ve Etkisini Değerlendiriniz.

Milli Mücadele dönemi tarihin dönüm noktalarından biri olmuştur. Milli Mücadele yıllarında milletin manevi olarak moral bulması da düşmana karşı verilen mücadelenin yerine getirilmesine vesile olmuştur. Milli Mücadele yıllarında dini ve manevi değerlere sahip olarak mücadele etmek, manevi bir destek almak düşmana karşı güçlü olmayı kılmaktadır.

Milli Mücadele’de din adamlarının rolü ve etkisi, mücadelenin tam anlamıyla gerçekleştirilmesi ve manevi desteğin oluşması için hem vaaz hem de sahada mücadele bakımından etkili olmaktadır. Din adamları milletin moral kazanması ve örgütlenmesi için harekete geçmişlerdir. Atlı, silahlı birlikler kurulmasına yardım ederek içlerinde yer almışlardır. Dini tüm yetkilerinin yanında, Türk halkının bir parçası olarak da ellerinden gelen her desteği sağlamaya çalışmışlardır.

Bir Devleti Yok Etmeye Kadar Götüren Bir Antlaşmayı İmzalayıp Barış Sağlayama Çalışmak, Bir Kurtuluş Çaresi Olabilir Mi?

Savaşların fiziksel kısmının sonucu olarak barış sağlanmak ve normalde iki taraf için de optimal sonuçlar elde etmek amacıyla siyasi anlaşmaların yapılması yüzyıllardır görülen bir durumdur. Kazanan tarafın kaybeden taraf üzerinde siyasi zafer de sağlamak amacıyla baskı yapması olası bir durumdur. Nitekim o dönem bulunan konumda da bunun etkileri görülebilmektedir. Kaybeden tarafın kendilerini en iyi şekilde güvenceye alması için tek şansı olan siyasi anlaşma söz konusu olduğunda devletin yok edilmesini amaçlayan bir antlaşmayı imzalamak ve barışın sağlanmasını beklemek imkansızdır. Kaybeden tarafın onu bu konuma koyan bir antlaşmayı kurtuluş çaresi olarak görmesi de absürttür. Bir devletin sonunu hazırlayan antlaşmayı devamlılık etkeni olarak görmek mümkün değildir. Bir antlaşma iki taraflı kazanımları sağlamıyorsa bu bir uzlaşma değil dayatma haline gelir. O zaman içinde bulunulan durum da bunu göstermektedir.

Sevr Antlaşması’nın Milli Mücadele’ye Etkilerini Değerlendiriniz.

Galip devletlerin amacı Anadolu’da bulunan hükümetleri yönetimden ekarte etmek ve orada yaşayan halkı kontrol altına almaktır. Sevr Antlaşması ise bu planlanan kurulan baskının kağıda dökülmüş halidir. Siyasi ve ekonomik bağımsızlık önde olmak üzere adli bağımsızlığın da sağlanmasını amaç edinmiş Milli Mücadele’nin önde gelen motiflerine tamamen ters maddeler barındıran ve aksini dayatmaya çalışan Sevr Antlaşması, mücadeleye vurulmak istenen güçlü bir damgadır. Milli Mücadele’nin başlaması için sebep olarak görülen her faktörü ve bu faktörlerin uygulanması durumunda artarak devam ederek ülkeyi yok edecek baskının Sevr Antlaşması ile uygulanması planlanması sebebiyle Sevr Antlaşması Milli Mücadeleciler tarafından reddedilmek istenmiştir. Aksi olup kabul edilmesi durumunda tüm mücadele, çaba ve ülke ellerinden gidecektir.

Milli Mücadele’de Ordunun Yanı Sıra Halkın da Mücadeleye Katılması Nasıl Sağlanmıştır?

Vatanını korumak için hareket etmeye oldukça hazır ve bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya istekli olan halk orduya yardım etmek istemiştir. Milli Mücadelecilerin de bu konuda istekli olması sonucunda Tekalif-i Milliye emirleri sayesinde bu sağlanmıştır. Teaklif-i Milliye haricinde halkın cephede de etkilerini gözlemlemek mümkün olmuştur. Kuvayi Milliye kurulmuş hatta Anadolu’nun her köşesinde çeşitli cemiyetlerle de mücadele desteklenmiştir. Halkın cephede sağladığı destekler düzenli ordunun da daha iyi ve hızlı çalışması konusunda yardım sağlamıştır. Evinden yemeklerini, çocuklarının kıyafetlerini bile orduya bağışlayan halk bu noktada zaferin kazanılmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu birliğin getirisi Anadolu’nun her noktasında hissedilirken düşmana da motivasyon kırıcı bir etken olarak da görülmektedir.

Mondros Ateşkes Anlaşması’nın “Osmanlı Ordusu Terhis Edilecek” Maddesine Rağmen Kazım Karabekir’in 15. Kolordu’yu Dağıtmaması Nasıl Açıklanabilir?

Kazım Karabekir Milli Mücadeleyi destekleyen bir liderdir ve olası bir karşı koyma durumunda ordusunun yardımcı olabileceğine inanıp 15. Kolordu’yu dağıtmamıştır. Bu durum hem Kazım Karabekir’in hem de onun emrinden ayrılmayan ordusunun ve askerlerinin vatan severliğini ortaya koymaktadır. Hem içinde bulundukları baskıcı durumu kabul etmemişlerdir hem de karşı koymaya her an hazır olmak istemişlerdir. Bu Kazım Karabekir’in ileri görüşlülüğünü de gözler önüne sermektedir. Kendilerini, halklarını ve vatanlarını savunarak özgürlüklerini geri kazanmak amacını gerçekleştirmek yolunda önlerine çıkan engellerin ve dış baskının da onlar için önemsiz olması cesaretlerini ortaya koymaktadır. Kazım Karabekir ileride çok işe yarayacak bir hamle yaparak Milli Mücadele’nin kaderi konusunda önemli bir rol oynamıştır.

General Harbord Raporu’na Göre Ermeni İddiaları Geçersiz Sayılmış Mıdır?

General Harbord’un da dahil olduğu 4 kişilik ekip Mustafa Kemal, Kazım Karabekir başta olmak üzere konuyla ilgili elzem bilgileri edinebilecekleri insanlarla görüşmüştür. İsmi geçen yerlerde detaylı araştırmalar yapmış durumun ne ciddiyette ve ne doğrulukta olduğunun anlaşılması için büyük bir çaba gösterilmiştir. Nüfus istatistiklerinin ve mezar durumunun karşılaştırılması ile beraber Türk halkının çoğunlukta olduğu kararına varılmış ve iddialar geçersiz sayılmıştır. Yazılan raporun sonucunda en büyük sıkıntılardan biri olan Türklerin Ermenileri tehdit etmesi iddiasının da asılsız olduğu söylenmiştir. Raporun son halinin yayınlaması ve ilgili devletleri gönderilmesinin getirisi olarak da Türklerin nüfus çokluğu ve sükuneti bozan ya da Ermenileri tehdit eden herhangi bir davranışta bulunmadıkları ortaya konulmuştur.

Pierre Loti ve Claude Farrere Gibi Ünlü Fransız Yazarların Türkiye Lehindeki Yazıları Fransa Kamuoyunun Milli Mücadele’ye Bakışını Nasıl Etkilemiştir? Tartışınız.

Galip gelen devletler mağlup devletlere uyguladıkları tehlikeli ve o devletler için yıkıcı olan politikalarına halkın tepki vermemesi adına halka daha farklı şekilde yansıtmışlardır. Hatta sadece kendi politikalarının olumlu yansıtmakla kalmamış Türkleri de olabildiğince olumsuz ve tehlike olarak yansıtmışlardır. Manipülatif söylemler sonucunda Fransız Kamuoyu Türklere yapılan muameleye ses çıkarmamıştır. Ancak Pierre Loti, Claude Farrere gibi ünlü yazarların durumun aslını ortaya çıkaracak şekilde Türkler lehine yazı yayınlamış olması Fransız Kamuoyunun sonunda gerçekleri, Fransız hükümetinin Türklere haksız muamelesini ve Türklerin kendilerini kurtarıp özgürlüklerini kazanmak için gösterdiği çabasını öğrenmiştir. Diğer devletin halkının belli noktalarda Türkler ve özgürleşme çabaları ile aynı fikirde olması ise Milli Mücadele’yi oldukça olumlu etkilemiştir.

Düzenli Birlikler Olmadan Yerel Kuvvetlerle Cephe Savaşı Yapılabilir Mi?

Bir ülkenin savaşla karşılaşması durumunda iki güç devreye girer: düzenli ve düzensiz birlikler. İkisinin de olması durumunda çok daha güçlü bir şekilde karşı konulabileceği kesindir ancak düzenli birlik toplanmadan sadece düzensiz birlik desteğiyle cephe savaşı yapmak mümkündür. Tarihte bu durumun örnekleri ve doğurdukları olumlu sonuçlara açık bir şekilde ulaşmak mümkündür. Nitekim Milli Mücadele de bu duruma örnek direnişlerden bir tanesidir. Milli Mücadele zamanında halkın isteği ve mücadelecilerin de temennisi ile oluşan Kuvayi Milliye birlikleri günümüze kadar ulaşmış temellerin oluşturulması ve Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasına sebep olmuştur. Düzensiz olmalarına rağmen vatanlarını kurtarmak amacıyla güçlü bir şekilde savaşmışlardır. Tarihte yerel kuvvetler sayesinde yapılan özellikle cephe savunmasının örnekleri ve bunlara ek olarak kazanılan savaşlara rastlamak mümkündür.

Kimi Savaşlar, Bir Ulusun Kaderinde Dönüm Noktası Olabilir Mi? Açıklayınız.

Herhangi bir ulusun kaderinde dönüm noktası olarak tanımlanabilecek birçok farklı olay olabilir. Doğal afetler, salgın hastalıklar, göçler… Bunlarla beraber savaşların etkisini de görmezden gelmek mümkün değildir. Savaşlardaki mağlubiyet ve galibiyetlerin sonucunda bir sürü devletin yıkılıp kurulmasına rastlanmış, ülke temelinde ciddi değişikliklerin gerçekleştiği görülmüştür. Bir ülkenin ellerinden alınan bağımsızlığını kazanmak amacıyla işgalcilerine karşı koyduğu Milli Mücadele gibi savaşlarda bir ülkenin yıkılıp aynı halk temelinde yenisinin kurularak Anadolu halkının kaderinin dönüm noktası olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla evet bir savaş bir ulusun kaderinde dönüm noktası olabilir. Günümüz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması da Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla olmuş ve Türk halkının kafasında bir dönüm noktası olarak tarihe geçmiştir.

Milli Marşların O Ülke İnsanları Üzerindeki Manevi Etkisini Değerlendiriniz.

Milli marşlar bir milletin özgürlüğünü, bağımsızlığını temsil eder. Buna ek olarak o milletin ortak değerlerini ortaya koyarak birlik oluşturulmasını sağlar. Hiçbir din, dil, ırk, kültür ayırt etmeksizin bir devle çatısı altında yaşayan halka hitap eden bu marşlar nesiller boyu değişmeyen çok önemli bir değer olarak görülmektedir. Bir halk için yılların getirdiği bütün manevi ve hatta maddi birikimlerin getirilerinin somutlaştırılmış hali olarak da tanımlanabilmektedir. Geçmişten gelen sorumluluk, vatanperverlik, barış, huzur, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma gibi değerlerin ön plana çıkarılması ve küçük yaştan halka aşılanması için önemli bir etken olarak görülmektedir. Türk halkı için de oldukça önemli bir yerde görülen milli marş geçmişten gelen ve önceden bahsedilen manevi değerleri temsil etmektedir.

Atatürk’ün Bu Sözleri Üzerinden Değerlendirdiğinizde, Edebi Eserlerin, Tarihsel Olaylar Üzerindeki Etkisini Tartışınız.

Dünya üzerinde yazılmış edebi eserlerin yazarları, bu eserleri yazarken birden fazla çevresel faktörün etkisi altında yazmıştır. Bu çevresel faktörlerden biri de tarihi etkileyen olaylardır. Yazarların bu etkilenmesinin yanı sıra, diğerlerine kıyasla daha fazla insana ulaşmış edebi eserlerin birçoğunun konusu da tarihsel olaylardır. Bu tarz edebi eserler toplumlara farklı görüşlerin pencerelerini aralarken gerçek tarihsel olayları da yansıtarak halkın kendi tarihini öğrenmesini ve mümkünse bunun ışığında bilinçlenmelerini sağlarlar. Buna ek olarak, halk bu tür tarihsel olaylardan ders çıkarıp kendi milliyetlerine olan aidiyet hislerini de güçlendirirler. Mustafa Kemal Paşa’nın mecliste Namık Kemal’i anarak yaptığı konuşmayla beraber meclis üyeleri ve halk bundan etkilenerek kendi uluslarını koruma ve savunma motivasyonu kazanırlar. Bunun sonucu olarak da bundan sonra yaşanacak savaşlarda ve anlaşmalarda üstünlük kazanılır. Özetle, edebi eserlerin toplumları etkilemesi sayesinde tarihin çizgisi birçok kere değişmiştir.

Diyap Ağa’nın Bu Tutumu Milli Mücadele’nin Hangi Yönüne İşaret Etmektedir?

Osmanlı Devleti’nin savaşlar ve antlaşmalar sonrası aldığı ağır darbeler sonucunda yıkılıyor olmasıyla ortaya çıkan Büyük Millet Meclisi, Milli Mücadele konseptini kendilerine ve halka empoze ederek önlerindeki savaş ve antlaşmalar gibi engelleri aşmışlardır. Milli Mücadelenin müslüman Türk halkı üzerinde birden çok etkisi olsa da bunların başında bağımsızlık gelir. Diyap Ağa’nın sarf ettiği bu sözlerle beraber Türk toplumunun bağımsızlığına olan inancın çok kuvvetli olduğu anlaşılabilir. Buna ek olarak, bu bağımsızlık isteği uğruna gerektiği takdirde can kayıplarının da yaşanabileceği bilinci oturtulmuştur. Diyap Ağa, Milli Mücadele’nin vaat ettiği bağımsızlık kavramının Büyük Millet Meclisi ışığında kurulacak yeni Türk devletinin en önemli yapı taşı olduğu bilincindedir. Bunun ışığında, Türk halkını sonunda ölüm de olsa bu bağımsızlık inancına davet etmiştir.

SSCB’nin Moskova Antlaşması ile TBMM’yi Tanımasını; Uluslararası İlişkiler Dengesini Nasıl ve Ne Şekilde Etkilemiş Olabileceğini Tartışınız.

1917 yılında yıkılan Çarlık rejimi ile beraber yerine gelen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği güney sınırlarındaki güvenliklerini ve kendi geleceklerini tehlikeye sokabileceği düşüncesi ışığında Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ilişkilerini iyi tutarak İtilaf Devletleri’ne karşı mücadele etme kararı aldı. Bunun ışığında TBMM hükümetinden birkaç siyasi figür ile yapılan Moskova Antlaşması sonrasında SSCB, TBMM’ye ekonomik ve siyasi pencerelerden yardım etme kararı aldı. TBMM’nin SSCB gibi başka büyük bir devlet tarafından yardım görüp tanınması Osmanlı Devleti yerine gelecek olan hükümetin kat ettikleri bu yolda ne kadar ciddi olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte TBMM uluslararası alanda bilinirliğini arttırmıştır, başka devletler olası anlaşmaların önünü açmıştır ve Dünya üzerindeki devlet ilişkilerini değiştirebilecek büyük bir adım atmıştır.

Atatürk’ün Yukardaki Sözünden Yola Çıkarak II. İnönü Muharebesi’nin Kurtuluş Savaşı’ndaki Önemini Açıklayınız.

TBMM hükümetinin tekliflerini ve barış önerilerini Londra Konferansı’nda bulunan ülkelerin onay vermemesi sonucunda İngiltere, I. İnönü Muharebesi sonrası alınan ağır yenilgiyi telafi etmesi için Yunan devletini teşvik ederek yeni bir savaş olan II. İnönü Muharebesi‘ni başlatmıştır. Hem TBMM’nin o dönemki ayaklanmaları defetmeye çalışmasından hem de askeri üstünlüklerinden yararlanarak TBMM hükümetini II. İnönü Muharebesi’nde yenmeye çalışan Yunan devleti I. İnönü Muharebesi’nde olduğu gibi yine yenilgi almıştır. Dönemin engelleri olan savaşlar, ayaklanmalar ve halk içerisindeki politik görüş ayrılıklarına rağmen TBMM tarafından alınan bu savaş galibiyeti ile sadece Yunan devletine karşı olan bir savaşı kazanmış olmayıp üzerlerindeki bütün engelleri aşacak bir başarı kazanmışlardır. Güçlerini bir kez daha kanıtlayan TBMM; İtilaf Devletleri’ne, Osmanlı Devleti’ne, ayaklanma başlatan topluma, ekonomik sıkıntılarına ve diğer bütün güçlüklerine boyun eğmemiştir ve yollarında dimdik bir şekilde devam etmiştir.

Milli Mücadele’nin Olağanüstü Koşullarında Maarif Kongresi’nin Toplanması Nasıl Açıklanabilir?

Ülkenin her bir yanından savaş açan İtilaf Devletleri askerlerine TBMM hükümeti orduları ve Kuva-yi Milliye ışığı altındaki halk karşı koymaya çalışmıştır. Tüm bu akıl almaz koşullar altında kendi bağımsızlığını korumaya çalışan TBMM hükümeti, hem halka o an yaşanan olayların gerçekliklerini aktarmak hem de halkı sosyal açıdan geliştirmek için düzenlenen Maarif Kongresi ışığında eğitim ve öğretim alanları hakkında yeni kararlar almıştır. Türk halkı savaş koşulları altında baskılansa bile onlara sunulan bu sosyal imkan sayesinde hem motive olmuştur hem de sosyal gereksinimleri giderildiği için TBMM hükümetine daha çok bağlanmıştır. Tüm bunların yanı sıra, bu şartlar altında bile eğitime ve öğretime önem gösterilmesiyle aslında TBMM hükümeti tarafından kurulacak olan devletin temelleri atılıp aldıkları yolun ne kadar ciddi olduğu gösterilmiştir.

Tekâlif-i Milliye Emirlerini İncelediğinizde Halkın Sorumluluk Üstlenmesinin Bir Savaşın Kazanılmasındaki Önemini Tartışınız.

Tekalif-i Milliye kavramı Türk halkının Türk ordusuna karşı üstlendiği sorumluluk anlamını taşır. TBMM hükümeti, Tekalif-i Milliye Emirlerinin Mustafa Kemal tarafından verildiği dönemde hem askeri hem de siyasi üstünlükleri olan İtilaf Devletleri’ne karşı savaşıyordu. Bu olağanüstü savaş koşulları altında İtilaf Devletleri’ne boyun eğmeden göğüs geren Türk ordusunun hayvan, araba, erzak, mermi, silah ve çamaşır gibi ihtiyaçları da oluşmuştur. TBMM hükümetinin ekonomik gücü henüz bunları karşılamaya yetmediği için halk tarafından bunlar Tekalif-i Milliye Emirleri altında alınmıştır. Halkın üstlendiği bu sorumluluk ile orduya Türk halkı tarafından maddi ve manevi alanlarda destek sağlanmıştır. Orduya direkt olarak yapılan yardım diğer devletlerin ordularıyla olan imkan farkını azaltarak savaşların kazanılmasında büyük rol oynamıştır. Bunun sayesinde halk, ordu ve TBMM hükümeti arasındaki ilişkiler güçlenmiş ve Türk halkının bağımsızlığına olan inanç artmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi’ndeki Başarının İç ve Dış Politika Üzerinde Ortaya Çıkardığı Etkiyi Tartışınız.

I. İnönü Muharebesi ve II. İnönü Muharebesi gibi ağır kayıpların yaşandığı savaş galibiyetleri sonrasında gelen Sakarya Meydan Muharebesi’nin de kazanılmasıyla askeri başarı siyasi faktörleri etkilemiştir. Mustafa Kemal’in aldığı Gazi ve Mareşal gibi unvanların da gösterdiği üzere TBMM hükümetine, Türk ordusuna ve Türk halkının bağımsızlığına olan inanç artmıştır ve insanlar bu çatı altında birleşmiştir. Özellikle, Mustafa Kemal’e bir kere daha Başkomutanlık rütbesi verilmesi ile ona olan inanç ve güven artmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin iç politikaya olan etkilerinin yanı sıra dış politikaya olan etkileri de bir o kadar önemlidir. Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılması sonunda imzalanılan Kars Antlaşması ve Ankara Antlaşması gibi antlaşmalar sayesinde TBMM hükümeti başka devletler tarafından tanınıp bilinirliğini arttırmıştır. Bunun yanı sıra ülkenin doğu ve güney cephesindeki sınır anlaşmazlıklarını ülkenin lehine göre çözmüştür.

Milli Mücadele Kahramanlarından Hangisi Sizi Daha Çok Etkilemiştir? Neden?

Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile beraber Türk halkının kaderi, bu savaşta alınan galibiyet ile belirlenmiştir. Tüm bu Kurtuluş Savaşı döneminde Mustafa Kemal, Fevzi Paşa, İsmet İnönü ve nice diğer figürler büyük fedakarlık örnekleri ile bu dönemin Türk halkı lehine bitmesi için büyük işler sergilemişlerdir. Siyasi ve askeri zekalarını kullanan figürler ve kendi canından fedakarlık edip gece gündüz demeden aç ve susuzluk içinde savaşan kahraman Türk askerinin yanı sıra onlara yardım eden Türk halkının fedakarlığı da göz ardı edilmemelidir. Türk halkının Anadolu toprakları üzerinde yaşamış olduğu en zorlu periyotlardan biri olan Milli Mücadele dönemi, ağırlıklı olarak dönemin savaş koşulları baskısı altında geçmiştir. Buna rağmen; çocuklarını, eşyalarını, paralarını, karakterlerini ortaya koyarak Milli Mücadele’nin kazanılmasında büyük rol oynamışlardır.

Kazanılan Askeri Zaferlerin Siyasi Zaferlere Etkileri Neler Olabilir?

TBMM hükümeti büyük zorluklar altında kazanılan askeri zaferlerin anlamlı olabilmesi için sonrasında siyasi zaferlerin de kazanılması bilincinde olan bir hükümettir. Devletin kurulması ve tüm dünya tarafından bilinmesi için siyasi zaferler şarttır. Fakat; çok tanınmayan, Osmanlı Devleti’nin altında olarak görülen ve ekonomik gücünü kazanamayan bir hükümetin siyasi zaferler elde etmesi oldukça zordur. Tüm bunlara rağmen, TBMM hükümeti ise askeri zaferleri sonrası siyasi zaferler de elde etmiştir. Bunun olası açıklaması ise kazanılan askeri zaferlerin diğer devletlerin üzerinde bir güç gösterisi oluşturmasıdır. Askeri olarak güçlü olan bir devletle anlaşmaya gidilmediği takdirde sonrasında doğabilecek sonuçlar İtilaf Devletleri’nin lehine olmayacaktır. Bu yüzden askeri zaferlerin kazanılması siyasi zaferlerin kazanılması için pencere açmıştır. Hükümetin askeri olarak güçlü olması bu siyasi zaferlerin kazanılmasını tetiklemiştir.

Bağımsızlığın Kazanılmasında Askeri Zaferler ile Diplomatik Başarıların Birbirini Nasıl Tamamladığını Değerlendiriniz?

Sayısız savaş ve fiziksel uğraş sonucunda Kurtuluş Savaşı kazanılmış olsa da Milli Mücadele dönemi sona ermemiştir. Çünkü Milli Mücadele’nin asıl amacı Türk halkının tam bağımsızlığının kazanılmasıdır. Bunun için sınırların belirlenmesi, kapitülasyonların kaldırılması ve Türk halkına özgürce yaşama hakkının verilmesi gerekiyordur. Tüm bunları ele geçirmenin tek koşulu da kazanılan askeri zaferler sonucunda diplomatik başarıların da kazanılmasıdır. Eğer Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi savaş galibiyeti sonrasında Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması imzalanmasaydı kazanılan askeri başarıların hiçbir önemi ve değeri kalmayacaktı. Diplomatik başarılar askeri başarılarla iç içedir. Biri olmazsa kazanılan başarılar bir anlam taşımazlar. Bu doğrultuda TBMM hükümeti askeri başarılarının üzerine diplomatik başarı da elde edip Türk halkına bağımsızlıklarını armağan etmiştir.

Lozan Barış Antlaşması’nda Misak-ı Milli Kararlarının Tam Olarak Gerçekleştirilememesinin Nedenleri Neler Olabilir?

Tarihte antlaşmalar karşılıklı tavizler verilecek oluşturulmuştur. Nitekim Lozan Barış Antlaşması imzalanırken de taraflar arasında taviz verilen noktalar olmuştur. Lozan Barış Antlaşmasıyla Sevr Antlaşması’nın Türklere bıraktığı Orta Anadolu ve Karadeniz kıyısından çok daha fazla alan Türk toprağı olmuştur. Misak-ı Milli hedefleri Hatay, Batum ve Irak sınırı dışında ulaşılmıştır ve Sevr Antlaşması ile karşılaştırıldığında büyük bir başarı elde edilmiştir. Hatay, Batum ve Irak sınırı Lozan Barış Antlaşması’nda Türk tarafının tamamen karşı olduğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmasına ve kapitülasyonların devam etmesine karşı taviz olarak verilmiştir. Ancak Türk tarafı bu tavizlerin peşin bırakmamıştır ve ilerleyen yıllarda Misak-ı Milli’nin gerçekleştirilmesi için çaba göstermiştir. Nitekim Lozan Barış Antlaşması’nda anavatana katılamayan Hatay 1938 yılında Türkiye’nin bir parçası olmuştur.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

12. sınıf İnkılap tarihi dersinin ikinci ünitesi olan Milli Mücadele ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

Yukarıdaki Fotoğraflarda Yer Alan Askerlerin Hissedebilecekleri Duyguları Yorumlayınız.

(Bu Soru Sayfa 95’deki Fotoğraflara Göre Yanıtlanmıştır.)

Savaş durumu, insanlara yaşattığı korku, çaresizlik, umut, gurur, zafer, kararlılık, vatan sevgisi vb. tezat duygularla karmaşık bir durumdur. Bir ülkenin saldırı altında olması vatandaşlar içinde korku yaratabileceği gibi umut ve zaferlerle gelen gurur duygusunu da beraberinde getirir. İlk fotoğraftaki askerler muhtemelen savaş alanının ortasında oldukları için doğal olarak korku, çaresizlik, öfke gibi negatif duygulara sahip olabilirler. Ancak bu duyguların beraberinde yer alan vatan sevgisi, onur ve gurur gibi duygular askerlere vatanın savunulması için güç verebilir.

İkinci fotoğrafta yer alan askerler dans etmektedir. Muhtemelen bir zaferi ve savaştan sağ dönebilmeyi kutlayan askerler gurur ve şükür duygularına sahiptirler. Vatan için canlarını tehlikeye atılması ve başarıya ulaşılması askerlerde gururla beraber mutluluk yaratmıştır, nitekim onları dans ederken görebiliyoruz.

Aşağıdaki Soruları Yukarıdaki Metne Göre Cevaplayınız.

Sivas Kongresi’nin Toplanmasını İtilaf Devletleri ve Padişah Hükümeti, Sizce Hangi Nedenlerle İstememişlerdir?

İtilaf Devletleri ve onların mandasına boyun eğen İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi‘nin işgallere karşı örgütlenmek için kullanılmasından korkmuştur.

Milli Mücadele Yanlılarının, Sivas Kongresi’nin Toplanmasına Engel Olmak İçin Yapılanlara Karşı Aldığı Önlemler Nelerdir?

Yukarıdaki metinin son satırlarından anlaşılacağı gibi İngilizlerin Karadeniz boyuna asker çıkarması karşısında Albay Refet Bey milli kuvvetleri toplayıp Samsun’a gitmiş ve İngilizlerin geri çekmesini talep etmiştir. İngilizler de geri çekilmiştir.

Aşağıdaki Soruları Cevaplayınız.

Milli Mücadele’de Güney Cephesi’nde İşgallere Karşı Direnişin Kimlere Karşı Yapıldığını ve Bu Bölgedeki Direnişin Özelliğini Yazınız.

Fransız ve Ermeni güçleri Kuvayı Milliye ile savaşmıştır. Bu bölge yer altı kaynakları bakımından oldukça zengindir, örneğin Musul’u içerir. Bu nedenle İtilaf devletleri bölgeyi aralarında paylaşmış ve peşini bırakmamıştır.

Halide Onbaşı, Şerife Bacı, Tayyar Rahmiye, Fatma Seher Erden, Gördesli Makbule Gibi Kadın Kahramanların Milli Mücadele’ye Hangi Alanlarda Ne Gibi Katkıları Olmuştur?

Cephede savaşmış, halkın bilgilenmesini ve desteğini organize etmiş, cepheden cepheye mühimmatları taşımışlardır. Giyecek ve yiyecek sağlanmasına da yardımcı olmuşlardır.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin Sonuçları Nelerdir?

Yunanlılar yenilip savunma konumuna geçmiştir. Halkın yeni TBMM hakkında olan şüpheleri ortadan kalkmıştır. TBMM, Mustafa Kemal’e gazilik ve mareşallik ünvanını layık görmüştür, ayrıca başkomutanlık ünvanı süresiz olarak uzatılmıştır. Rusya ve Kafkas ülkeleriyle Kars Antlaşması imzalanmış, İtalyanlar Anadolu topraklarını tamamen terk etmiştir.

Mudanya Ateşkes Anlaşması’nın Sonuçları Nelerdir?

Milli Mücadele gösterilen askeri başarı ve efor Mudanya Ateşkes Antlaşması ile politik olarak desteklenmiştir. Doğu Trakya ve İstanbul da stabilize edilmiş ve tekrar Türklerin eline geçmiştir. TBMM İngiltere tarafından resmi olarak tanınmıştır. TBMM, Lozan Barış Antlaşması için istek almıştır.

Lozan Barış Antlaşması Görüşmelerinin Uzun Sürmesinin Sebepleri Nelerdir?

Tartışılması gereken çok fazla var olan sorun vardır. İtilaf Devletleri’nin taviz vermek istemediği azınlıklar, patrikhane, nüfus mübadeleleri ve savaş tazminatı gibi konular masaya yatırılmıştır. Bunu dışında İtilaf Devletleri oldukça geç davranmıştır.

Aşağıdaki Şekile Göre Soruları Cevaplayınız.

Milli Mücadele Dönemi’nde Toplanan Kongreler İncelendiğinde Kesişme Noktasındaki Sivas Kongresi’nin Diğer Kongrelerden En Önemli Farkı Nedir?

Sivas Kongresi, savaş öncesi son kongre olması nedeniyle Milli Mücadele’nin örgütlenmesi sürecinde anahtar bir yer tutmaktadır.

Milli Mücadele Dönemi’nde Çok Sayıda Kongre Toplanmasının Nedenleri Neler Olabilir?

Anadolu’nun geniş topraklarında halkı örgütlemek ve Milli Mücadele‘nin dört bir yanda güçlü bir şekilde ortaya konulmasını sağlamak adına fazla sayıda kongre toplanmış olabilir.

Aşağıdaki Çoktan Seçmeli Soruları Cevaplayınız.

10. B
11. E
12. D
13. C
14. D
15. E
16. C
17. D
18. D


Not: 12. sınıf inkılap tarihi ders kitabı cevaplarının tamamı için 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu Yazılar İlginizi Çekebilir!

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı!

Lütfen reklam engelleyicinizi (adblock) kapatarak web sitemizin yayın yapmasına destek olunuz. Ders: Tarih Ekibi tamamen gönüllü çalışarak Türkiye’de tarih öğretiminin niteliğinin geliştirilmesine kaktı sunmayı amaçlamaktadır. Tüm çalışmalarımız için tek gelir kaynağımız reklamlar. Bu noktada bize destek olursanız çok seviniriz. İletişim: bilgi@derstarih.com