Osmanlı Tarihi

Osmanlı Tarih Yazıcılığı Ne zaman ve Nasıl başlamıştır?

Osmanlı tarih yazıcılığı 15. yüzyılda başlamıştır. Osmanlı Beyliği’nin ilk dönemlerine dair günümüze ulaşan ilk yazılı eserin 1410’lu yıllardan kalma olduğu düşünüldüğünde, Osmanlı tarih yazıcılığı devletin kuruluşundan çok sonra ortaya çıkmıştır.

Osmanlı Tarih Yazıcılığı Ne zaman ve Nasıl başlamıştır?

Osmanlı İmparatorluğu tarih kaynakları iki farklı temel gruptan oluşur. Bu gruplar Osmanlı arşiv kaynakları ve Osmanlı kütüphane kaynaklarıdır. Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Dönemi olarak adlandırabileceğimiz XIV. ve XV. yüzyıllar arasında bulunan devletin siyasi, askerî, coğrafî ve benzeri gelişmeler hakkında fazla bilgi sahibi değilizdir. Bunun sebebi Osmanlı Devletinin bu dönem içinde yeni kurulmuş bir devlet olduğu düşünülmektedir. Bu sebepten ötürü elimizde bu dönem hakkında fazla kaynak yoktur, kalan kaynaklar ise yetersiz bulunmaktadır. Osmanlı Beyliği’nin kuruluş döneminden elimize gelen ilk tarihi kaynağın 1410’lu yıllardan, ilk Türkçe kroniklerin ise 1490’lı yıllardan geldiği düşünülmektedir. Bunlar ele alındığında Osmanlı tarih yazıcılığı devletin kuruluşundan sonra başladığı söylenebilinir. Osmanlı tarih yazıcılığı bu dönemden sonra II. Bayezid dönemi ile birlikte yeni ivmelere ulaşacaktır.

Osmanlı Tarihinin En Eski Kaynakları Nelerdir?

Osmanlı tarihi ile ilgili ilk tarih kitapları hangileridir? Tarihçiler, Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi’ni daha iyi anlayabilmek için o dönemde kaydedilmiş olan Türkçe kronikleri yorumlamıştırlar fakat bu kronikler Osmanlı Beyliği’nin, karakteristiklerini, politik duruşlarını, askeri gelişmişliklerini vb., özeliklerinin Kuruluş Dönemi’ndeki durumlarını anlatabilecek yeterlilikte değildirler. Bu sebepten dolayı tarihçiler yabancı kaynaklardan yararlanmıştırlar. Bu kaynaklara örnek vermek gerekirse Bizans tarihçileri Pachymeres (Pakimires), Nikephoros (Nikeforos) ve Kantakouzenos (Kantakuzen) ile Arap gezgin, coğrafyacı ya da tarihçileri İbn-i Batuta, el-Ömerî, İbn-i Said ve İbn-i Haldun’un eserleri bu dönem hakkında tarihçilere önemli yardımlarda bulunmuşturlar.

Osmanlı tarih yazıcılığı ilk örneklerine gelinirse, Orhan Bey’in imamı olan İshak Fakih’in oğlu olan Yahşi Fakih tarafından kaleme alınmış olan “Yahşi Fakih Menâkıbnâmesi” adlı eser Osmanlı tarih yazıcılığı ilk eserlerinden biri olarak kabul edilebilinir. Lakin bu eser günümüze kadar gelememiştir. Aşıkpaşazade, bir yolculuğunda Gebze üzerinden geçmekteyken Yahşi Fakih’in hanesine uğramıştır. Burada Yahşi Fakih’in menakıbnamesini okuyan Aşıkpaşazade, “Aşıkpaşazâde Tarihi” adlı eserini yazarken buradaki bilgilerden yaralanacaktır. Günümüze kalan ve Osmanlı Hanedanlığı’nın kuruluşu ile bilgi veren en eski eser Ahmedi’nin yazdığı “İskendername”idir.

Okuma Önerisi: Osmanlı tarih yazıcılığı ile ilgili olarak Samet Arıker’in yazdığı Osmanlı Tarih Yazıcılığı başlıklı makaleyi okuyarak daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşuyla İlgili Yeterli Kaynak Olmamasının Nedenleri Neler Olabilir?

Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili yeterli kaynak olmamasının nedenleri belli birkaç gruba ayrılabilinir. Bunlardan biri, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde daha savaş bazlı ve diğer dönemlere nazaran tarih, ilim ve sanat gibi düşünce gerektiren vukuatlara daha az önem vermeleridir. Bu dönemde aynı şekilde tarih yazıcılığı yapabilecek kadar donanımlı âlimlere sahip olmaması da aynı şekilde bir sebep olarak yazılma olasılığına sahiptir. Başka bir sebep ise Osmanlı Hanedanlığı’nın bu dönemde kendi mazilerine ve tarihlerine fazla önem vermemiş olarak düşünebilinir. Osmanlı Devleti kuruluş dönemindeki sürekli göç halinde olduğu için kendi tarihleri hakkında yazmış oldukları bütün belgeler kayıp edilmiş olabilir. Bunlar Osmanlı Devleti’nin kuruluşluyla ilgili yeterli kaynak olmamasının nedenleri olarak verilebilinir.

Kayı Boyu ve Damgası Osmanlı Kaynaklarda İlk Nasıl Geçmektedir?

Çoğu tarihçinin ortak kararları ve düşünceleriyle Osman Beyliği’nin kökleri Oğuzların Bozok Kolu’na bağlı olan Günhan Soyu’nun Kayı Boyu’na kadar dayanır. Osmanlı Hanedanlığı’nın köklerinin Oğuzların Bozok Kolu’na bağlı olan Günhan Soyu’nun Kayı Boyu’na dayandığı en yoğun şekilde II. Murad’ın hükümdarlık döneminde vurgulanmaya başlamıştır. II. Murad’ın hükümdarlık döneminde basılan paralarda ve dökülen toplarda Kayı Boyu’nun kendilerinin belirtmek için kullandığı damgalar görülmeye başlanmıştır. Prof. Dr. Faruk Sümer’in arşivlerde yaptığı araştırmalarda, Anadolu’nun birçok bölgesinde Kayı Boyu’nun simgeleri bulunmuştur. Oğuzların Bozok Kolu’na bağlı olan Günhan Soyu’nun Kayı Boyu’nun kendilerini diğer devletler, hükümdarlıklar ve beyliklerden ayırmak için kullandıkları simge iki ok arasında bir yay şeklindedir. Bu simge Osmanlı devletinin para birimi olan Osmanlı sikkelerinde de görülmektedir.

Kayı Boyu Simgesi
Kayı Boyu Damgası

Kayı Boyu’nun Anadolu’ya gelişi tarihçiler tarafından tam olarak tespit edilememiştir. Ancak bir görüş Kayıların Özbekistan Manat bölgesinden Anadolu’ya doğru geldikleri yönündedir. Bununla ilgili olarak Aşıkpaşazâde, Neşrî ve Oruç Bey gibi tarihçilere göre Kayı Boyu öncellikle Doğu Anadolu ile Azerbaycan yakınlarında bir bölgeye yerleşmiş. Sonrasında ise bu bölgede belli bir müddet kaldıktan sonra Ahlat’taki Sürmeli Çukur’a geçmiş, burada fikir ayrılığına düşmüş ve ikiye ayrılmıştırlar.

Kayı Boyu’nun belli bir kısmı ana yurtlarına dönerken Ertuğrul Bey ve Dündar Bey liderliğinde bir kısım doğuya doğru göç etmiştir. Yine XV. yüzyıl tarihçilerine göre Kayı Boyu’nun doğuya doğru göç etmiş olan kısmı Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat tarafından Ankara’ya yakın bir bölge içinden olan Karacadağ’a yerleştirilmiştir. Kayı Boyu’nun gösterdiği üstün gayret ve çaba üzerine Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i de yaylak olarak Kayı Boyu’nun kontrolünün altına bırakmıştır. Sonrasında Kayı Boyu, Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat kararı ile birlikte Bizans İmparatorluğu’na karşı bir uç beylik olarak konumlandırılmıştır.

Osmanlı Beyliği’ni Kuran Hanedanın Kökenine Dair İki Farklı Görüş Nelerdir?

Tarihçiler, Osmanlı Beyliği’ni kuran hanedanlık hakkında iki birbirinden farklı düşünceye sahiptir. Bunlardan ilki Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah olduğunu savunan düşüncedir. Bu iki rivayetlerden ikincisi ise Ertuğrul Gazi’nin babasının Gündüz Alp olduğu hakkındaki düşüncedir. İkinci rivayet birinci rivayete nazaran daha çok kabul görmüş bir düşüncedir. Aşıkpaşazâde, Neşrî ve Oruç Bey gibi tarihçiler, Ertuğrul Bey’in babasını Süleyman Şah olduğunu destekleyen bir düşünceye sahiptirler. Aşıkpaşazâde, Neşrî ve Oruç Bey aynı şekilde Süleyman Şah’ınn Fırat Irmağı’nı geçerken boğulduğunu ve Caber Kalesi’ne defnedildiğini düşünmektedir.

Bu anlatıyla birlikte Osmanlı’nın kökleri Anadolu’nun fatihi, Türkiye Selçukluların kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’a dayandırılmak istenmiştir. Ancak modern tarihçilere ve son araştırma raporlarına göre Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Alp’tir. Ahmedî, Enverî, Ruhi Çelebi ve Karamanî Mehmet Paşa gibi tarihi kişilikler de bu durumu teyit eden şecereler hazırlamıştırlar. Ertuğrul Gazi’nin oğullarının en büyüğünün isminin Gündüz olması da bu düşünceyi desteklemektedir. Belli düşünürlere göre Süleyman Şah’ın Ertuğrul Gazi’nin babası olması rivayeti Osmanlı Hanedanlığının, Türkiye Selçuklularının varisi olduğunu kanıtlama uğruna ortaya atılmış bir rivayetten ibarettir.

Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunun inceleyen kuruluş hakkında farklı teoriler öne sürmüştür. Bunlardan en önemli sayılabilecekler Paul Wittek (Vitek), Mehmet Fuat Köprülü ve Halil İnalcık’ınkilerdir. Bu teorilerin karşılaştırılmaları önemlidir. Bunun sebebi ise konu ile ilgili kaynakların yetersizliği, tarihçileri mevcut kaynakları karşılaştırarak çıkarımlarda bulunmaya yönlendirilmiş olmalarıdır.

Osmanlı Beyliği’nin Veya Osman Bey’in İsmi İlk Olarak Nerede, Nasıl Geçmektedir?

Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’in ismi tarihi eserlerde ilk defa Bizanslı Tarihçi Pachymeres’in (Pakimires) “Relations Historiques” (Bizanslı Gözüyle Türkler) adlı eserde geçer. Bu eserde Osman Bey hakkında belli bilgiler verilmektedir. Bu bilgiler aynı şekilde Osmanlı Hanedanlığı’nın kuruluşu hakkında da bilgiler verir. Bu eserde Osmanlı Devleti’nin siyasi, politik ve askeri gelişmeleri de bulunmaktadır. Bu gelişmelerde Osman Bey’in etkisi de bu eserde bulunabilinir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Osman Gazi Kimdir? Osman Gazi Türbesi Nerede? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak sitemizin yayın yapmasına destek olun. Tarayıcınızdaki reklam engelleyicisini kapatarak sitemize giriş yapabilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür ederiz. İletişim: bilgi@derstarih.com