11. SınıfTarih Konu Anlatımları

Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi (Tarih Konu Anlatımı)

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 11. sınıf tarih dersinin 3. ünitesi olan Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) ünitesinin 2. konusu olan Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi konusuna yer verdik. Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi konusunu “Osmanlı Devleti’nin siyasi varlığına yönelik tehditleri analiz eder.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi

Ders: Tarih 11

Ünite: Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914)

Konu: Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi

Kazanım: Osmanlı Devleti’nin siyasi varlığına yönelik tehditleri analiz eder.

Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi konusunda Osmanlı Devleti Batılılar tarafından neden paylaşılmak istenmektedir? Yunan (Grek) Projesi nedir? Dakya Projesi nedir? Osmanlı Devleti’nin, XVIII. yüzyıldan itibaren diplomasiye yönelmesinin nedenleri nelerdir? Ticaretle uğraşan Avrupalı güçlerin, Osmanlı Devleti’ne yardım etme nedenleri neler olabilir? sorularını yanıtladık.

Osmanlı Topraklarını Paylaşma Mücadelesi

Osmanlı Devleti Batılılar tarafından neden paylaşılmak istenmektedir? sorusunu yanıtlayalım. Osmanlı Devleti 1699 yılında yenilgisinin ardından imzaladığı Karlofça Antlaşması’ndan sonra Avrupalı Devletler tarafından gücünün azaldığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle toprakları oldukça geniş ve zengin olan Osmanlı Devleti’nden parçalar almak ve sömürge faaliyetlerde bulunarak zenginleşmek istemişlerdir. Orta Avrupa’dan Hazar Denizi’ne, Kırım’dan İran Körfezi’ne kadar bir alanda söz geçirmek isteyen Avrupalı Devletler Osmanlının düştüğü durumu kendi lehlerine çevirme amacına girmişlerdir.

Avrupa’daki dengeler için önemli bir yere sahip ve tehdit oluşturan bir devletin varlığı yerine kendi kontrollerinde ve amaçlarına uygun hareket edebilecekleri toprak parçaları istemişlerdir. Bunun bir örneği olarak Rus çariçesi II. Catherine’nin günümüzde “Yunan Projesi” olarak bilinen ve eski Bizans İmparatorluğunun Osmanlının Batı’sında yeniden kurulmasını amaçlaması gösterilebilir. II. Katerina’nın yanı sıra aynı projeyi Avusturya Macaristan İmparatoru olan II. Josef de desteklemiştir ve ikili bu planlarına ulaşmak amacıyla 1780’de Avusturya Macaristan toprakları içerisinde toplanmışlardır. Bu yeni ittifak Avrupa’daki dengeler için oldukça sarsıcı bir yere sahiptir. Ayrıca I. Dünya Savaşı’nın yaratmış sonucunda Osmanlı Devleti’nin yenilmesi ile beraber İtilaf Devletleri tazminat karşılığında Osmanlı topraklarında hak iddia etmişlerdir. İtilaf devletleri arasında ise toprakların paylaşımının düzenlenmesi ve her kesimi tatmin etmesi için gizli anlaşmalar yürürlüğe konmuştur.

Bununla beraber Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu stratejik öneme sahip bazı topraklar Batılı Devletlerin dikkatini çekmiştir. Sömürgelerine giden rotalarda Osmanlı Devleti söz sahibiydi. Bu nedenle bu rotalar onlara pahalıya mal oluyordu. Ayrıca Osmanlı’nın elindeki insan gücü ve ham madde potansiyeli ile birlikte yeni sömürgeler elde edebileceklerdi. Ekonomik çıkarlarının yanında Osmanlı’yı Avrupa’nın dışında tutmak ve tehdit olmasını engellemek de Osmanlı Devleti’nin paylaşılması için Avrupalı Devletlerin göz önünde bulundurduğu sebepler arasındaydı.

Yunan (Grek) Projesi Nedir?

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nın sonucunda Osmanlı Devleti eski ihtişamlı günlerini geride bırakmıştır. Avrupa’nın doğusunda Osmanlı tarafından bırakılan boşluğu Avusturya Macaristan ve Rusya doldurmuştur. Bu iki devlet aralarında yaptıkları gizli anlaşmalarla Rusya’nın Avrupa ve Akdeniz’de, Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun ise Balkan coğrafyasında daha güçlü bir rol almasını olmasını amaçlamıştır. Böylece Rusya özgür bir şekilde Türk Boğazlarını kullanarak Akdeniz’de varlık yaratabilecekti. Antlaşmanın maddelerine göre Osmanlı topraklarının bir kısmı Avusturya Macaristan İmparatorluğu’na devredilecektir. Ayrıca yine aynı antlaşmanın başka bir sonucu olarak Bizans İmparatorluğu yeniden kurularak başına dönemin Rus çariçesi olan II. Katerina’nın torunu Konstantin’in getirilmesi planlanmıştır.

Ruslar tarafından ortaya atılan bu planın arka planı I. Petro zamanında oluşmaya başlamıştır. 1762 yılında Rus Mareşal Munnich tarafından yapılan açıklamaya göre I. Petro 1695 ve 1696 yılları arasında gerçekleştirdiği Azak seferlerinde İstanbul’u fethederek Türkleri Avrupa dışına atmayı ve bölgede Bizans İmparatorluğunu yeniden kurmayı amaçladığını belirtmiştir. 1735 ve 1739 yılları arasında Osmanlı Devleti, Rus İmparatorluğu ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu arasında gerçekleşen savaş süresinde I. Petro’nun düşünceleri doğrultusunda bir plan geliştirmiştir. Rus Prens Potemkin’in desteğiyle 1736’da bu planı sunmuş ve ardından dönemin Dışişleri Bakanı olan Ostermann Osmanlı Devleti’nin topraklarını paylaşmak amacıyla bu planı düzenlemiştir. Ancak Fransız İhtilali’nin gerçekleşmesiyle planlanan Grek Projesi hayata geçememiştir.

Dakya Projesi Nedir?

Küçük Kaynarca Antlaşması’nın Rusya lehindeki maddelerine dayanarak yeni bir Bizans İmparatorluğu kurmayı amaçlayan Grek Projesi’nin yanında Avusturya Macaristan İmparatorluğu’na bağlı bir devlet kurmayı amaçlayan Dakya Projesi de gündeme gelmiştir. Bu projeye göre Osmanlı Devleti’nin Batı sınırında yer alan Eflak ve Boğdan bölgelerinde Dakya isimli bir devlet kurulacaktır. Ayrıca çevre ülkeler olan Sırbistan ve Bosna da Avusturya Macaristan İmparatorluğu’na devredilecektir. Böylece Osmanlı Devleti’nin etkileri Avrupa’dan uzakta tutulmuş olacak ve Osmanlının toprakları paylaşılmış olacaktır. Bu noktada Osmanlı Devleti’nin iki cephede hem Ruslara hem de Avusturyalılara yenilmesiyle Yaş ve Ziştovi Antlaşmaları’nın imzalanması Dakya ve Grek projeleri için Rusya ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu’na umut verici olmuştur.

Dakya ismi bölgenin Roma İmparatorluğu zamanındaki adına dayanmaktadır. Özellikle Osmanlı Devleti ile Avrupa arasında bir tampon görevi görecek devletin Hristiyan inançları doğrultusunda yapılması diğer ülkelerin bir temsilcisi olması açısından önemli görülmüştür. Dakya ve Grek Projesi ikili ve gizli anlaşmalar çerçevesinde planlanan Osmanlı topraklarını paylaşma girişimlerindendir.

Osmanlı Devleti’nin Diplomasiye Yönelmesi

Osmanlı Devleti’nin, XVIII. yüzyıldan itibaren diplomasiye yönelmesinin nedenleri nelerdir? sorusunu yanıtlayalım. Osmanlı Devleti’nde günümüzde bildiğimiz anlamdaki diplomasinin yerinde kendine has bazı gelenekler ve kurumlar sürmekteydi. Ancak bu yapılanmalar giderek günün şartlarına uyum sağlayamamaya, kalitelerini kaybetmelerine ve işlevsizleşmeye başladılar. Avrupa’da yeni bir çağın getirdikleriyle yaşanan gelişmeler ve yeniliklerin aksine Osmanlı’da sahip olunan anlayış geride kalmıştır. Bu değişime ayak uydurmak isteyen Osmanlı Devleti ise Avrupa’daki gelişmeleri takip edebilmek, onların kültürel, ekonomik, siyasi ve askeri yapılanmalarını örnek alarak kendisini geliştirmek için diplomatik ilişkilere başlamıştır.

Bununla beraber Avrupalı Devletlerin sömürgecilik faaliyetleriyle zenginleşmeleri Osmanlı ekonomisini derinden sarsmıştır. Para birimi olarak kullanılan akçe madeni taşların değerlerine dayanan ekonomik sistemde altın miktarının artmasıyla hızla değer kaybetmiştir. Özellikle son dönemlerde sayısı artan yeniçerilere maaşlarını yetiştirememeye başlayan Osmanlı Devleti yabancı devletlerin ülkeye ekonomik olarak canlılık getireceğine inanmıştır. Böylece önce Fransız tüccarlarla başlayarak çeşitli Avrupalı devletlere bazı kapitülasyonların tanınmasıyla diplomatik ilişkilerin kurulması bir zorunluluk halini almıştır.

Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin Avrupadaki yeni rakibi olmasıyla Osmanlı Devleti arasındaki ilişkileri kuvvetlendirmek adına daha önceden önem verilmeyen Hollanda, İsveç ve İngiltere gibi devletlerle yakınlaşmaya başlamıştır. Nitekim o dönem askeri gücünü kaybeden Osmanlı için çatışmaları barışla ve masada çözmek daha büyük önem arz etmeye başladığı için ülkeler arasındaki ilişkiler diplomatik yollarla iyi tutulmaya çalışılmıştır. Artık doğal sınırların ulaşılmasıyla diplomasi savaşların önüne geçmiş ve kazananı asıl belirleyen olmuştur.

Avrupalıların, Osmanlı Devleti’ne Yardım Etme Nedenleri

Ticaretle uğraşan Avrupalı güçlerin, Osmanlı Devleti’ne yardım etme nedenleri neler olabilir? sorusunu yanıtlayalım. Osmanlı Devleti gerileme sürecinin başında geniş, verimli toprakları ve görece varlıklı halkıyla öne çıkan ülkelerden biriydi. Geniş nüfusuyla ve dikkat çeken pazarıyla özellikle ticaretle uğraşan Avrupalı güçlerin dikkatini çekmiştir. Osmanlı Devleti’nin o dönemki sanayileşmeye ayak uyduramamasıyla seri üretimle ucuza mal edilen malların satımı için gözde bir pazar oluşturmuştur. Böylece Avrupalı sanayileşmiş devletler bu pazara ulaşmak için yardımlar yaparak kendilerine yer edinmek istemişlerdir. Ayrıca yapılan yardımlarla pazarın canlılığı korunarak düzenli bir gelir yolu açılmıştır.

Bunun yanında Osmanlı Devleti jeopolitik önemi çok büyük bazı noktalarda söz sahibiydi. Özellikle Akdeniz, Karadeniz ve Süveyş’teki varlığı Avrupalı Devletlerin sömürgelerine ulaşmaları ve ticareti devam ettirmeleri açısından önemliydi. Yapılan yardımlarla elde ettikleri kapitülasyonlar Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünden yararlanmak için önemli bir adımdı. Osmanlı Devleti’nin geniş sınırlarından ayrıcalıklı olarak yararlanmak için onu destekleyici hamlelerde bulunarak kendi kazançları için ortam hazırlamışlardır.

Osmanlı’nın toprak bütünlüğünün sağlanması kapitülasyonların büyük bir coğrafyada kullanılması açısından gerekliydi. Böylece bu yardımlar Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkan ayrılıkçı hareketlerin ve isyanların engellenmesi nedeniyle de verilmiştir. Ayrıca bu şekilde Rusya ile müttefikleri ve Akdeniz arasındaki ayrımın da devamı sağlanmıştır.


3. Ünitenin Tüm Konuları: Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak sitemizin yayın yapmasına destek olun. Tarayıcınızdaki reklam engelleyicisini kapatarak sitemize giriş yapabilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür ederiz. İletişim: bilgi@derstarih.com