Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi

Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi (Tarih Konu Anlatımı)

Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453)

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 10. sınıf tarih dersinin 2. ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453) ünitesinin 6. konusu olan Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi konusuna yer verdik. Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi konusunu “Osmanlı Devleti ile Timur Devleti arasındaki mücadeleyi ve bu mücadelenin sonuçlarını değerlendirir.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi

Ders: Tarih 10

Ünite: Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453)

Konu: Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi

Kazanım: Osmanlı Devleti ile Timur Devleti arasındaki mücadeleyi ve bu mücadelenin sonuçlarını değerlendirir.

Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi konusunda Aynı dönemde yaşamış Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin sebepleri neler olabilir? Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi nedir?
Nizam-ı Alem nedir? Oğuz Kağan kimdir? Timur Kimdir? sorularını yanıtladık. Ayrıca Ankara Savaşı’nı Türk devletlerinin liderlik mücadelesi açısından değerlendirdik.

Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Nedir?

Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi nedir, açıklayalım. Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi veya Düşüncesi Türklerin genel olarak yayılma politikasının temelini oluşturan düşüncedir. Hatta daha edebi bir söyleyişle “güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar” fethedilebilen her yeri fethetme isteğidir. Tek var olan hakim devlet olarak sadece bir Türk devletinin olması veya tüm milletlere bir Türk devletinin hakim olması hayalidir. Hatta bu düşünce öylesine gelişmiştir ki ancak Türkler her yere hakim olduğu zaman dünyada barış ve huzur sağlanabilecektir. Aslında yapısı gereği egoist ve narsistik olan bu düşünce zamanında çok ciddiye alınmıştır.

İlk defa Oğuz yazıtlarında gördüğümüz bu fikir hali hazırda var olan Türk devletinin diğer tüm milletlere hükmetmesidir. Bu yazıtlardan ve Göktürk inancının öğretilerine, kut inancına göre, Türk devletinin başındaki kişi aslında tüm dünyaya hükmetmesi gereken kişidir. Hatta tüm fetihler ve işgaller bu fikir ve anlayış çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu yüzden tamamen yayılmacı bir politika izlenmiştir. Tanrı dünyanın egemenliğini Türklere vermiştir, bu sebeple Türklerin lideri aynı zamanda dünyanın da lideridir. Bu düşünce Hunlardan itibaren Selçuklu Devleti’ne kadar etkisini sürdürmüştür. Hatta Oğuz Kağan’ın bizzat düşüncesi “gökyüzünün devletin çadırı, güneşin ise devletin bayrağı” olduğu yönündedir.

Nizam-ı Alem Nedir?

Nizam-ı Âlem nedir, açıklayalım. Nizamı Alem, var olan her şeyin sahip olduğu denge ve düzene sahip olmasıdır. İslami bakış açısından ise var olan her şeyin Allah tarafından sunulan, hazırlanan bir düzene veya bir sisteme uyması yükümlülüğüdür. Bütün her şeyi Allah yaratmıştır ve onlar arasındaki düzeni de yine o sağlamıştır. Bu sebeple yaratılan her şey ve bu her şeyin tabi olduğu düzen mükemmeldir, kusursuzdur. Bu sebeple İslamiyet dönemi bilim insanları (matematikçiler, fizikçiler, astronomlar, kimyacılar, hocalar) her zaman bu mükemmel düzeni aramaya ve anlamaya çaba sarf etmişler, bu doğrultuda çalışmışlar ve buldukları sonuçlar karşısında da Allah’ın kudretine şahit olup bu muhteşemlik karşısında hayranlıklarını gizleyememişlerdir.

İnsanlar, bitkiler, hayvanlar ve diğer bütün canlılar başı boş değildirler, hepsi bu düzene ve Allah’ın kurallarına boyun eğen mükemmel varlıklardır. Her ne kadar insanlar sahip olduğu irade sebebiyle yanlış kararlar verse de bu iradenin asıl amacı insanların da Nizamı Alem’e uyması ve ona itaat etmesidir. Aksi taktirde, bu düzene ve Allah’ın buyruklarına karşı çıkılırsa, karşı çıkanlar en ağır şekilde cezalandırılırlar. İnsan, İslama göre, eşyanın ve tabiatın efendisidir. Bütün nimetler en şerefli varlık olan insanın kullanımına sunulmuştur. Fakat bu noktada insanın eşyayı veya tabiatı tanıyarak hareket etmesi, ona göre kararlar alması, kısaca eşyaya var olan kurallar, Nizamı Alem, çerçevesinde hükmetmesi gerekmektedir.

Yüzyıllardır Allah’ın gönderdiği kitaplar ve peygamberler hep bu doğrultuda öğütler vermiş, insanı Nizamı Alem’e uymaya yönlendirmişlerdir. Allah’tan başka ilah tanımamak ve yalnızca Allah’a inanmak, onun dediklerini yapıp sapkınlığa düşmemek Nizamı Alem kurallarının başında gelir ve Nizamı Alem’in özünü oluştururlar. Bu noktada Türkler de “hak, hukuk, adalet, eşitlik, düzen, dürüstlük, doğruluk” gibi kavramlara önem vermiş ve devlet yönetiminde de bu kurallar bütününü esas almışlardır.

Türk Devletlerinin Birbirleriyle Mücadele Etmesinin Sebepleri

Aynı dönemde yaşamış Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin sebepleri neler olabilir? sorusunu yanıtlayalım. Aynı dönem içinde var olmuş Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin birkaç temel sebebi vardır. Bunlar genel olarak hakimiyet meselesi, kut anlayışı, birleşme ve islam sancağına sahip olma meseleleridir. İlkinden başlamak gerekirse her bir devletsel oluşum her ne kadar milletleri ve dinleri ortak olsa da yayılma ve büyüme politikasına sahiptir. Çünkü her biri birbirinden bağımsızdır ve her biri var olabilmek kendi çıkarına yönelik politikalar uygulamak zorundadırlar. Onun dışında Türklere önderlik etmek kutsal bir meseledir. Çünkü Türklerin liderleri yaratıcı tarafından belirlenir ve bu konumda bulunmak önemlidir. Onun dışında her bir devletin başka bir devleti ele geçirmesi artı doğal ve askeri kaynak demektir. Bu sebeple birleşmek demek güçlenmek demektir. Onun dışında İslam Sancağı’nı taşımak da bir ayrıcalıktır. Çünkü bunu taşımak insanları belli bir amaç için birleştirebilmek demektir. Bu yüzden Türk devletleri birbirleriyle mücadele halindedirler.

Türk Devletlerinin Liderlik Mücadelesi ve Ankara Savaşı

Ankara Savaşı’nı Türk devletlerinin liderlik mücadelesi açısından değerlendirelim. Ankara Savaşı bir noktada Timur’un asıl amacı olan ve daha önce yukarıda da bahsetmiş olduğum “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi” adı altında, var olan bütün Türk devletlerini tek bir çatı altında toplama girişiminin önemli bir kilometre taşıdır. Çünkü Timur, Ankara Savaşı’yla beraber Anadolu’nun tamamına hakim olan Osmanlıları yenilgiye uğratarak Anadolu’daki Türkleri kendi Timur Devleti’ne bağlamıştır. Bu sebeple Ankara Savaşı Türklerin liderlik mücadelesinde önemli bir yer almaktadır. Aynı şekilde Timur Devleti’nin amacı doğrultusunda gerçekten önemli ve büyük bir başarıdır.

Oğuz Kağan Kimdir?

Oğuz Kağan, Türklerin atası olarak bilinen, küçük yaşta babasına karşı ayaklanıp Türk devletinin başına geçen ve geçtiği günden öldüğü güne kadar pek çok yiğitlik gösteren, bu sebeple pek çok efsaneye konu olan Türk hükümdarlarından en çok bilineni ve en saygı duyulanıdır. Doğar doğmaz yürümeye başlayan, çiğ et yiyen, kımız içen, kadın isteyen bu hükümdarla ilgili pek çok doğa üstü şeyler söylenmektedir. Yalnızca bir kere doğdu gün annesinden süt emen Oğuz Kağan, bir yaşına basmadan konuşmayı çözmüş ve insanların dikkatini çekip kendisine saygı gösterilmesine sebep olmuştur.

Böylece kendisinde Tanrı’nın kutunun var olduğuna inanılmış ve geleceğin hükümdarı olacağı daha çok küçükken belli olmuştur. Milattan önce 234 yılında dünyaya geldiği düşünülen Oğuz Kağan’ın babası Türklerin o sıradaki hakanı olan Kara Kağan, annesi ise yiğit bir kadın sembolü olarak anlatılan Ay Kağan’dır. Oğuz Kağan ismi yerine bazen Mete Han ismi de kullanılmaktadır. Bunun sebebi ise Çin kaynaklarında Çin halkı tarafından Mete Han olarak bilinmesi ve kayıtlara da bu şekilde geçmiş olmasıdır.

Timur Kimdir?

Timur, günümüz Kazakistan civarlarında dünyaya gelmiş, bazı kaynaklara göre Türk bazı kaynaklara göre de Moğol olduğu söylenmektedir. Kendisi kendi adını taşıyan Timur Devleti’nin ilk yöneticisi olarak İran’ı ve Anadolu’yu işgal eden bir şahıstır. Anadolu’da kurulmuş olan Osmanlı Devleti’ni Ankara Savaşı’nda büyük bir yenilgiye uğratmış ve Osmanlı Devleti’nin parçalanıp İkinci Beylikler Dönemi’ni yaşamasına sebep olmuştur. Osmanlı’ya karşı kazandığı bu zaferden sonra Osmanlı padişahı Bayezid’i esir olarak almış ve uzun yıllar onu hapsetmiştir.

Milattan sonra 1336 yılında dünyaya gelen Timur, Ankara Savaşı sonrası ayak bileğine aldığı darbe sonrası aksak bir şekilde yürümesi sebebiyle kendisine Farsçada aksak Timur anlamına gelen Timur-i Lenk veya Türklerin kullandığı biçimiyle Timurlenk denmiştir. Avrupa ve Batı kaynaklarında da Tamerlane olarak kayıtlara geçmiştir. Timur’un asıl amacı Cengiz Han’ın bir zamanlar sahip olduğu uçsuz bucaksız o devleti tekrardan tek bir çatı altında birleştirmek ve bu devletin başına geçmektir. Altın Orda, Çağataylar vb. devletleri ele geçirdikten sonra Çin’e doğru yönelmiş fakat işgal etmeye fırsat kalmadan, Çin’e varamadan yolda hastalanıp hayatını kaybetmiştir.


2. Ünitenin Tüm Konuları: Beylikten Devlete Osmanlı Siyaseti (1302-1453) ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi