Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Milli Kimlik Nedir? Tarih ve Milli Kimlik

Milli Kimlik Nasıl Oluşur? Milli Kimliği Belirleyen Unsurlar Nelerdir?

Milli kimlik, bir milletin kendi kendine oluşturduğu özgün düşünüş ve yaşayış biçimidir. Milli kimlik, öncelikle dil ve tarih ile oluşur.

Milli Kimlik Nedir?
0 10.376

Kimlik, toplumsal bir varlık olarak insanın nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve özelliklerin bütünü olarak tanımlanmıştır. Milli kimlik ise her millete özgü oluşmuş kimliktir. Tarih ve milli kimlik arasındaki ilişkiye değinmeden önce milli kimlik oluşumunda tarihin rolünün büyük olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Milli Kimlik Nedir?

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre milli kimlik, bir milletin kendine özgü düşünüş ve yaşayış biçimi, dil, töre ve gelenekleri, toplumsal değer yargıları ve kuralları ile oluşan özellikler bütünüdür. Milli hüviyet veya ulusal kimlik olarak da tanımlanan milli kimlik kavramının oluşumunda dil ve tarih önemli bir yer tutmaktadır.

Milli Kimliği Belirleyen Unsurlar

Ulusların ortak belleği olan tarih, ulusal ve toplumsal kimliğin oluşmasında önemli rol oynar. Toplum, kendisini oluşturan bireylerin bir kimlik altında toplanmasıyla ortaya çıkar. Bireylerin birlikteliği genellikle tarihî bir niteliğe sahiptir. Toplum, zaman ve yer içinde ortak bir kimlik ile süreklilik kazanır. Kimlik olmadan bir toplumun süreklilik sağlayabilmesi söz konusu olmayacaktır. Toplumsal kimlik, zaman içerisinde oluşan tarihî değerlerin etkisiyle belirli bir zaman ve yerde bireylerle toplumun bütünleşmesidir. Aynı zamanda bireylerin ve toplumun kendini bir kimlik altında tanımlaması, toplumsal birliktelikle gerçekleşir. Ayrıca tarih, bireylere yaşadığı toplumun geçmişini öğreterek kişinin kendi ulusuna ilişkinlik duygusuyla bağlanmasını sağlar.

Millil kimliğin oluşmasında dil ana etkendir. Bunun yanında tarih birliği de bu bilincin oluşmasında önemlidir. Tarih bilimi sayesinde geçmişe dair aktarımlar, ulusların ortak belleğini biçimlendirir. Bu nedenle tarih kitapları, yalnızca ulusların kendi tarihinden söz etmez; diğer toplumlarla etkileşimler yaşandığına dair de güçlü bir bilinç oluşturur.

Milli kimlik için toplumlarda tarih bilincinin oluşması bir zorunluluktur. Tarih bilinci, bireyin gerek sosyalleşmesinin gerekse kendi yaşam deneyiminin etkisiyle tarihin farkında olmasıdır. Bu bilinç insanların kendilerinde ve yaşadıklarında, dünyada ortaya çıkan zamana bağlı değişmelere uyum sağlamasına yardımcı olur. Tarih bilincine sahip kişiler, tarihle ilgili bilgileri eleştirel değerlendirir. Böylelikle insanlar, tarihî anlatılar üretmek ve metinleri çözümlemek için doğru-yanlış ayrımını yapabilme becerisini geliştirir.

Neden Tarih Öğreniyoruz?

Tarihin milli kimlik kavramının oluşmasında önemli yer tuttuğunu bilinmektedir. Milli kimlik kavramının oluşması için tarih bilinmelidir, öğrenilmelidir. Bu noktada tarih neden önemlidir? Tarih neden öğretilir? veya tarih dersinin amaçları nelerdir? Bu sorulara kısaca şöyle yanıt verilebilir; herkesin, her toplumun, dünyanın bir tarihi vardır. Kişi kendine ilişkin bilgi için bile tarihe ilgi duyar.

Fransız düşünür Montesquie aşağıdaki sözü ile tarih neden öğrenilmelidir sorusunu yanıtlamaktadır. Aşağıdaki bu söz tarihin ne şekilde olduğunu ve tarihin ne şekilde öğrenilmesi gerektiğini çok iyi açıklar.

“Tarih daima zamanların ışığı, olayların hazinesi, gerçeklerin tanığı, iyi nasihatlerin ve tedbirin kaynağı, davranışın ve adaletin kaidesi olarak değerlendirilmiş olması boşuna değildir. Tarih olmaksızın yaşadığımız asrın ve ülkenin sınırları içine hapsedilmiş, özel bilgilerimizin ve kendi düşüncelerimizin dar çemberi içine sıkıştırılmış bir şekilde daima, dünyanın geri kalan kısmına karşı bizi yabancı bırakan bir tür çocukluk çağında ve bizden önce gelen ve bizi çevreleyen her şeye karşı derin bir cehalet içinde kalmaktayız.”

İnsanları ve toplumları anlamamıza yardım eder tarih, insanların ve toplumların nasıl davrandıkları hakkında bizlere bilgiler sunan bir depo gibidir. Bir dizi bilim disiplininin teşebbüslerine rağmen insan ve toplumların neler yaptıklarını, nasıl davrandıklarını tamamıyla anlamak güçtür. Hâlihazırda sahip olunan verilere tamamıyla güvenmek, hiç gereği yok iken çabalarımızı boşa çıkarabilir. Tarihin sağladığı malzemeyi kullanmayan bir millet eğer barış halindeyse savaşı nasıl değerlendirebilir? Eğer geçmişteki tecrübeler hakkında bildiklerimizden faydalanmıyorsak dehayı, teknolojik yenilikleri ya da inançların aile yaşantısı üzerine etkisini nasıl anlayabiliriz? Bazı sosyal bilimciler, insan davranışları hakkında teori ve kanunlar formüle etme teşebbüsündedirler.

Geçmiş, bugüne ve dolayısıyla da yarına neden olur. Birçok şeyin nasıl değiştiğini ancak tarih aracılığı ile kavramaya başlarız. Ayrıca, sadece tarih sayesinde değişmeye neden olan etkenleri kavrar ve kurumlar ile toplumlarda değişime direnen unsurların neler olduklarını anlarız. Tarihin insan davranışlarındaki değişmeyi anlama ve açıklamadaki yeri hiç de önemsiz bir düşünce değildir.

Tarih Öğrenmek İnsanlara Neler Kazandırır?

Tarih insana ne katar? Tarih ve tarih eğitimi insana bir çok yaşamsal becerinin kazandırılmasını sağlar. İleriye bakarken ve plan yapmağa çalışırken bize yegâne ışık tutan geçmişte edindiğimiz tecrübe olacaktır. Geçmişte edindiğimiz tecrübe Tarihten başka bir şey değildir. Tarih dediğimiz zaman bütün insan ırkının geçirdiği kollektif bir tecrübe anlarız. Her bir insanın kendi ömür boyunca teker teker edindiği tecrübe de gerçek bir Tarihtir. İnsanın özel hayatında olsun, toplum hayatında olsun tecrübenin yeri büyüktür ve yerinde olarak ona çok itibar edilir. Çünkü tecrübe sayesinde daha iyi hükümler, daha akıllıca kararlar verebiliriz. Belirli hareket yolları geçerken ve kararlar verirken gök bilginlerinin yıldızlar hakkında yaptıkları kesin hesaplamalardan değil kaba tahminlerden faydalanır.

İnsanı içinde bulunduğu anda tanıyamayız. Onu tanıyabilmemiz için onun nasıl olup da şimdi içinde bulunduğu duruma geldiğini bilmemiz lâzımdır. Şahıslar hakkında söylediğim bu şeyler milletler medeniyetler ve dinler için de söylenebilir. Bunları tanımak için de bu günkü durumlarıyla beraber, tarihlerini de bilmemiz gerekir. Zamanımızda tarih öğrenmemiz için pek önemli şeyler vardır. Bugün tarihçinin vazifelerinden biri de insan ırkının, soyunun bölümleri arasında uzlaştırıcı bir rol oynamaktır. Tarihçi çeşitli ırkları, onların tarihlerin birbirlerine öğretmekle yaklaştırabilir.

Tarihin yapacağı şey genelde tarihsel değişimin, özelde ise insan toplumlarının son birkaç yüzyılda dramatik bir ölçüde hızlanmış ve kapsamlı değişiklerle gerçekleştirildiği dönüşümlerin genel şemaları ile mekanizmalarını keşfetmektir.

Tarih yalnızca geçmiş hakkında bilgi edinmemizi sağlayarak ait olduğumuz toplumlar, kültürler ve ulusların kimliğini anlamamıza veya milli kimlik oluşumuna yardım etmez; ayrıca bilgilendirilmiş ve sorumlu bir şüphecilikle yaklaşarak onlara karşı bağlılık ve sadakat duyguları geliştirmemizi de sağlar. Fakat, tarihten daha fazlasını bekleyemeyiz. Bize çeşitli entellektüel beceriler kazandırmasına rağmen tarihçiler şeye karşı hoşgörülü bir yaklaşım geliştirmemizi garanti etmez. Bazen rahatsız edici şüpheler bırakma ihtimaline rağmen dış dünyaya ve eleştirel düşünceye kapalı zihinlerimizi açık tutabilir. Tarihsel düşünmenin birincil işlevi insanları toplumsallaştırmak değil, onların zihinlerini açmaktır.

Tarih ve Milli Kimlik Oluşumu

Tarih, toplumlaşmanın, ve milli kimlik kazanmanın zorunlu bir şartı olmaktadır. Fert ve toplum bu hafıza ve hatırlama ile birbirine bağlanmakta ve etkileşim içine girmektedir.

Milli kimlik kavramının meydana gelişi, geçmiş, hal ve gelecek arasında muayyen bir insicam ve birliğin tesisiyle mümkündür. Bu üç zaman boyutunun birbirinden kesin hatlarla kopuk olması durumunda toplum hafızasında bir düzen, devamlılık ve birlik hali teşekkül edemeyecek ve onun kimliği de oluşamayacaktır.

Tarihin, hafıza ve kimliğin karşılıklı etkileşime girişindeki rolü, aslında hafıza ve kimliğe yeni bilgi eklemek değil, kimliğin hafızadan almış olduğu unsurlara meşruiyet kazandırmaktan ibarettir. Tarih, kimliğin yaratılmasında hafızanın destekleyicisidir. Tarihçiler şimdi dikkatini tarihin kimliğin teşkilinde nasıl kullanıldığı hususuna yoğunlaştırmışlardır. Kimliğin hafızaya göre inşa edilmesinden sonra tarihe başvurulduğu yaygın bir kanaattir.

Geçmişin toplum kimliğine göre inşa edilmesinde, hatırlama ve nakil aynı oranda rol oynar. Hafıza, bu kimliğin mevcut ihtiyaçlar doğrultusunda kendini ifade etmede başvurduğu bir araçtır. Buna tarihi hafıza da diyebiliriz. Tarih, yine hafızayı nakleden ve kimliğe hizmeteden bir araçtır.

1813’te Atina’da bir okul müdürü bir kutlama sırasında öğrencilerine coşkuyla şöyle diyordu:

“Şu andan itibaren isminiz artık John veya Paul değil, Pericles, Themistocles veya Xenophon’dur.” Yunanlılar garip bir çılgınlığa tutulmuşlar, gençliğe eski Hellenik isimler verir olmuşlardı. Yunan papazları artık çocukları vaftiz etmiyor, onlara kutsal aziz isimleri yerine Hellenik isimler takıyorlardı. Grek kimliği Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarını içine alan uzun bir sürecin emperyal kimlikleri içinde kaybolup gitmiş, yeniden inşası belki XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Greklerin dışında ortaya çıkan faktörlerin ürünü olmuştur. Grekler tarihi gelişme süreçlerinde mekânsal kopukluğa uğramışlardı. Bahis konusu bu siyasî yapılar Grek kimliğinden farklı mekânsal yapılar idiler. Grekler, tarih içinde mekân zincirinde birbirine eklenmez olan bu yapıları bütünüyle ihmal ederek zaman halkalarını birleştirdiler. Onlar aslında yaklaşık 2000 yıllık gerçek bir tarihin üzerini çizerek kendi kimliklerini antikiteye indirgediler.”

Milli Kimlik Konusu İle İlgili Sınav Sorusu

İnsan için genel bir tanım yaparsak, kendisine; “tarih bilincine sahip varlık” diyebiliriz. Geçmişini bilen, merak eden, yanlış da olsa bilmeye çalışan, gelecek endişesi olan, geleceğe dönük bazı tahminler yapan tek varlık insandır. Bu bakımdan, insanı tarih bilgisinden ve tarih bilincinden soyutlayamayız. Toplum için de tarih bilinci çok önemlidir. Şüphesiz bir toplumu, bir etnik grubu, ulusu oluşturan unsurların başında dil, din ve toprak parçası gelir. Bu üç unsurun zaman içinde iç içe geçmesi, iç içe geçişte yaşanan süreç tarihi oluşturur.

Demek ki tarih dediğimiz zaman kesitinde, coğrafyada olaylar meydana gelir; milletlerin ortak hafızası ve bilinci de bunun içinde oluşur. Oluşan şey kimliğimizdir. Kimlik; bizim dışımızda gibi görünen birtakım olayların, savaşların, istilaların, göçlerin içinde oluşan ortaklıklardır; dil ve din gibi şeylerdir.

İlber Ortaylı, Tarihimiz ve Biz

Aşağıdaki soruları “Tarihimiz ve Biz” başlıklı metne göre yanıtlayınız.

1) İnsanın tanımını yaparken niçin “tarih bilincine sahip varlık” diyoruz?

2) Tarih bilincine nasıl sahip oluruz?

3) Tarih bilincine sahip olmayan uluslar için hangi tehlikelerden söz edebiliriz?

4) Milli kimlik nedir? Mili kimlik oluşmasında tarihin rolünü açıklayınız.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi