Moğollar Anadolu’da (Tarih Konu Anlatımı)

Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi

10. sınıf Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesi Moğollar Anadolu’da konusunu tüm ayrıntılarıyla inceledik.

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 10. sınıf tarih dersinin 1. ünitesi olan Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesinin 6. konusunun devamı olan Moğollar Anadolu’da konusuna yer verdik. Moğollar Anadolu’da konusunu “Moğol İstilası’nın Anadolu’da meydana getirdiği siyasi ve sosyal değişimi analiz eder.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Moğollar Anadolu’da

Ders: Tarih 10

Ünite: Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi

Konu: Moğollar Anadolu’da

Kazanım: Moğol İstilası’nın Anadolu’da meydana getirdiği siyasi ve sosyal değişimi analiz eder.

Moğollar Anadolu’da konusunda Anadolu’da Moğol istilasının sonuçları nelerdir? Baba İshak Ayaklanması nedir? sorularını yanıtladık. Ayrıca Selçuklu-Moğol ilişkileri ile Mevlana Moğol ilişkileri hakkında bilgi verdik.

Anadolu’da Moğol İstilası

Moğollar, kuruluşlarından dağılışlarına kadar geçen 162 yıl boyunca fetih yapmışlardır. Tüm Asya’da işgalin ve baskının sembolü olmuşlardır. Moğolların işgal tehdidinden yaşama oldukça elverişli ve birçok doğal kaynağı bulunan Anadolu da payını almıştır. Anadolu’daki Moğol istilası temel olarak üç aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşama, Moğolların Anadolu sınırlarına yaklaşması ve bunu fark eden Türkiye Selçukluları’nın gerçekleşebilecek olası bir işgale karşı önlem almaya çalışmasıdır. İkincisi, Selçukluların bir süre sonra zayıflaması ve ve Moğolların bundan istifade savaş çıkarmasıdır. Üçüncü ve son olanı ise Selçuklular ve Moğollar arasında gerçekleşen savaş süreci ve savaştan sonra Anadolu’nun durumudur.

Selçuklu-Moğol İlişkileri

Moğollar, Anadolu Selçukluları’nın komşusu olan Harzemşahların sınır komşusu olduklarında halihazırdaki agresif politikalarıyla ün salmışlardır. Moğolların tüm dünya için büyük bir tehlike olduğuna inanan ve durdurulmaları gerektiğini düşünen zamanın Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad, onlara karşı çeşitli önlemler almıştır. Öncelikle, ülkenin savunmasını güçlendirme yoluna gitmiştir. Bunun için de ülke için siyasi, askeri ve kültürel öneme sahip olan Sivas, Konya ve Kayseri gibi şehirlerin surlarını ve savunma kalelerini yeniden inşa ettirmiştir. Ayrıca sınırları korumak amacıyla çeşitli Türk boylarını ülke sınırlarına göç ettirmiştir.

İkinci olarak ise diğer ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmuştur. Moğol tehdidine karşı yardım isteyen Abbasi halifesine 5.000 askerlik bir kuvvet göndermiştir. Eyyubilerle ittifak yapmıştır. Hatta diğer ülkelerden destek isterken Moğollara da elçiler göndererek onlarla da arasını hoş tutmuştur. Bir saldırı tehlikesine karşı tetikte olmaya karar vermiştir. Son olarak da ülkesini güvende tutmak amacıyla iç tehditlere karşı hızla tavır almıştır. İlk olarak Doğu Anadolu’yu güçlendirmek için Mengücekliler Beyliğine son vermiştir. Üstelik Selçuklular ve Moğollar arasında tampon bölge işlevi görmesine rağmen Anadolu’ya hamle yapan Harzemşahları haritadan silmiştir.

I. Alâeddin Keykubad, Selçuklu Devletini korumak için önlemler alsa da ülkenin yıkılmasını önlemek için bunlar yeterli olmamıştır. Bunun en önemli sebebi ise ülkede yaşanan iç karışıklıklardır. 1221 yılından itibaren batıya yönelen Moğol istilası, normalde Azerbaycan, Horasan gibi yerlere yönelen Türkmenleri kitleler halinde Anadolu’ya göç etmeye itmiştir.

Baba İshak Ayaklanması

O zamandan itibaren toplumsal denge yavaş yavaş bozulmaya başlamış ve halk arasında huzursuzluk yayılmaya başlamıştır. Bu huzursuzluk, ülkenin güzel zamanlarında kendini pek belli etmese bile 1237 yılında I. Alâeddin Keykubad’ın ölümüyle belirgin bir hal almıştır. Türkmenler sebebiyle bozulan toplumsal dengeyi fırsat bilen ve Yesevîlik tarikatını Anadolu’da yaymak isteyen Baba İlyas, Türkiye Selçuklu Devleti tarihindeki en büyük isyan hareketine öncülük etmiştir. Baba İlyas’ın ölümünden sonra ise onun sadık müritlerinden Baba İshak, büyük bir Türkmen zümresini etrafında toplamayı başarmıştır.

Ayrıca, I. Alâeddin Keykubad’dan sonra tahta geçen ve onun yeteneklerine sahip olmayan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in dine aykırı davranışlarda bulunduğunu iddia ederek propaganda yapmıştır. Böylece ülkenin doğusundan başlayan isyan, tüm ülkeyi sarmıştır. İsyan, Baba İshak’ın ölümüyle bastırılmıştır. Ancak isyanın güçlükle bastırılması Selçuklu Devleti’nin zayıfladığını ortaya koymuştur. I. Alâeddin Keykubad’ın gücünden ötürü Selçuklu Devleti’ne saldırmaktan çekinen Moğollar, bu iç karışıklıklarla beraber umut kazanmıştır. Bu umutla beraber Moğollar Erzurum’u yağmalamıştır. Yerli halkı katletmiştir. Bu da Kösedağ Savaşı’nın gerçekleşmesine sebep olmuştur.

Kösedağ Savaşı

Kösedağ Savaşı için II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Moğolların bölgenin tümüne zarar vereceğini söyleyerek din veya ülke farkı gözetmeksizin destek arayışına girmiştir. Hazırlıklar tamamlanınca temelini Selçukluların oluşturduğu ancak içinde Gürcü-Frank paralı askerlerinin de olduğu yaklaşık 80.000 kişilik bir ordu Kayseri’de toplanmıştır. Halep melikinin yolladığı 3.000 kişilik kuvvet de Sivas’ta bu orduya katılmıştır. Erzurum’dan sonra Moğolların Sivas’a da yürümelerinin üstüne II. Gıyaseddin Keyhüsrev, ordugâhını Kösedağ bölgesine kurmuştur. Ne var ki 1243 yılında gerçekleşen bu savaşta Selçuklular ağır bir mağlubiyet almıştır. Sultan da savaşın sonunda ordusunu geride bırakarak firar etmiştir. Bu savaşın sonucunda Anadolu’nun kaderini etkileyen pek çok gelişme yaşanmıştır. Bu savaşın sonunda tüm gücünü yitiren Türkiye Selçukluları Moğol egemenliğine girmiştir. Anadolu’daki otoritesini tamamen kaybetmiştir.

İkinci Beylikler Dönemi

Anadolu’daki otorite eksikliği birçok küçük Türk beyliğinin doğmasına sebep olmuştur. Böylelikle “İkinci Beylikler Dönemi” başlamıştır. Ayrıca Moğollar; Sivas, Kayseri ve Konya gibi önemli Selçuklu şehirlerini yağmalamışlardır. Oradaki tüm bilimsel ve kültürel aktiviteleri sona erdirmişlerdir. Moğollar sadece bu şehirlerle de kalmamışlardır. Ülke çapında bir kıyım ve yağmalama gerçekleştirmişlerdir. Bunun sonrasında Anadolu’da herhangi bir can veya mal güvenliği kalmamıştır. Ticari faaliyetler yok denecek kadar düşük bir seviyeye inmiştir. Tarımsal üretim de yapılamamıştır. Doğu Anadolu tarafından gelen ve bu berbat koşullara neden olan Moğollara karşı Türk halkı ise çareyi Batı Anadolu’ya kaçmakta bulmuştur. Bu sayede Batı Anadolu da Türkleştirilmiştir. Türklerin Batıya çekilmeleri ve Moğolların Anadolu’daki otoritesi ise Moğollara bağlı olan İlhanlıların 1335’te yıkılması ile son bulmuştur.

Moğolların Anadolu’ya yakın bir yerde mevzilenmeleri en iyi Türkiye Selçuklu hükümdarı sayılan I. Alâeddin Keykubad’ı alarma geçirmişse de aldığı önlemler ve ülkesini koruma çalışmaları sadece kendi döneminde etkili olmuştur. Ondan sonra ise daha az yetenekli bir yönetici olan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in başa gelmesi ve Baba İshak’ın sebep olduğu ayaklanma, Moğollara zayıflayan Selçuklu Devletini işgal etmek için iyi bir fırsat sunmuştur. Erzurum’da katliam yaparak Selçukluları savaşa davet eden Moğollar, Kösedağ’da gerçekleşen savaşı kazanmışlardır. Uzun bir süre Anadolu’daki baskın güç olarak hüküm sürmüşlerdir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Moğol İstilası Nedir? Nedenleri ve Sonuçları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.


1. Ünitenin Tüm Konuları: Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

Moğollar Anadolu’da (Tarih Konu Anlatımı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön