İstanbul'un Fethi Nasıl Gerçekleşti?

İstanbul’un Fethi Nasıl Gerçekleşti? 29 Mayıs 1453’te Neler Yaşandı?

Muhasaranın Başlaması - Fetih Gerçekleşiyor

Bu yazımızda İstanbul’un fethi nasıl gerçekleşti? sorusunu yanıtladık. Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, uzun bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453’te Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiştir. Bizlerde bu kuşatma yani İstanbul’un fethi nasıl gerçekleşti tüm ayrıntılarıyla anlattık.

İstanbul’un Fethinin Hazırlık Süreci

Her ne kadar resmi kuşatma 6 Nisan 1453’de başlasa da, Osmanlı Ordusu o tarihe kadar bir hazırlık süreci içerisinde olmuştur. Boğazkesen Hisarı yaptırılmış ve şehir karadan abluka altına alınmış, fakat denizle bağlantı kesilememiştir. Bununla beraber şubat ayında dökülen topların İstanbul önüne naklini garanti altına almak için Karaca Paşa gönderilerek Misivri, Ahyolu ve Vize gibi kaleleri alması emredilmişti. Mart ayı başlarında ise Sultan Mehmed sancaktarlarını Bizans’a karşı yürütülecek bir kuşatma için bilgilendirdi. Ayrıca İstanbul’a Mora’dan gelecek bir yardımı önlemek adına Turahan Bey ve oğullarını Mora despotları Tomas ve Dimitriyos’u oyalamaları için gönderdi.

Kuşatmanın Başlaması

Sultan Mehmed bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra, 23 Martta, Edirne’den hareket etti. Nisanın beşinde 150-160 bin kişilik bir orduyla İstanbul’a varan Sultan Mehmed 6 Nisan günü şehri resmen kuşattı. Bu noktada Osmanlı Donanması da denizde hazır bekliyordu. İşte tüm ayrıntılarıyla İstanbul’un fethi nasıl gerçekleşti? sorusunun yanıtı;

18 Mayıs Taarruzu

18 Mayıs akşamı Osmanlı Ordusu surlara sürpriz bir saldırı düzenledi. Ama bu saldırı büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. İstanbul’u çevreleyen surların aşılamaması nedeniyle pek çok Türk askeri ölürken, Rumlar günü kayıpsız atlatmayı başardı.

20 Nisan Deniz Savaşları

Batı’dan İstanbul’a yardım amacıyla gelen dört Cenova gemisinin İstanbul’a varamadan rüzgardan mahrum kalması sonucu bu fırsatı değerlendirmek isteyen Sultan Mehmed, Osmanlı Donanması’nı gemileri bozguna uğratmaları amacıyla gönderdi. Fakat bu girişim de başarısız oldu.

7 Mayıstaki Hücum

Sultan Mehmed Eğrikapı’daki surun top ateşine karşı fazla güçlü olduğu ve Topkapı cephesinden yapılacak olan bir saldırının daha iyi sonuç vereceği düşüncesiyle Eğrikapı tarafındaki büyük toplardan birisi Topkapı cephesine getirilmesini emretti. Bu noktada top ateşi halihazırda sürekli devam etmekteydi. Sonunda 7 Mayıs’ta surlara yeterince zarar verildiği düşüncesiyle Bayrampaşa deresi yakınlarındaki surlara ikinci bir taarruza geçildi. Fakat üç Venedik gemisinin bölgeye yardıma gitmesi nedeniyle bu taarruzdan da bir sonuç alınamadı.

12 Mayıs Taarruzu

Vlaherna Saray’ı ile Edirnekapu arasındaki surlarda açılan bir gediği değerlendirmek amacıyla 12 Mayısta yapılan bu taarruz, başta başarıya ulaşacak gibi gözükmesine rağmen yedek kuvvetlerinin gelmesi nedeniyle sonuçsuz kaldı. Bununla beraber tekrar eden taarruz, bu sefer de Edirnekapı’dan gelen 1000 kişilik takviye birliğince engellendi. Devam eden süreçte sayısız top muharebeleri, ok ve kurşun atışları, şehre giriş maksadıyla yapılan lağım açma çalışmaları- ki Bizans tarafından bulunup kapatılıyorlardı- ve hareketli harp kulelerinin surlara taarruzları ile geçti.

23-24 Mayıs Barış Görüşmeleri

Sultan Mehmed’in nihai taarruz vakti geldiğine olan inancıyla- usulen ve insan kaybını en aza indirmek amacıyla- 23 veya 24 Mayısta İsfendiyaroğlu Kasım Bey Bizans İmparatoru’na barış teklifi yapmak için elçi olarak gönderildi. Barış teklifi genel olarak “Şehrin Osmanlı Devleti’ne terki, gitmek isteyen herkesin (İmparator, maiyeti ve halk) özgür olduğu ve bir savaş olması durumunda Osmanlı’nın eline düşecek olan herkesin ise esir olarak değerlendirileceği”ni bildiriyordu. Bizans İmparator’u buna karşılık vergi ödemeyi teklif etse de Sultan Mehmed bunu kabul etmedi. İstanbul’u ne olursa olsun ele geçireceğini bildirdi.

25-26 Mayıs Macar Kralı ile Görüşmeler

25-26 Mayıs tarihlerinde bir Macar Heyeti, Naip Jan Hunyand’ın tahtan çekildiğini dolayısıyla Osmanlı ile üç sene için imzaladıkları ateşkesin bertaraf edildiğini bildirmek ve iade etmek amacıyla Osmanlı üssüne ziyarette bulundu. Aynı zamanda bu heyet İstanbul kuşatmasının kaldırılmaması halinde Bizans’ı destekleyecekleri ve hatta Avrupa’dan bir filonun da Bizans’ın yardımına gelmekte olduğunu haber verdi. Macarların ve Avrupa’nın desteğini bildirmesi karargahta dedikoduların başlamasına ve askerlerin moralini bozmasına vesile oldu. Bu noktada Macar elçisinin Avrupa’dan gelen filoyla 26 Ocak’ta Bizans’la imzaladıkları ittifak neticesinde Venedik Cumhuriyetinin göndermeyi kabul ettiği fakat- birazcık- geç kalmış olan filosunu kastetmesi kuvvetle muhtemeldir.

27 Mayıs Ordu Müzakeresi

Macarların Osmanlı Devleti’ne karşı tutumu ve Avrupa’dan bir filo geleceği haberi nedeniyle Ordu içerisinde bir tedirginlik baş göstermişti. Bu noktada Venedik veya Papa donanmasının Sakız’a ulaştığı haberi gelmişti. Bu nedenle 27 Mayıs akşamı varolan durumu tartışmak amacıyla bir meclis toplandı. Karşıt görüşler gözden geçirildi. Üç Haçlı Seferine tanık olmuş vezir-i âzam Halil Paşa, savaşın devam etmesi durumunda Batı Hristiyanlarının Türkleri Balkanlardan atmak için daha geniş kapsamlı bir harekette bulunacakları endişesi ile kuşatmadan vazgeçilmesi ve Bizans’ın ağır bir vergiye bağlanmasıyla yetinilmesini önerdi.

Buna karşın Zağanos Mehmed Paşa ise İstanbul’a yardım yapılmayacağını ve yapılsa bile Osmanlı Ordusu’nun düşmanlarını alt edebileceğini savundu. Zağanos Paşa’ya bazı üstsubayların ve ulemanın destek vermesi ve Ak Şemseddin’in de konu lehine mektubu sayesinde nihai hücuma karar verildi. Taarruzun ayrıntıları kesinleşinceye kadar Macar elçisi esir alındı. Sultan Mehmed; deniz ve kara kuvvet kumandanlarını toplayarak surda açtıkları deliğin girilebilecek kadar genişlediğini dolayısıyla İstanbul’u ve tüm hazinelerini yakında elde edeceklerine emin olduğunu söyledi. Hepsine gayretleri ve fedakarlıklarından ötürü teşekkür ederek- yayılan dedikodulara karşın- askerlerin moralini düzeltmeye çabaladı.

27 Mayıs-29 Mayıs Bombardımanları

Taarruz için müzakereler yapılırken bir yandan da top atışına devam edilmekteydi. Özellikle 27 Mayısta başlayan ve üç gün süren bir bombardımanla- Rumların gedikleri onarmasını engellemek amacıyla gece bile top atışına devam edilmişti- nihai taarruz için uygun şartların oluşturulması sağlandı. Bu süre zarfında Osmanlı Ordusu açılan deliklerden birkaç kez girmeye çabalasa da Bizans İmparatoru tarafından geri püskürtüldüler.

29 Mayıs 1453’te Neler Yaşandı?

İmparator XI. Konstantin, çeşitli kaynaklardan- ki burada kasıt Galata Cenevizlileri ve Osmanlı karargahında bulunan Rumların ucuna kağıt taktıkları okları surlardan içeri atmalarıdır- 29 Mayıs Taarruzunu haber almıştı. Gerekli hazırlıkları yapmaya başlamıştı. 28 Mayıstan itibaren şehrin savunması sırasında kullanılacak malzemeler hazırlanmaya başlandı. Surlarda açılan gedikler olabildiğince onarılmaya çalışıldı. Buna karşın Topkapı’da Liküs vadisine inen sırt tarafındaki gedik Türk Ordusu tarafından büyütüldü.

Aynı anlarda Osmanlı karargahında ise taarruzla ilgili plan yapılmaktaydı. Fikir alışverişleri sonucunda Tophane ve Fındıklı limanında yatan donanmanın Langa ve Samatya’ya uzanan kıyıda belirli bölgelerde karaya asker çıkarması ve bu askerlerin merdiven dayamak suretiyle surlara tırmanması kararlaştırıldı. Bu sırada donanmadaki ok ve mancınıklar da askerlere veya merdivenlere yapılacak müdahaleleri engelleyecekti. Haliç’teki donanma ise Tahtakapı’dan Unkapanı’na kadar olan bölgede aynı işlemi gerçekleştirecekti. Kara taarruzunda ise önceki taarruzlardakiyle aynı düzen uygulandı. Sağ kolda Mahmud Paşa, sol kolda Karaca Paşa ve Topkapı cephesinde de bizzat Sultan Mehmed.

Asıl taarruzdan önce ise surları yıkmak amacıyla pek çok öncül saldırı gerçekleştirildi. Öncül taarruzlar sırasında surlardan içeri giren Murad Paşa, Jüstinyani’yi öldürmek için saldırdıysa da kaybetmiştir. Türk Ordusu öncül saldırılarda kesin bir başarı yakalayamasa da çatışmanın kızışması üzerine İmparator’a İstanbul’u terk etmesi teklif edilmiştir. O ise reddetmiştir.

28 Mayıs gecesinden 29 Mayıs günü sabaha yakın saatlere kadar- 29 Mayıs günü gerçekleştirilecek olan asıl taarruza hazırlık amacıyla- iki taarruz daha yapıldı. Nihai taarruzda ise Topkapı ve Edirnekapısı esas taarruz merkezleri olarak belirlenmiştir. Sultan Mehmed’in de bulunduğu bu koldaki gediğin İstanbul’un içine girmekte en önemli adım olduğu düşünülmüştür. Ne yazık ki yapılan iki taarruzdan da kayda değer bir sonuç elde edilememiştir. Türk askerlerin grejuva ateşi aracılığıyla Rumlar tarafından öldürülmüştür. Diğer cephelerde de sonuç aynıydı.

29 Mayıs Taarruzu

İlk iki taarruzdan istenilen sonucunun alınamaması nedeniyle son koz olarak Sultan Mehmed önderliğindeki yeniçeriler ve yedek kuvvetler, İmparatorun da bulunduğu merkez bölgesinde çatışmaya girdi. Jüstanyani’nin de yaralanması ve aşırı kan kaybının onu geri çekilmeye zorlaması sayesinde taarruzun seyri Osmanlı Ordusu lehine değişti.

Sultan Mehmed, Yeniçeri Ordusu’nu -surlardan atılan ok ve taş yağmuru devam etmesine rağmen- hücuma itti. Süreç ilerledikçe şehri çevreleyen hendeği aşıp sura dayanan yeniçeri sayısı artmaya başladı. Ulubatlı Hasan adında bir yeniçeri kalkanını ok yağmurundan korunmak amacıyla başının üstünde tutarak sura ilk çıkan asker oldu. Yaralanmasına rağmen diğer yeniçerilerin de sura tırmanmasına yardım etti. Ulubatlı Hasan savaş sırasında surdan düşüp ok ve taş yağmuru tarafından öldürülse de Türk Ordusu’nun İstanbul’u Fethinde büyük rol oynadı.

Surda halihazırda var olan deliklerden de yeniçerilerin girmesi ile birinci sur ile ikinci sur arasında kalan bölge Osmanlı Ordusu tarafından zapt edildi. Savaş sırasında Konstantin de omzundan yaralanmıştı. İçlere doğru çekilmeye başlamıştı. İmparator’un geri çekildiğini gören askerlerin de paniklemesi sonucu dış sur tamamiyle düştü. Rum askerlerinin dış sura yoğunluklu olarak konuşlanmaları sonucunda müdafaasız kalan iç surlar da kolayca alındı. Böylece Topkapı müdafaası bastırıldı ve Türk kuvvetleri bu kapıdan şehre girdi.

İstanbul’un Fethi Nasıl Gerçekleşti?

Aynı zamanda taarruz başka bölgelerde de devam etmekteydi. Silivri tarafındaki surlarda oluşan bir gedik kullanılarak şehrin içine girilmiştir. Aynı zamanda Topkapı ile Edirne surlarının sol tarafında kalan ve Konstantin’in emriyle savunmaya açılmıştır. Kerkaporta kapısını kullanan Türk askerlerinin desteğe gitmesi sonucunda Karaca Paşa oradaki Rumları mağlup etmeyi başarmıştır. Osmanlı sancağını dikmiştir.

Haliç tarafındaki donanma ise Odun kapısı aracılığıyla şehre girmiştir. Osmanlı Donanması, surlardaki Rum askerleri tarafından geri püskürtülmüştür. Ancak iki saat sonra -diğer cephelerdeki Türk askerlerinin Rum askerlerine surlardan saldırması sonucu- şehre girebilmişlerdir. 29 Mayıs taarruzu boyunca Türkler tarafından tek yenilgi Vasileos, Leon ve Aleksiyüs burçlarındandır. Giritli gemiciler tarafından savunulan bu burçlar ele geçirilememiştir. Osmanlı Ordusu’nun geri kalan bölgelerdeki başarısı nedeniyle savaşa önemli bir etkisi de olmamıştır. Giritli gemiciler ise kendilerinin ve mallarının serbest bırakılması şartı ile müdafaadan vazgeçmişlerdir. Türk Ordusu’nun şehre girmesi üzerine Rumlara yardıma gelen gemiler şehir halkını da alıp uzaklaşmışlardır. Bizans kumandanı Çelebi Mehmed’in oğlu Şehzade Orhan ise kıyafet değiştirerek saklanmaya çalışmıştır. Sonunda kendisini surlardan atarak intihar etmiştir. Sonuç olarak elli dört gün süren bir kuşatma ve dört taarruzun ardından 1125 yıllık başkenti olan İstanbul 29 Mayıs 1453’de Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiştir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak İstanbul Neden Fethedildi? İstanbul’un Tarihi Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi